08/01/2009    iPNo: 38.103.63.58
Mail Girisi  |
WEBMAİL  |  DİZİN  |  İLETİŞİM  |  REKLAM  |  HAKKIMIZDA
E-kart  |  Wallpaper  |  Download  |  Forum  |  Sohbet  | Üyeler  |  Edebiyat  |  Avatarlar  | Güzel Sözler  |  İnternet  |  Haberler  |  Canlı Tv İzle  |  Zorluk Çektikleriniz  |  Tarih  |  İsim Sözlüğü  |  Öğreniyorum  |  Oyun  |  Burçlar  |  Radyo Dinle  |   Hosting Hizmetleri  |  Web Messenger  |  Online Müzik
Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4  Sonraki | Tümünü Göster
   Egze & Askcicegim & Kumru.Net Forum Ana Sayfası -> Aşk Konuları
**zerd@**
**zerd@** Offlinedir 
Sempatik Üye
Sempatik Üye
Kayıt: 03 Arl 2004
Son Görülüşü: 11 Tem 2008
Mesajlar: 2332
Seviye:39

Altın: 122568
**zerd@**
Mesaj No: 44478 - Mesaj No - 44478Tarih: Pts Arl 19, 2005 8:19 pm    Mesaj konusu: (No subject) Alıntıyla Cevap Ver
Keşke bu mektubu sana pembe, ama uçuk pembe bir mektup kağıdına, mürekkep kalemle yazsaydım. Mürekkebi bittiğinde, yazacağım cümleyi unutmamak için, çabuk çabuk doldurma telaşında olsaydım.

Hatta şu anda kulaklıkla bir mp3 değil de, bir kemandan çıkan canlı, capcanlı aşk melodileri dinleseydim. Seni anlatan, anlattıkça bana daha da yaklaştıran, bi o kadar da içime dolan seni...

Gece geç saatlere kadar otursam, hafif, bir tüy gibi hafif yüreğimi seninle paylaşsam, ezgilerle, şiirlerle, yazılarla... Karşımda otursan, öylece sana baksam... saatlerce, hiç gözümü kaçırmadan, hiç kıpırdamadan, dalsam gözlerinin derinlerine...

Seni çok özlüyorum, o kadar kalabalıktayım ki... o kadar katı gerçeklerle iç içeyim ki ve o kadar hayatın acımasızlığı ile boğuşuyorum ki... seni düşünmeyi ihmal edecek kadar. İhmal ettiğimde de her şeyi bırakıp kaçmak isteyecek kadar... Ama sabah olduğunda yine her şey bir önceki gün gibi... Üzülüyorum, boğuluyorum, istemiyorum, seni özlüyorum, seni özlediğimi unutacağım diye telaşlanıyor, onun için sabah olsun istemiyorum.

Ama biliyorum, sen oradasın. Elimi uzatsam elini tutacak kadar, kafamı çevirip baktığımda, göz göze gelecek kadar yakınımdasın...

Biliyor musun hep seni bekliyorum, sabah evden çıktığımda, apartmanın kapısında aniden karşıma çıkacaksın sanıyorum, ya da durakta beklerken arabanın içinde, hatta yolda yürürken, aniden elinle bir demet kır çiçeği ile karşıma çıkacakmışsın gibi...

Bak aşkım, yine bir gün bitti. Her biten gün gibi, telaşıyla, donukluğu, kalıplaşmışlığıyla... Yine akşam oldu, ben yine evdeyim. Telaşla içeri giriyorum.....

Gözlerine dalmak, ellerini avuçlarıma almak, kokunu içime çekmek ve seni sımsıkı sarmak için...

Kapıyı hızla açıyorum, evet işte yine yoksun, zaten hiç gelmedin ki, kim bilir belki de hiç olmadın ki...ama mutlaka birgun geliceksin aşkım.....

Güneş her sabah umuda doğsun,
umut gözlerinde bir ışık olsun,
gözlerin uzaklara dalsın,
en uzağın bir adım olsun,
attığın her adımda yüreğine mutluluk dolsun...


Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder Başa dön
**zerd@**
**zerd@** Offlinedir 
Sempatik Üye
Sempatik Üye
Kayıt: 03 Arl 2004
Son Görülüşü: 11 Tem 2008
Mesajlar: 2332
Seviye:39

Altın: 122568
**zerd@**
Mesaj No: 45344 - Mesaj No - 45344Tarih: Cum Oca 20, 2006 12:03 am    Mesaj konusu: (No subject) Alıntıyla Cevap Ver
Yaralısın...Yaralıyım...
Çünkü yaşıyor olmak bazı kalpleri yaralıyor.Bu hayatı böyle çırılçıplak görmek hiç korunmadan ona öylece ve yıllarca maruz kalmak yaralar bazı insanları...


Yara açıktır ve hep içerlere işler.Hayatı senin gibi görmeyenlere anlatsan dinlemezler,dinleseler inanmazlar.Biz öyle görmüyoruz,senin ruhun hasta derler.Kendin gibi birini bulana kadar hastasındır...

Evet,aşk yoksa hayat bir akşamın oluşu gibidir;ömrün anlamsızlığı o kızıl,odüş yorgunu ışıklar gibi vurur yalnızlık pencerene.Kalbindeki yaranın acısı,o yürek yanması dahada büyür.Oysa dışarıda küçümsenir duyguların ,alaya alınır gözyaşın.Çünkü kalkınma yükselme zamanıdır.

