 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
 |
|
 |
|
Mesaj No: 61271 - Tarih: Prş Ağu 21, 2008 8:15 pm Mesaj konusu:
ŞİİR DÜNYAM:Ne zaman bir türkü duysam şairliğimden utanırım.
|
|
|
 |
|
 |
|
|
EN GÜZEL DİL,EN SANATSAL BİÇİMLERDE ANLATILABİLENDİR.TÜRKÇEMİZ O KADAR ENGİN VE ZENGİN Kİ ,BUNU EN AÇIK
KANITI HER BİÇİM,HER DEVİR VE HER KONUDA
SAYILAMAYACAK KADAR ŞİİRSEL ESERLERİN VERİLEBİLMİŞ OLMASIDIR.
ANCAK ŞİİR YAZMAYI, ANLAMSIZ DEYİM VE TÜMCELERİN ARDINA SAKLANARAK ANLAMSIZ VE DİSİPLİNSİZ SÖZLER DİZİNİ
HALİNE GETİRİP TÜRK ŞİİRİNİ BİR"JARGON" DERECESİNE İNDİRMEK SEVİYESİZLİĞİNE YANDAŞ OLMAK İSTEMİYORUM.
TÜRK ŞİİRİ MODERNLEŞMEYE VE YENİLEŞMEYE NE KADAR AÇIKSA GELENEKLERİNE O KADAR BAĞLI OLMALIDIR.
VE TÜRKÇE'Yİ SEVENLER OLARAK ŞİİRDEKİ,TEMBELLİK VE ÖZENTİ ADINA,GELİŞTİRİLMEYE ÇALIŞILAN ANLAMSIZLAŞTIRMA VE
YOZLAŞMAYA KARŞI DURMALIYIZ.
Naim ÖZDAMAR
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
AŞKA ÇAĞRI
Mutluluk kuş değil, konmaz avuçlarına,
Kaygısız kaldın aşka, haydi biraz sen yaklaş.
Bir tereddüt yapışmış o kirpik uçlarına,
Sevecen gönlümüzle daha tanışmadın ki.
Uçarsın dallarımdan serçeler gibi ürkek,
Ne niyetin bellidir, ne de tuttuğun dilek
Dudakların sır vermez, ama gözlerin selek,
Utangaç aşık gibi, kaçtın, konuşmadın ki.
Kaşın çatıldığında şafaksız bir gecesin,
Hülyalara dalınca çözülmez bilmecesin,
Cevapsız sorusun sen,bilinmezden öncesin,
Sendeki aşk arayan kalbe danışmadın ki.
Ne han olduğun belli,ne de yolcusun geçen,
Yalnızlık enginine,meçhule yelken açan,
Sensin yele kapılıp en uzak ufku seçen!
Demir atıp bendeki koya yanaşmadın ki.
Naim Özdamar
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
BU AKŞAM
Boş verdim malı mülkü, borcun hepsi bir yana,
Kralından bir sofra kuracağım bu akşam.
Bu kalay çekmelerim, dertlerimin soyuna,
Kadehi kadehlere vuracağım bu akşam.
Halime hep gülerdi, şimdi çatlasın felek,
Aydınlık günler için umuda çarpan yürek,
Gamı da kasveti de boşaltıp kürek kürek.
Maziye hesabını soracağım bu akşam.
Neşeler, mutluluklar coşuversin kanımda,
En neşeli sohbetler dillensin her anımda,
Sağ yanımda kemancı, klarnet sol yanımda,
Hüznümün defterini düreceğim bu akşam.
Mutlu renkler ışıldar, pembesi de, beyaz da,
Yaşama sevincimiz raks eder sözle, sazda,
Bir kaç yudum rakıda, bir tek olgun kirazda,
Mutluluğun izini süreceğim bu akşam.
Hüzzam ile hicazlar şöyle kenarda dursun;
Udî sazına, rasttan, uşşak perdeden vursun;
Ruhumuzu neşenin ahenkli ipi sarsın;
Sevinci dantel dantel öreceğim bu akşam.
Bilmem kaç saat sürer bu muhteşem yolculuk,
Öyle bir an olur ki sanki yüreğim kavruk,
Eski bir aşk aklıma gelince buruk buruk,
Efkar bastığı zaman duracağım bu akşam.
Naim ÖZDAMAR
15.08.2008
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
Zerrin yapraklarına düşerken sabah çiyi,
Ilık bir bahar inmiş güzel gözlerinize.
Gamzeli gülüşünüz goncaların pürçeği,
Güller müjde veriyor sıcak yazlarınıza.
