Ana Sayfa Facebook'ta Paylaş  Üye GirişiÜye Ol
27/08/2014    iPNo: 54.196.197.28
Mail Girisi  |
 WEBMAİL  |  DİZİN  |  İLETİŞİM  |  REKLAM  |  HAKKIMIZDA
Türk Dili ve Edebiyatı
 
Türk Edebiyat Tarihi
 
Halk Edebiyatı
 
Divan Edebiyatı
 
Atasözleri Sözlüğü
 
Romantik
Ya ümitsizsiniz. Ya da ümit sizsiniz. Ya çaresizsiniz. Ya da çare sizsiniz.
(Behçet Necatigil)

Cenap Şehabettin'in Hayatı
Edebiyat-ı Cedide'nin önde gelen temsilcilerinden Cenap Şahabettin 12 Şubat 1934'te beyin kanamasından öldü; ünlü şiiri "Elhan-ı Şita"yı anımsatan yoğun bir kar yağışı altında toprağa verildi. 1870'te Manastır'da doğan Cenap Şahabettin edebiyata yakın ilgi duyan bir aileden geliyordu. Kendisi de küçük yaşta şiir yazmaya başladı; ilk şiirleri Saadet gazetesinde yayımlandı. Feyziye İdadisi'ni, Askeri Tıbbiye'yi bitirdikten sonra ihtisas için Paris' e gönderildi (1890). Dönüşünde (1894) Mersin ve Rodos'ta doktorluk, Hicaz' da sıhhiye müfettişliği yaptı. 1914'te emekliye ayrılarak Darülfünun'da müderrisliğe başladı; Batı edebiyatı ve Fransız dili okuttu. Fransız şiirinin havasını kaynağında solumuş, Verlaine'e yakınlık duymuştu. Yenilikçi bir şairdi. Çok süslü ve ağdalı bir dille, sonnet biçiminde yazdığı aşk ve doğa şiirleriyle sembolizmin öncüsü sayıldı. Servet-i Fünun'un Tevfik Fikret' ten sonra en etkili şairiydi. 1908'den sonra düzyazıya ağIrlık verdi. Tanin, Hürriyet, Kalem ve Hak gazetelerinde çıkan makalelerinde Genç Kalemler'in “sade dil” anlayışına karşı Osmanlıcayı savundu. Karşıtlarını eleştirirken alaycı bir üslup kullandı. Ona göre "istihza zekanın en tabii hakkı"ydı. Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu hareketine karşı yazılar yazdı; Cumhuriyetin ilanıyla birlikte görüşlerini değiştirdi. Şiirleri ölümünden sonra kitaplaştırılan Cenap Şahabettin’in gezi (Hac Yolunda, Avrupa Mektupları ve Afak-ı Irak), makale (Evrak-ı Eyyam ve Nesr-i Harb, Nesr-i Sulh), tiyatro (Yalan, Körebe, Küçük Beyler) kitapları sağlığında basılmıştı. 14 Şubat'ta, sade bir törenle Bakırköy Mezarlığı'nda, kızı Destine Hanım'ın yanına gömüldü. Meslektaşı ve dostu Mazhar Osman (Usman), kara ve fırtınaya karşın bir konuşma yaparak onu “dahi şair” olarak.selamladı. Ertesi günkü Cumhuriyet'te de Abdülhak Hamit’in Yunus Nadi'ye yolladığı başsağlığı mektubu yayımlandı: “Yazıklar olsun! Yalnız ona değil; onu.bilenlere ve sevenlere yazık, en büyük üstatlarından bulunduğu edebiyatımıza yazık, hatta Cenab’ın öldüğünü duyduğum için bana da yazık!”
Geri ««
Bölümler
 
Genel Bilgi
 
Çiçek
İçerde
Haberin var mı taş duvar?
Demir kapı, kör pencere,
Yastığım, ranzam, zincirim,
Uğruna ölümlere gidip geldiğim,
Zulamdaki mahzun resim,
Haberin var mı?
Görüşmecim, yeşil soğan göndermiş,
Karanfil kokuyor cıgaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin...
Ahmed Arif
 

Telif Hakkı © 2004 - 2014 Egze Bilişim & Hosting Hizmetlerine Aittir