Aşk aslında birilerinin gelip yarana dokunmasıdır...Ozaman yaranı örten,seni boğan o büyük boşluk aralanır.İşte o zaman korkuların biter,utanç diner.anlarsınki,o boşluk sana ait değildir.Aslına dönersin,ilk haline yaralı haline...Yara iyileşirmi peki?Hayır,ne kadar büyük ve güçlü olursa olsun hiçbir aşk bu yarayı iyileştiremez.Bu yara yaşamaktandır çünkü,yaşamanın ta kendisidir...

Bu yaraya dokunduktan bu yarayı hatırlattıktan sonra çekip giden sevgiliye bu yüzden derin bir öfke duyulur.Çünkü yaralı insana kendisiyle buluştuktan sonra yeniden boşluğa düşmesi ölümden bile korkunç gelir.Çünkü korkusuzca soluk alan yaranın üzerini,yine ve büyük bir hızla o eski boşluk örtmeye başlar.Bayalıklar,unutkanlıklar,korkular,boyun eymeler,ertelenen düşler,uzlaşmalar,hırslar,basit hesaplar örter...

Aşk biterken yaşanan o büyük üşümek bundandır işte.Ayakta kalman,ilerlemen,kendini kanıtlaman ve büyümen için seni hep bu boşluğa çağırırlar...

Büyümek dedikleri aslında bu korkunç boşlukta üşümektir,hep üşümektir..."

Güneş her sabah umuda doğsun,
umut gözlerinde bir ışık olsun,
gözlerin uzaklara dalsın,
en uzağın bir adım olsun,
attığın her adımda yüreğine mutluluk dolsun...


Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder Başa dön
**zerd@**
**zerd@** Offlinedir 
Sempatik Üye
Sempatik Üye
Kayıt: 03 Arl 2004
Son Görülüşü: 11 Tem 2008
Mesajlar: 2332
Seviye:39

Altın: 122568
**zerd@**
Mesaj No: 48652 - Mesaj No - 48652Tarih: Prş Mar 02, 2006 8:51 am    Mesaj konusu: (No subject) Alıntıyla Cevap Ver
Gecenin karanlığı bana o kadar şey düşündürüyor ki; anlatamam. Hatalarım, pişmanlıklarım, düşünceler içinde savaş veriyorum. Bir de özlemlerim var tabi.. Benim özlemim geleceğim ve geleceğimin içindeki sen. Ama farklı şeyler yazıyoruz. (Sen ve Ben)

Evet bana göre çok büyük bir aşk yaşıyoruz. Fakat beraberinde korkular var. Hani çok değer verdiğim bir şey olur ve sen ona özen gösterirsin. Adeta varlığın, bütün huzurun ona bağlıdır. Bir süre sonra ona bir şey olduğunda ise artık hayatının bittiğini düşünürsün. Ben daha önce yaşadım bunları sevgili! Acısı çok büyük... Seni kaybetmeyi düşürdüğümde de aynı acıyı çekiyorum. Artık anladın mı seni ne kadar büyük bir aşkla sevdiğimi?

Baksana bu sessizlik, bu karanlık, bir de sensizlik neler yazdırıyor bana.. Öyle şeyler var ki içimde.. Bunu ben bile bilmiyorum. İçimde bir şeyler korkutuyor belki de beni.. Beynimi tırmalıyor artık yaşadıklarım. Dünya böyle bütün hızıyla dönüyor. Ne kadar bize yavaş gelse de..

Güneş her sabah umuda doğsun,
umut gözlerinde bir ışık olsun,
gözlerin uzaklara dalsın,
en uzağın bir adım olsun,
attığın her adımda yüreğine mutluluk dolsun...


Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder Başa dön
**zerd@**
**zerd@** Offlinedir 
Sempatik Üye
Sempatik Üye
Kayıt: 03 Arl 2004
Son Görülüşü: 11 Tem 2008
Mesajlar: 2332
Seviye:39

Altın: 122568
**zerd@**
Mesaj No: 48653 - Mesaj No - 48653Tarih: Prş Mar 02, 2006 8:52 am    Mesaj konusu: (No subject) Alıntıyla Cevap Ver
Gizli yaşamadım hiçbir şeyi ben... Senide gizli yaşamam. Seviyorsam seviyorum, eğer yanımda istiyorsam, uzatırım elimi telefona hiç çekinmeden....
Sevgili ben aşkımı laf kovalamacalarının ardına saklamam. Önümdeki dağın eteklerinden değil, tepesinden bağırırım seviyorum diyerek(!)
ve sen bir gün benim olursan, benim olunca değerini yitirmem. her gün mavi denizlerde tek başıma yol alırcasına keşfetmeye başlarım seni, benim olduğuna şükrederek...
Kendimi ve sevdamı hep önde tutarım. Senin gibi utanmam sevgimden, sen yaşayamadın sevgini çekinmeden...
Sen bana gökyüzündeki bulutlar kadar uzak olsan da, yağacak yağmur kadarda yakınsın aslında...
Sevdam benim(!)
Nasıl da erteledik yaşayacaklarımızı. Yaşananlar saklanır mı yarına...
Diyorum ya ben saklamam asla.... Öpücüklere boğardım seni ummadığın anda.... Ağlayamazdın çünkü beceremezdin yanımda... Uzun bir yolculuğa çıkardık senle evimizde; her gün aynı olan evde fakat farlı yönlerde...
Bilinmez bir yola girerdik, sinemaya giderdik, kitap okurduk ve ben bize bakan şaşkın bakışları es geçerek sana sarılırdım.
Bizim orası denize bakıyor, deniz kadar sınırsız, deniz kadar coşkulu yaşanıyor aşklarda...
Sen sürgüne çıkarttın bu aşkı, seni doyarak yaşamak var da...
Son sevgilim sana söylüyorum son kez(!)
Önceden ben de erteledim herşeyi ama baktım gelmiyor geri... Sen de sakın erteleme beni... Çünkü aşığım sana, seviyorum seni....