Sonsuz yolculuğunuz hüzünden mutluluğa,
Elveda kısa güne, hoşça kalın, soğuğa,
Bulutlar, hoş geldin, der, bu nazende konuğa,
Nisan yağmuru eşlik eder hazlarınıza
Öncesi gonca idi, bileceksin her bir gül,
Tanrı’dan sana lütuf, gençliğin bize ödül,
Bende ömrün son çağı, sendeki bu genç gönül,
Sevinç ve mutluluklar taşır güzlerinize.
Yaşanmış günler gibi geçiyor gençliğimiz,
Takvim yaprağındaki mevsimler gibiyiz biz,
Sevilmeyi öğrendim, sevmeyi de biliriz,
Yaşlı gönlüm katlanır bunca nazlarınıza.
Naim ÖZDAMAR
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
Zamanın girdabında düşüm deniz mavisi,
Kalbinden sökülmesin hasretimin çivisi,
Umut bu ya canlanır, bir esmerin sevisi,
Yıl kısalır an olur, gün vurulmaz sayıya.
Gönül, göçmen bir turna, kalmaz soğuk kışlara,
Seven umut keser mi, dalar gider düşlere,
Yorgun dalgalar gibi gelir vurur taşlara,
Umudum rüzgârlanır, gezindiğin kıyıya.
NAİM ÖZDAMAR
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
Davullar yankılanır Balkan’dan Balkan’a.
Döner ipekler içinde,
Döner, kıvrım kıvrım kıvrak kalçaları;
Ve sazlar İskeçe Karşılaması’na.
Nane likörü kokan, çilek tadında dudakları,
Tecritli gözleri umursamaz,
Dünya çevresinde dönüyor sandı.
Kapılmış giderken,
Rumeli tınısının ritmine,
Dar geldi Fitnat Hanım’a meydan dar;
Çarpınca diri bir bedene,
Omuzlarına bir zeytin dalı biniyor sandı.
Esrik haline gülerken, inceden gizliye,
Oylum oylum gamzeleri,
Zindan karası bir çift gözün,
Tutsaklığında donuyor sandı.
Zeybek edasıyla oynayan,
Yağız ve yalım yüzün,
Çöküverdi sağına.
Diz vurdukça yere,
Uzayan kolları,
Kartal kanadınca
Açılıp, iniyor sandı.
Daldı bakışları bir levent boyuna;
Bir oynadığı oyuna,
Öyle bildik geldi ki,
Sanki yıllar ötesinden tanıyor sandı.
Bin yıllık güneşsiz ve dingin düşlerden,
Uyanıyor sandı.
Gönlünün tek ince dalına,
Eflatun bir kelebek
Konuyor sandı.
Tunç bildiği yüreğinin,
En gizli parçası,
İçin için,
Bir tatlı heyecanla
Kanıyor sandı.
Naim ÖZDAMAR
15.9.2008
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
Kalp atışını duydu, bütün gece kollarım;
Saçlarının gölgesi omuz başıma düştü,
Bir yudum su istedim sönsün diye dillerim,
Boğazımdan aşağı bütün mahzenler taştı.
* * * * *
Bir tatlı hengâmede nasıl göz göze geldik?
Neler oldu o anda, hangi duyguyla dolduk?
Ömrümüzü bir anda iki öyküye böldük;
Dertsiz, asi başıma bu tatlı aşk dolaştı.
* * * * *
Nereden, nasıl geldik bu muhteşem geceye,
Binlerce aşk sözcüğü sığdı birkaç heceye,
İlan-ı aşk boşuna, ne gerek dibaceye,
Sevgiye aç gönlümüz bu gecemize koştu.
* * * * *
Pembe, beyaz dünyaya mavi yelkenler açtık,
Bütün mutlu anları yudumlayıp da içtik,
En güzel besteleri hep kendimize seçtik,
En ahenkli şarkılar gecemiz için coştu.
* * * * *
Pervaneler misali ateşinde eridim;
En mahrem hücrene fütursuzca yürüdüm
Aşka susamış teni tenine bürüdüm,
Dileğim, arzularım yıldızlara ulaştı.
Naim ÖZDAMAR
19.09.2008
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
Ilık bir güneş gibi doğarsın şafağıma,
Gonca gonca açarsın, senle bahar neşelenir.
Gelincikler açarken bayırıma bağıma,
Bulutlarda damlalar, dağda kar neşelenir.
