 Türk Dili ve Edebiyatı  Türk Edebiyat Tarihi  Halk Edebiyatı  Divan Edebiyatı  Atasözleri Sözlüğü
Yıldızlar ateş böceği sanılmaktan korkmazlar. (TAGORE) | TEŞBİH (BENZETME) Anlama güç katmak için, aralarında gerçek yada mecaz, çeşitli yönlerden ilgi, benzerlik bulunan en az iki varlıktan zayıf olanı nitelik bakımından güçlü olana benzetme sanatıdır. Şair, kendisini etkileyen bir olay veya varlık karşısında heyecanlanır, bu heyecanını daha kuvvetli ve tesirli anlatabilmek için, o ruh hâlini okuyucuda daha iyi canlandırabilecek benzetmeler yapma yoluna gider ve bunun sonucunda da teşbîh sanatı meydana gelmiş olur. Teşbîh sanatında en az iki, en fazla dört öge bulunur ve yapılan teşbîh bu ögelerin bulunup bulunmamalarına göre bazı isimler alır. Bu dört benzetme ögesi (erkân-ı teşbîh, teşbîhin rükunları, ögeleri) şunlardır : 1- Benzeyen (müşebbeh, teşbîh edilen, benzetilen) : Birbirine benzetilen şeylerden nitelik bakımından güçsüz olanıdır. 2- Kendisine Benzetilen (Müşebbehünbih, kendisine teşbîh edilen, benzetmelik) : Birbirlerine benzetilen şeylerden nitelik bakımından daha üstün ve güçlü olanıdır. 3- Benzetme Yönü (Vech-i Şebeh) : benzeyen ve kendisine benzetilen arasındaki ortak noktadır. Zaten benzetme bu ortak noktayı belirtmek için yapılır. (Ancak bu ortak nokta her zaman vurgulanarak zikredilmeyebilir.) 4- Benzetme Edatı (Edat-ı Teşbîh) : Benzeyen ve kendisine benzetilen arasında benzetme ilgisi kuran kelime veya ektir. Teşbîhte genellikle şu kelime yada ekler benzetme edatı olarak kullanılır : Âdetâ, andırır, benzer, bigi, çü, çün, gibi, gûnâ, gûne, gûyâ, gûyiyâ, kimi, mânend, meger ki, misal, misillü, misl, nitekü, nitekim, sanki, sıfat (gül- sıfat), tek, tıpkı, -asâ, -vâr, -veş vb. Aşağıdaki örnekte benzetme ögelerini topluca görebilmekteyiz. Durmuş zaman gibiydi geçmeyen zaman. Yahyâ Kemâl 1- Benzeyen (benzetilen, müşebbeh) : zaman 2- Kendisine benzetilen (mişebbehünbih) : durmuş saat 3- Benzetme yönü (Vech-i şebeh) : durup geçmemek, ilerlememek, durmuş 4- Benzetme edatı (edat-ı teşbîh) : gibiydi zaman durmuş saat durup geçmemek, ilerlememek, durmuşgibiydi Bu örnekte geçmeyen zaman durmuş bir saate benzetilmektedir. Bu mısrada kullanılan kelimelerin tamamı gerçek anlamlarında kullanılmıştır. Bununla birlikte “durup geçmeyen zaman” gerçekten durmuş bir saat değildir. Mecâzî bir benzerlik söz konusudur. Yani kelimeler gerçek anlamlarında kullanıldıkları halde meydan getirdikleri anlam bütünlüğü mecâzî bir yapı kazanır. Bu örnekte, şair kendi ruh sıkıntısından doğan zamanın bir türlü geçmeyişini, durmuş bir saate benzeterek okuyucu üzerindeki etkiyi arttırmaya çalışmıştır. TEŞBÎH ÇEŞİTLERİ : Benzetme ögelerinden (erkân-ı teşbîhten) birisinin yada birkaçının kullanılıp kullanılmamaları açısından yaygın tarife göre dört türlü teşbîhten söz etmek mümkündür. 1- Mufassal Teşbîh (Teşbîh-i Mufassal, tafsilatlı, ayrıntılı teşbîh) : Benzetme ögelerinin tümünün bulunduğu teşbîhe mufassal teşbîh denir. Benzetme ögelerinin tümünün bulunduğu teşbîhe mufassal teşbîh denir. Ali aslan gibi cesurdur. 1- Benzeyen-benzetilen : Ali 2- Kendisine benzetilen : aslan 3- Benzetme yönü : cesaret 4- Benzetme edatı : gibi Ali aslan cesaret gibi Meltem’ in gözleri deniz rengi gibi masmavidir. 1- Benzeyen : Meltem’ in gözleri 2- Kendisine benzetilen : deniz rengi 3- Benzetme yönü : masmavilik 4- Benzetme edatı : gibi Bir güzel yırtıcı kuş gözleri gördüm, baktım Som mücevher gibi kan kırmızı tırnaklarına Yahyâ Kemâl 1- Benzeyen : tırnaklar 2- Kendisine benzetilen : som mücevher 3- Benzetme yönü : kırmızılık, kırmızı renkte oluş 4- Benzetme edatı : gibi «1» «2» «3» «4» «5» «6» |  Bölümler  Genel Bilgi
İçerde Haberin var mı taş duvar? Demir kapı, kör pencere, Yastığım, ranzam, zincirim, Uğruna ölümlere gidip geldiğim, Zulamdaki mahzun resim, Haberin var mı? Görüşmecim, yeşil soğan göndermiş, Karanfil kokuyor cıgaram Dağlarına bahar gelmiş memleketimin... Ahmed Arif |