Güneş her sabah umuda doğsun,
umut gözlerinde bir ışık olsun,
gözlerin uzaklara dalsın,
en uzağın bir adım olsun,
attığın her adımda yüreğine mutluluk dolsun...


Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder Başa dön
**zerd@**
**zerd@** Offlinedir 
Sempatik Üye
Sempatik Üye
Kayıt: 03 Arl 2004
Son Görülüşü: 11 Tem 2008
Mesajlar: 2332
Seviye:39

Altın: 122568
**zerd@**
Mesaj No: 48654 - Mesaj No - 48654Tarih: Prş Mar 02, 2006 8:53 am    Mesaj konusu: (No subject) Alıntıyla Cevap Ver
Hep merak etmişimdir,aşk tanımlansa kaç kişi aşığım diyebilecek? Aşk nasıl yaşanır? İçindekileri bütün gizemiyle ona anlatmak,durup dururken ansızın onu öpmek, olmadık anlarda yanında istemek, ondan daha güzeli iyisi gelse de aldatmamak, onu seviyorum ama deyip başkasına gitmemek,sonsuz saygıyla büyüyen bir aşkı kim yaşayabilir?

Olmadık imkansız anlarda zaman yaratıp ona giden,fedakarlığın ölçüsü olmadan kaç kişi fedakarlık yapar aşığım diyerek. Geceleri daha çok düşünüyorum seni,anlamsız öfkelerle kalkıyorum ve bir sigara yakıyorum. Yanımda olmamana isyan ediyorum. Hiç olmadık zaman saat gecenin bir yarısı ve ben seni istiyorum.ya yanımda olacaksın,ya sesini duyacağım. Neler neler düşünüyorum. Mesela çok şiddetli bir yağmur yağsa; arkasından da insanı savuran bir rüzgar ve ben sıkıca sana sarılıp sana sığınsam... ve beni hiç bırakmasan hiç bıkmasan benden... Ben sensizlikte seni yüreğimde büyüttüm... bir gün geleceğini düşünerek imkansızlıklar arasından sıyrılıp...hadi SEVGİLİ gel bekliyorum! !!

Güneş her sabah umuda doğsun,
umut gözlerinde bir ışık olsun,
gözlerin uzaklara dalsın,
en uzağın bir adım olsun,
attığın her adımda yüreğine mutluluk dolsun...


Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder Başa dön
**zerd@**
**zerd@** Offlinedir 
Sempatik Üye
Sempatik Üye
Kayıt: 03 Arl 2004
Son Görülüşü: 11 Tem 2008
Mesajlar: 2332
Seviye:39

Altın: 122568
**zerd@**
Mesaj No: 49029 - Mesaj No - 49029Tarih: Sal Mar 14, 2006 4:03 am    Mesaj konusu: (No subject) Alıntıyla Cevap Ver
ilk kez düşünce sıcak gezen sokaklara

sevda,

tüm serinliği dokunurdu uzanıp...

geceydi

gece gece korku dolaşırdı ağaç gövdelerinin gerisinde,

işçiler yürürdü

ben beklerdim duvar diplerinde

hem korkardı pabuçlarım

hem götürürlerdi beni sahilin en karanlık yerine

gece indiğinde uyurdu bağıranlar her şeye

harfi r için korkularım pusardı köşelere

en köşelere

Şimdi en acayip evhamlar üzerime üzerime geliyor şiraze. Dolunay mı düşecek yoksa. Ya dünya mı yarılacak orta yerinden. Ya arabalar mı girecek penceremden salon koltuğuma. Yağmur başladı devrilecek mi ağaçlar. Şiraze her şeyden korkar olmanın korkusunu duyuyorum. Hemen kulağımın dibinde. Korkunun sesi de hiç çekilmiyor şiraze. Korkunun sesi hiç de hoş değil şiraze. Bir yol bulsam da atsam onları bir bilinmeyene, en ücrasına uzaklarımın. Bir kuyu mu, bir karanlık oda mı, ötesi dünyanın da ötesi mi... şiraze korkularımın içinde ben, bir meczuba dönüşme endişesindeyim. Endişelerimdir beni büyüten, endişelerimdir bana “büyü artık” diyen. Ben büyümek istemiyorum şiraze. Ben büyüyüp incir ağacından inmek istemiyorum şiraze. Orada kalmak hep; nar tadı dilimde, rengi ellerimde...