Yel sana doğru eser, sana cıvıldar kuşlar,
Kalpler sana güpülder, sana efkârlı başlar,
Kurulan hayalsin sen, senle süslenir düşler,
Semtime gelince sen, köy, kenar neşelenir.
Sen gelmeyince arı bal yapmaz,çiçek açmaz,
Çayır çimen gövermez, böcek kelebek uçmaz,
Akasya, söğüt küser; iğdeler koku saçmaz,
Konunca gölgesine sevdam,çınar neşelenir.
Sen yürürken peşinden, âlem kökten sökülür;
Başından aşağıya ilkbaharlar dökülür;
Çağıldayan ırmaklar sana doğru bükülür;
Tenine can katacak bin pınar neşelenir.
En güzel ninnilerde annelerin sesisin;
Bir meltemin busesi, gülüşü, nefesisin.
En tatlı imbatların nihavent bestesisin.
Saçlarını dağıtan bu rüzgâr neşelenir.
Ömre ömür katılır, tatlı demler gün olur,
Ayak basışın destan, iltican da şan olur;
Teşrifinle hüzünlü yüreğimiz şen olur,
Gelişinle gam gider,gayrı yar neşelenir.
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
Eylül rüzgârları gibi dinginim.
Benim gönlüm gelin havasında.
Her gün batımında,
Yangın yeri olur enginim.
Sen ise deli dalgalar misali,
Taşlara çarpıp yatışmıyorsun.
* * * * *
Yaşanmış bir yaz gerilerde kalan,
Dalgalara çiçek açtıran bizdik;
Mehtabı yaktık yakamozdan önce;
Gelecek diye sulara,
En mutlu renklerle,
Eylülün yapraklarını çizdik,
Şimdi yüreğinde alev ölümleri,
Yanıp tutuşmuyorsun.
* * * * *
Ayrılmak korkusundan mı bilmem,
Nemli gözlerin menevişler gibi.
O kadar uysalsın ki,
Kavgan en güzel deyişler gibi.
İsyanım ses getirmiyor,
Ayakucunda bekleyen
Ayrılık günlerine sataşmıyorsun.
* * * * *
Akan zamana hüküm geçmez,
Eylül, ümitlerin hasat mevsimi,
Sanki Eylül, sonlu sevdamızın hesap kesimi…
İnadın umutsuz gerçekleri yere çalsın,
Gönlünle bir olup
Aklınla çatışmıyorsun.
* * * * *
Ya saatini kuran olmamış,
Ya kapını vuran.
Ya da mevsimden mevsime göçün
Vadesi dolmamış.
Zamanın raylarında biz,
Eylül’le kol kola akıyoruz.
Sen ardımızdan yetişmiyorsun.
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
Nehirler gibi geçtin şu uslanmaz gönlümden,
Toprağımı götürdün, bir taş koymadan gittin.
Yılları heba ettin, bu kısacık ömrümden,
Mevsimleri, ayları, günü saymadan gittin.
Köprü olduğun yerde sular gibi aktığım,
Gezindiğin yollarda gül yaprağı döktüğüm,
Her akla gelişinde senin için yaktığım,
Türkülerimi, sazı, sözü duymadan gittin.
Dile düşmüş sevdanın şimdi süresi doldu;
Bu ayrılığa sebep bir tatlı heves oldu;
Kendimi anlatmaya sözler yetersiz kaldı,
Senin için atan bu kalbi soymadan gittin.
Gün oldu hasret çektim, umut bağladım;
An geldi, yokluğunda çaresizce ağladım;
Gönlün hoş olur diye, ırmak gibi çağladım,
Her duyguyu yaşadın, aşka doymadan gittin.
Naim ÖZDAMAR
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
Bahçemde açışan yeşilce yaprak,
Baş koyacağım en asûde kucak,
Başaklar besleyen verimli toprak,
Tuzumdun, ekmektin, baldın, petektin.
* * * * *
Sevgi vadisinde çağlayan nehir,
Kalbime yazılmış en kutsal şiir,
Ve yüce makamdan alınmış emir,
Açık avucumda, dua, dilektin.
* * * * *
Efkârla söylenen şarkıda yoktun;
Sazlarda dillenen türküde yoktun;
Tövbemi bozdurdun bunca zamandır,
Suyuyla günahkâr rakıda yoktun.
* * * * *
Peşinden koşarım, kaçışın bitmez,
Sesim sana varmaz, davetim yetmez,
Dallardaki ökse, tuzak kâr etmez,
Kınalı sakalar gibi ürkektin.