Ne çok acı biriktiriyoruz şiraze. Hep acı mı biriktiriyoruz şiraze? Acılar mı büyütüyor bizi, acılar mı dolduruyor böyle içimizi, acılar mı değiştiriyor birzamanlarki her şeyimizi? Ne çok acı biriktiriyoruz şiraze. Her dolabın içinde, her sandığın bohçasında, her çekmecede, her defterin birçok satırında, yatak çarşaflarının yamalarında... ne çok acı biriktiriyoruz biz şiraze. Oysa gülen gözlerimiz vardı, derlerdi “ne çok yakışıyor size tebessüm”. Koşarak inerdik merdivenleri, müzik ruhumuzun gıdasıydı, satın aldığımız her kitabı bir solukta bitirecek bol zamanla çevriliydik; sinemalara gider, tiyatro üzerine alkış tutardık... şiraze biz en mutlu olduğumuz zamanlarda bile tebessüm arasına gözyaşı koymayı bir huy edinmiştik. Severdik şiraze. Sevilirdik bir de... şimdilerde sadece telaşlarımız var hayat üzerine. Hayat şimdilerde telaş üstüne telaş şiraze. Bu telaş ile ne kadar yürüyebilirim, ne kadar toplayabilirim

güzellikleri. Ne kadar verebilirim bir de benden herkese ve her şeye ve kendime... Şiraze ben acının hangi asrında, hangi sarayının ahşap korkuluğunda, hangi duvarının çatlağında, hangi “bulunmaz” denen kumaşının renginde... kendime tutunma vaktindeyim.



Bir minyatürün içinde gezinen çekik gözlü kız, gravürlerden taşan renk; bir sfenksin sağ gözü, saçı, kuyruğu; sıcağın nemi, gecenin en sükuta sarılan demi; usturuplu belki, belki de en engebeli duruşun doruk noktasıyım şiraze. Varım. Yokum. Yokum. Varım. Kime göre var, kime göre yokum? Kim bilir varlığımı, kim bilir varlığıma rağmen yokluğumu? Kimle varım, kimle yokum? Neredeyim şiraze? Neresindeyim senin bulunduğun yerin? “Güney” desem, güneyi güney yapan ne? “Kuzey” desem, kuzeyi kuzey yapan ne? Doğu, batı... bütün bunların arasında mı? Nerede var ya da nerede yok’um şiraze? Yönlerimde sorular raks ile gezinmede. Yıpranmış bir gondol yanaşıp yanıma alıyor beni, sorularım kalıyor geride. Gondolcu yaşlı bir kadın şiraze. Su kahverengi, kahverengi bence susmanın rengi. Susuyoruz şiraze. Ben ve gondolcu... Bu zeminde bana hep susmak düştü Sus ve sus ve sus...

Güneş her sabah umuda doğsun,
umut gözlerinde bir ışık olsun,
gözlerin uzaklara dalsın,
en uzağın bir adım olsun,
attığın her adımda yüreğine mutluluk dolsun...


Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder Başa dön
**zerd@**
**zerd@** Offlinedir 
Sempatik Üye
Sempatik Üye
Kayıt: 03 Arl 2004
Son Görülüşü: 11 Tem 2008
Mesajlar: 2332
Seviye:39

Altın: 122568
**zerd@**
Mesaj No: 49030 - Mesaj No - 49030Tarih: Sal Mar 14, 2006 4:05 am    Mesaj konusu: (No subject) Alıntıyla Cevap Ver
yaşamın rengini yakaladın mı / mutlusun artık / sımsıkı sarılırsın hayata / ruhun süzülür göklere uçarsın / dokunursun gökkuşağına / yağmur damlacıklarına dokunursun / her çiçeğin kokusunu çekersin ruhuna / damarlarındaki kan bir başka akar

Güneş her sabah umuda doğsun,
umut gözlerinde bir ışık olsun,
gözlerin uzaklara dalsın,
en uzağın bir adım olsun,
attığın her adımda yüreğine mutluluk dolsun...


Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder Başa dön
**zerd@**
**zerd@** Offlinedir 
Sempatik Üye
Sempatik Üye
Kayıt: 03 Arl 2004
Son Görülüşü: 11 Tem 2008
Mesajlar: 2332
Seviye:39

Altın: 122568
**zerd@**
Mesaj No: 49031 - Mesaj No - 49031Tarih: Sal Mar 14, 2006 4:06 am    Mesaj konusu: (No subject) Alıntıyla Cevap Ver
Bulmasaydım senden daha mavisini, / Böyle bırakıp gitmezdim seni bir başına deniz. / / Haber ver şimdi yalnız kaldığını bütün gemilere. / Martılara bayat ekmek atan kaptanlar, / Senide unutmasınlar SÖYLE.... /

Güneş her sabah umuda doğsun,
umut gözlerinde bir ışık olsun,
gözlerin uzaklara dalsın,
en uzağın bir adım olsun,
attığın her adımda yüreğine mutluluk dolsun...


Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder Başa dön
**zerd@**
**zerd@** Offlinedir 
Sempatik Üye
Sempatik Üye
Kayıt: 03 Arl 2004
Son Görülüşü: 11 Tem 2008
Mesajlar: 2332
Seviye:39

Altın: 122568
**zerd@**
Mesaj No: 50308 - Mesaj No - 50308Tarih: Cum Nis 07, 2006 12:08 pm    Mesaj konusu: (No subject) Alıntıyla Cevap Ver
Güneş Aya Tutuldu Ben Sana...


Kanallar canlı yayında. Güneş tutulması, işte bir haber. Birkaç dakikalık görüntüler, millet heyecanla izliyor. Ömrümün güneşi, ben sana tutulalı nice oldu. Sende heyecanla izliyor musun gözlerimden sevda tutulmasını...
Deprem korkusuna çadırda kalıyormuş bazıları, tutulma var ya.Bir önlem. Peki ya ben sensizliğin korkusuna nerde kalayım.Sensiz kalmanın acı ihtimalini hangi semtte üstümden atayım.
Kalın camlı yada özel yapım gözlüklerle izliyorlarmış tutulmayı. Ben Sana bakınca gözlerimi kamaştırmayacak birşey bulamadım ki.Ben seni görüp te gözlerimin kamaşmadığı bir an yaşamadım ki.
Tutulma birkaç senede bir oluyormuş, hemde kısa sürüyormuş. Bu yüzden özel anlarmış. Ömrümün güneşi, ben sana her sabah yeniden tutuluyorum. Hemde tutulmalarım bir sonraki sabaha kadar devam ediyor. Benim bu tutulmalarımın da senin için bir özel yanı var mı?
Ay güneşle dünyanın arasına girdiği için kısa süreli bir kararma oluyormuş havada. Oysa özlemin seninle benim aramıza girdiği zaman gece çöküyor üstüme. Sen yeniden geceme doğana kadar ben karanlıkta kalıyorum.
Tutulma sırasında güneş ışıkları dünyaya tam ulaşamadığı için hava biraz serinliyormuş. Ben sana tutulalı, ben özleminle başbaşa kalalı başımda esen rüzgar hiç dinmedi ki. Ömrümün güneşi, beni senden gayrısı hiç ısıtmadı ki.
Tutulmanın tam gerçekleştiği belli yerler varmış, izlemek isteyenler oralara akın ediyorlarmış. Ben tutulmayı tüm varlığımda aynı yaşıyorum. Varlığımın neresine dokunsa gözlerin, tam orda sana tutuluyorum.
Vakit akşamüstü oldu. Tutulma bitmiş, dünya kurtulmuş ayın gölgesinden. Oysa ben hala sana tutuk, hala özleminin gölgesindeyim. Şimdi dünya birkaç seneye gün sayarken bir sonraki tutulmayı izlemek için, ömrümün güneşi ben sana yeniden
tutulmak için sabahı beklemekteyim....

Güneş her sabah umuda doğsun,
umut gözlerinde bir ışık olsun,
gözlerin uzaklara dalsın,
en uzağın bir adım olsun,
attığın her adımda yüreğine mutluluk dolsun...


Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder Başa dön
**zerd@**
**zerd@** Offlinedir 
Sempatik Üye
Sempatik Üye
Kayıt: 03 Arl 2004
Son Görülüşü: 11 Tem 2008
Mesajlar: 2332
Seviye:39

Altın: 122568
**zerd@**
Mesaj No: 51979 - Mesaj No - 51979Tarih: Cmt May 06, 2006 1:13 am    Mesaj konusu: (No subject) Alıntıyla Cevap Ver
Aklımda sen vardın......hava ayazdı....ben bilmediğim bir şehrin ,.bilmediğim bir mahallesinde....sensizliğe yürüyordum adım adım.....aklımda , gidişinden kalan gri renkli hava.....gözlerim bulutlu dilim lal.....aklımda sen vardın , hece hece sayıkladım ismini....


sayıkladıkça arttı hasretim , arttıkça susadım sana , susadıkça gittin benden....sen gittikçe yavaşladı adımlarım senden... gitmekten korkar oldum , aklımda sen vardın.....iliklerime kadar işledi sensizlik ....soğuktanda soğuktu ayazdan daha ayaz....adımlarımı seyrettim , bir sağa bir sola gidiyorlar.......ya sen nerelerdesin....aynı şehrin aynı mahallesinde bana
doğru geliyormusun.....adımı anıyormusun bütünüyle...söylemesende olur , tek harfini söylesen yeter.....yormasan kendini bana gelmekle beni düşünsen....o bana yeter ,aklımda sen varsın , güzel gözlüm....tüm iklimleri geçirdim sensiz....kuşlar göçtü tekrar geldi.....ama ben seni hiç terk etmedim....hiç geçmedim sevdamdan...aklımda sen varsın , dilimde sen , kalbimde sen...

Biliyorum kızgınsın. Kırgınsın. Söylemek istemediğin sözler dilinin ucunda.

Hani biraz tutmayıp bıraksan kendini hepsini vuracaksın. Zor duruyorsun.

Kibarlığından. Ya da doğru kelimeleri arıyorsun halâ.... Yok, boşuna

arama... Sevginin arkasında bıraktığın her hece kaybolmuş sayılır...

Derin bir kuyuda onlar şimdi; ulaşılmaz , karanlık , dipsiz... Bırak orda

kalsınlar. Onlar çirkin. Dokunsan; elini, dilini yakarlar. Canını acıtırlar.

Benim de... Yüzünden, gözlerinden, dudaklarının titremesinden,bilmediğin

bir melodiyi ıslığa dökme çabandan anlıyorum işte; kızgınsın... Senin

olmayanları bırak, kendi kelimelerinle ulaş... Haydi söyle! Bağır,çağır,

haykır ama kızgınlığını yüreğinde saklama ne olur... Gözlerini kaçırma

Büyütme... Her şeyi hemen şimdi söyle. Affedeceksen şimdi affet.

Zaman yok!

Güneş her sabah umuda doğsun,
umut gözlerinde bir ışık olsun,
gözlerin uzaklara dalsın,
en uzağın bir adım olsun,
attığın her adımda yüreğine mutluluk dolsun...


Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder Başa dön
**zerd@**
**zerd@** Offlinedir 
Sempatik Üye
Sempatik Üye
Kayıt: 03 Arl 2004
Son Görülüşü: 11 Tem 2008
Mesajlar: 2332
Seviye:39

Altın: 122568
**zerd@**
Mesaj No: 51980 - Mesaj No - 51980Tarih: Cmt May 06, 2006 1:15 am    Mesaj konusu: (No subject) Alıntıyla Cevap Ver
Kara sevda dedikleri bu herşeyim! Anlamasanda bu...Seni deliler gibi özledim...

İçimdeki o sevdalı taraf diyorki; Koş git kapısına "Seviyorum" de...Bekleme hadi...Hiç suçun yok evet...Ama af dile yine de...Yalvar gerekiyorsa...Seni köle yapıyorsa kölesi ol...Kapatıyorsa bir zindana soracağın tek şey "Sen yanımda olacak mısın?"olsun...

Üzerine bastığı toprak ol istiyorsa ama git...Onsuz yapamazsın yaşayamazsın...

Diğer tarafım gitme diyor...Unuttunmu sana yaptıklarını...Bırak O da acı çeksin senin gibi...Sil artık, başka birini sev...Kendi hayatını kur...Öyle söylemedimi sana...

Karşına çıktığında bir gün, seni hiç ummadığı kadar dimdik görsün...Ve O nu alt etmenin mutluluğunu yaşat kendine...

Sevdalı tarafım karışıyor hemen ve Onun mutsuzluğu seni mutlu etmez uğraşma diyor...Boşver çevrende konuşulanları...Koş kapan dizlerine...Suçsuzken af dileyen ilk sen değilsin ya!

Hayır sakın diyor mantığım..."Bu kadar küçülemezsin di mi" diyor...

Ama ne yazık bilmiyor ç****izim,bilmiyor yaşayamıyorum sensiz...Ve bilmiyor sen olmazsan ben zaten olmam...

Sevmeyi öğrenemeyenim; bensiz mutlusun biliyorum.Buna rağmen sensiz yaşamayı öğrenemiyorum...

Güneş her sabah umuda doğsun,
umut gözlerinde bir ışık olsun,
gözlerin uzaklara dalsın,
en uzağın bir adım olsun,
attığın her adımda yüreğine mutluluk dolsun...


Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder Başa dön
**zerd@**
**zerd@** Offlinedir 
Sempatik Üye
Sempatik Üye
Kayıt: 03 Arl 2004
Son Görülüşü: 11 Tem 2008
Mesajlar: 2332
Seviye:39

Altın: 122568
**zerd@**
Mesaj No: 51981 - Mesaj No - 51981Tarih: Cmt May 06, 2006 1:17 am    Mesaj konusu: (No subject) Alıntıyla Cevap Ver
Seni düşünüYoruM bilmem neden

Yerini biliyorum neler yaptınıda

Kendimi kendi hayatıma veremiYorum neden

Bedenim buralarda belki, ruhum hep senin yanında

SeviYorsun kızım anladık diyorlar bana

gideceğin yer onun yanı

gittin diYiorlar erkenden ,ayrıldın bizden

Sevsen bir dert sevmesen bir derT

Seviyorum bitanem seni

Bende anlamıyorum kendimi

Düşündükçe sana olan özlemimi

Hep yanında oluYorum hep oralarda

Aşkım sende biraz acısan ya bana..

Ellerini düşünüyorum, ellerimi tuttuğu o anları

Ve şimdi ellerim üşüyor

Gözlerini düşünüyorum, gözlerime baktığı o anları

Ve şimdi gözlerim yaş döküyor..

Kısacası aşkım ben hep seni düşünüyorum

Ve şimdi çok özLüYoRuM...

Güneş her sabah umuda doğsun,
umut gözlerinde bir ışık olsun,
gözlerin uzaklara dalsın,
en uzağın bir adım olsun,
attığın her adımda yüreğine mutluluk dolsun...


Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder Başa dön
**zerd@**
**zerd@** Offlinedir 
Sempatik Üye
Sempatik Üye
Kayıt: 03 Arl 2004
Son Görülüşü: 11 Tem 2008
Mesajlar: 2332
Seviye:39

Altın: 122568
**zerd@**
Mesaj No: 51982 - Mesaj No - 51982Tarih: Cmt May 06, 2006 1:27 am    Mesaj konusu: (No subject) Alıntıyla Cevap Ver
Kulak kabarttıkça bir şeylere, duyulmaz olurlar ya hep! Hani duymak istedikçe kaçarlar sanki! İşte öyleyim ben bu mevsim…

Su akıyor, biliyorum! Akıyor mutlak bir yerlerde. Ama niye saklanıyor, niye el uzattıkça seraba dönüyor ki ansızın? Niye?

“Niye?” diye soruşum merakımdan değil elbet. Ayna tutuşumdan kendime. Su, benim çünkü! Akan da, akanın vardığı yer de benim! Hangi çağlayan kendi akışına kulak kesilir, hangi çam kendi kokusunu arar ki! O, odur işte! Zaman zaman duyamasam da kendimi, dokunamasam da en derinime; ben benim işte! O, benim… Kaybolduğu yok hiçbir şeyin! Her şey, duruyor yerli yerinde……

Tek işim var benim, o da “kazmak” işte… Durmadan, dinlenmeden, yorulmak nedir bilmeden, biteviye kazmak! Sağımdan solumdan geçip alayla yüzüme bakanlara aldırmaksızın kazmak; “Ne yaptığını sanıyorsun sen? Senin yaptığın da iş mi?” deyip katıla katıla gülenleri duymaksızın kürek sallamak…

“Nereye varır ki bu kazının sonu? Çıkan bir şey olur mu acep?” diye sormak da değil benim işim! Kazarken “aşkla kazmayı”, aşkla kazarken “aşk”ı öğrenmek; aşkı öğrenirken “aşk olmak” benim işim! Zira “Su, benim!” diyeceksem eğer; başka yolu da yok bunun…

Kazıyorum ben. Hasbelkader kazarken “aşkla kazmayı”, aşkla kazarken “aşk olmayı” öğreniyorum! Öğrenirken öğretmeyi de belki…

Ansızın bir şey geliyor elime! Toplanıyor üstüme tüm alaylı bakışlar meraka dönerek. “Acaba?” diyorlar; “Çıkardı mı bir şey?”

Elimin dokunduğunu görür görmez de “Yok canım!” demeyi ihmal etmiyorlar elbet; “Saçma sapan, işe yaramaz bir şey işte..! Saçmalamaya, yel değirmenleriyle dövüşmeye, anlamsız işlerin peşi sıra gidip vakit kaybetmeye devam ediyor o…”

Bedenimden önce bilincime çivi gibi saplanan her bir cümle yerimden etse de beni; kazı devam ediyor. Ve elime gelen her bir parçada yine önce merak, sonra alay; sürüp gidiyor…

“Ama ben suyum diyorum! Oyum ben, akıyorum! Gerçekten akıyorum!” diye kendimi paralamak; anlamsız ispatlara soyunmak da değil benim işim, öğreniyorum. Su konuşur mu hiç? Sadece akar o. Sadece akar…

Ve işte günlerden bir gün, elime gelen her bir parça ekleniyor birbirine! Alaylı bakışlara malzeme olan her bir parça, bambaşka bir devin uzuvları değil miymiş meğer..! O saçma sapan parçalar, toprak altındaki kocaman, dev bir uzay gemisinin çıkıntıları değil miymiş aslında..!

“Uzay gemisi gök yerine, ne arar ki toprakta..?” diyen dostum! Göğe yükselmeye kalkmadan önce, ayaklarının altına bir bak derim. Zira “Toprağı solumadan göğe çıkarım!” diyenin, tez biter masalı…

Ve çıkarırım koskoca uzay gemimi hemhal olduğum toprağımdan! Emekle, sabırla; asalet, adalet, ihtişam, ibadet, aşk ve muhabbetle…

Gemi topraktan çıkar çıkmaz da, tüm alaylı bakışlar önce dev bir şaşkınlığa, sonra ise alkışa döner ansızın!

Tüm fırtına bitmiştir artık…

“Biliyorduk yapacağını!” derler, “Harikasın!” derler ve eklerler; “Hep arkandaydık zaten!” …

“Asıl ben biliyordum yapacağımı! Tüm alayınızı, kahkahanızı zaferimde boğacağımı! Hep biliyordum!” demek de değildir ki benim işim!

Benim işim; önce hayrete, sonra desteğe dönen irini terimde, aşk ve merhametimde eritmek; bir yanı her daim kahır olan muhabbeti sabır ile kıvama eriştirmektir elbet!

Sabırla kürek sallarken o alaylı bakışlarıyla tüm hakikati baltalamaya gayret edenler, topraktan çıkardığım uzay gemime binip giderken onlara gerçek bir huzurla el sallayabilmek; bununla mümkün zira!

Öyle olmasa; ilim dedikleri “ilim” olur muydu hiç?

İçimdeki oktur beni can hıraç koşturup, durmaksızın oradan oraya savuran! “Nereye koşuyor? Olsa olsa bir deli bu!” diyenlere nasıl durur da gösteririm ki ben onu? Nasıl? O koşan ben miyim sanki? Durmaksızın kazan, püskürürcesine akan ben miyim sanırsın?

Koşan oktur, ben değil! “Ben” dediğin nedir, kimdir ki zaten…



Koşun koşun..!

Bir ceset var denizde!

Ölü bir vücut, cansız bir beden!

Ama nasıl da yüzüyor denizde? Nasıl gidiyor bu beden sanki canlıymış, hayattaymışçasına! Nasıl yol alıyor ki suyun içinde?

Yoksa içindeki balık mı onu böyle yüzdüren? Onu böyle hedef üzere götüren, bu akıl almaz hakikat mi yoksa?

Evet! O elbet! Hem “hakikatin akıl alır olduğunu” kim söylüyor ki sana? Akıl dediğin nedir? Hakikat “akıl alır” değil, “akıl aşar” olmasa; “hakikat” olur muydu hiç?

İşte ölü bedeni yüzdüren o gizli balığım ben!

Ok benim içimde, ben suda yüzen cesedin. Cesetse suyun içinde elbet… Hem “Su, benim!” demedim mi sana ben! Her şey miyim, hiç kimse mi? Karışmasın kafan; bırak aklını, koy masaya ya da at denize kendine gelsin…


“Koşan” değil “koşturan ok”,
“o oku yutan balık” olmasam;
nasıl kazarım ki sabırla, sükunetle, aşk ve muhabbetle?

Kazan o ok değil de ben olsam;
nasıl çıkarırım ki o uzay gemisini maharetle, zaferle?

Nasıl el sallarım ona binip gidenlerin ardından
huzurla, selamla, ferahlık ve esenlikle?
…………

Hem,
nasıl duyarım ki “suyun akışı”nı;
“su” ben isem eğer…?

Güneş her sabah umuda doğsun,
umut gözlerinde bir ışık olsun,
gözlerin uzaklara dalsın,
en uzağın bir adım olsun,
attığın her adımda yüreğine mutluluk dolsun...


Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder Başa dön
**zerd@**
**zerd@** Offlinedir 
Sempatik Üye
Sempatik Üye
Kayıt: 03 Arl 2004
Son Görülüşü: 11 Tem 2008
Mesajlar: 2332
Seviye:39

Altın: 122568
**zerd@**
Mesaj No: 52133 - Mesaj No - 52133Tarih: Çrş May 10, 2006 1:42 am    Mesaj konusu: (No subject) Alıntıyla Cevap Ver
Hani,
Kabahatini kekeleyen çocuklar gibi
-Yenildim ben zamana,
Yokum artık,bağışla!
Demiştin ya...

Kelimelerin,
İsrafil'i oldu içimde kopan kızılca kıyametlerin.
İşte tam o anda,
Dikilip iskelenin en ucunda
Hiç olmadığım kadar " bir başıma "
Ve elimde
Sana yazılmış şiirler tomarlarca,
Yakıp - yıkma
Yanma - yok olma duygusuyla dolu tıka basa,
Ya bırakacaktım bir taş gibi kendimi sulara
Ya kefensiz gömecektim şiirlerini körfezin koynuna.
Bizans ateşleri değil,
Dizelerim tutuşturacaktı denizleri...

Seyret !
Gül kurusu her yakamozda
Denizler hüzzam bir şarkı gibi yanmakta...

Çok terk edilişlere tanıklık etmiştir buralar ama
Kaç şair vardır ki
Sönmeyen ateşler yakabilmiş olsun
Denizlerde mısralarıyla...

Güneş her sabah umuda doğsun,
umut gözlerinde bir ışık olsun,
gözlerin uzaklara dalsın,
en uzağın bir adım olsun,
attığın her adımda yüreğine mutluluk dolsun...


Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder Başa dön
**zerd@**
**zerd@** Offlinedir 
Sempatik Üye
Sempatik Üye
Kayıt: 03 Arl 2004
Son Görülüşü: 11 Tem 2008
Mesajlar: 2332
Seviye:39

Altın: 122568
**zerd@**
Mesaj No: 52134 - Mesaj No - 52134Tarih: Çrş May 10, 2006 1:50 am    Mesaj konusu: (No subject) Alıntıyla Cevap Ver
Hiç sevmedim kimseyi senin kadar....
Yüreğim yanmadı hiç bu kadar..."


Bir el bazen neleri ayakta tutabiliyor hiç düşündünüz mü ve neleri yıkabiliyor tek başına ? Bir eli tutmak bir insanı hayata bağlamakla eş değerde olabiliyorsa eğer bunun adı aşktır. Böyle bir eli tutmak hayatı bulmaktır belki de....

Hiç sevmedim seni sevdiğim kadar dersin birine ve sonra onun arkasına dönüp gitmesini izlemek ne zordur. Bir eliyle hayata bağlamak bir eliyle o verdiği hayatı geri almak gibi... Bazen mecburu ayrılıklar mecburi acılar yaratır. Bile bile kapıyı aralık bırakırsın ve tüm yalnızlığın ve hüznün içeri dolmasına izin verirsin. Buna rağmen aklının bir köşesinde sonsuzluk vardır. Bitmedik , bitemez , bitmeyecek... Bir ömrü bir aşka adamaktır bu belki ve elbette yürek ister ayrıysan. Dönüş yolları geçilemeyecek kadar darsa bile bir umut koyup sol yanına beklersin hayatının ışığının o derin karanlıktan gelmesini. Zaman geçtikçe göremez olursun hiçbir şeyi gözlerinin buğusundan ve kalbinin karanlığından... Beklemek zordur eğer beklenen kalbinden çok uzakta ise...

"Çok yalnızım, seninle bir yarım...


Eğer elindeyse ne olur çal kapımı,
Eğer yüreğindeysem ne olur sil göz yaşımı.."


Bir hayatı kaybetmek bir elin sıcaklığını kaybetmekle eş değerse işte bu aşktır. Böyle bir eli kaybetmek ölmeden ölmektir. Ruhunu o sıcaklığa terk edersin o el senden uzaklaşırken. Ruhsuz bir beden ölmekten beterdir...

Ne kadar umut edersen et korkular rahat bırakmaz aklını ve umudunu köreltir sonsuz telaşların o bekleyişte. İsyanın yükselir bastıramazsın çektiğin yalnızlığın en acımasız yanı canını yakmaya başlayınca. Tanrıya yalvarırsın son bir şans diye gerçekleşmeyeceğini bildiğin halde. Umudun ve benliğin avuçlarının arasından akıp gider. Ruhsuz, umutsuz ve benliksiz kalırsın bir başına. Zaman acımasızlaşır ağladıkça.

"Gel... Korkuyorum... Nefes alamıyorum. Eğer hala dudaklarında ismim varsa gel... Sıcaklığın olmadan tutunamıyorum..."


Hatanın üstüne hata ekleyerek yaşıyoruz. Bile bile kaçırdık belki de o treni. Beklemek için çok geç , vazgeçmek içinse çok erken. Bir ömre bedelse bile geç kalınmış bir mutluluktan vazgeçmiyorum. Verilen sözler unutulmamalı, ben unutmadım...

"Eğer elindeyse ne olur çal kapımı,
Eğer yüreğindeysem ne olur sil gözyaşımı...

Güneş her sabah umuda doğsun,
umut gözlerinde bir ışık olsun,
gözlerin uzaklara dalsın,
en uzağın bir adım olsun,
attığın her adımda yüreğine mutluluk dolsun...


Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder Başa dön
Yeni Başlık Gönder || Cevap Gönder
Mesajları göster:   
   Egze & Askcicegim & Kumru.Net Forum Ana Sayfası -> Aşk Konuları Pdf Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4  Sonraki | Tümünü Göster
3 . sayfa (Toplam 4 sayfa)