* * * * *
Bilmiyorum nasıl bulurum seni,
Nasıl sileceğim bu vesveseni,
Unutmak ne mümkün sıcak buseni,
Başımda taçtın sen gönlümde tektin.
Naim ÖZDAMAR
23 Ağustos 2008
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
Gurupta son nefesindeyken güneş,
Sabırla yaklaşmışken son iftar,
Omuzlara basar kurşun gibi bir yalnızlık;
Yokluğu hüzün fırtınası eş,
Ve baba hasreti çeken çocuğun sevinci bayramlar.
* * *
El açmadan uzak kalmak zengin sofralarından,
Ayakuçlarına gömüp, gururlu bakışları,
Sırasına büzülmemek riyakâr iftar çadırlarının,
Sahte sırıtmaların,
İnce badem bıyıklar altından ve
Tombul yanakların tafralarından,
Yokluğa karşı çelik iradenin,
Direnci bayramlar.
* * *
Zekâtın çıkar hesabına vurulmadığı,
Kâr payında, döviz kurunda,
Kaç ettiğinin sorulmadığı,
Ayrının, gayrının,
Ve topyekûn ötekilerin,
Güvenci bayramlar.
* * *
Bayram namazları çıkışı
,En içten sıkılan ellerin,
El öperken sunulan en pembe güllerin,
Yüreklerin,
Hem de en derinden,
İnancı bayramlar
* * *
Ufuklar ötesini kucaklayan geniş yüreklerin,
Sevgi pazarında şaşmayan terazisi.
Sıcak pidelerin, ekmeklerin,
Eşitçe bölüşümü,
Bağra basmanın ustalığı,
Ve Millet olmanın övüncü bayramlar.
* * *
Bin dört yüz yıldır,
Gönüllerle taranan,
Üç yüz altmış beş bin fersahlık kumsalda,
Aranan,
Yedi inci bayramlar.
Naim ÖZDAMAR //24 Ağustos 2008
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
Gün yine salındı dağlar üstüne,
Yüreklere kasvet, hüzün sinecek.
Bürünürken kurtlar kuzu postuna,
Garibin omzuna korku binecek.
* * * * *
Yağmur tutmaz damı, kurumaz yaşlar,
Ocakta buz kesmiş tutuşmaz taşlar,
Ayazı gecenin iliğe işler,
Dalda tünmüş kuşlar gibi donacak.
* * * * *
Tutunduğu her dal çürüğe çıkar;
Üflediği yoğurt dilini yakar;
Kışlık diye bastı, tuzu da kokar,
Önü açık bahtı terse dönecek.
* * * * *
Yaşarken ışıklar son demlerini,
Yalnızlar çekecek elemlerini,
Tutan var mıdır ki matemlerini,
Adlarını ardın sıra anacak.
* * * * *
Dalar dalar gider uzak diyara,
Yarınlar umudu geceden kara,
Yâr diye sardığı yalnız cigara,
Ocakta od gibi o da sönecek.
NaimÖZDAMAR
27 Eylül 2008
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
Seni de incitmez mi bu imansız ayrılık,
Dünyanda yerim yoksa mahşerde buluşalım.
Sevdalara küsmüşsen gelen günlere yazık,
Neşeyi bilmiyorsan kederde buluşalım.
* * *
Bu çağa dek farkına varamadık mı aşkın,
Kalbin boş heveslerle dolu kalmasın sakın!
Seversen içten, gönlü, gönüle pek de yakın,
Bulamıyorsan orta bir yerde buluşalım?
* * *
Ne kadar çok derdin var, uzar gider yolun var,
Yükseldi aramıza ördüğün taştan duvar,
Seven atılan adımı, bakışı fırsat sayar,
İste bir akşam iste seherde buluşalım.
* * *
Artık vazgeçiyorum seni davet etmekten,
Gün olur usanırım el üstünde tutmaktan,
Bıktım artık her gece kapılarda yatmaktan,
Ne zaman olur, karar ver, nerde buluşalım?
EYLÜL SONU 2008/Naim ÖZDAMAR
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
Ayrılığın suçları takvime yıkılırken;
Sensiz geçen zamana hesabı sormadık mı?
İzinsizce araya bu yıllar sokulurken,
Hep diz dize en tatlı demleri görmedik mi?
* * *
Yemyeşil yapraktık biz, işte böylece solduk;
Sanki sevgiyi yolda kürek dolusu bulduk,
Aşka muhtaç gönülle aşk arsızı mı olduk?
Dur dedin de biz o noktada durmadık mı?
* * *
Çağrım sana varmadı, davete ulaşmadın,
Irmak olup sellerce köpük köpük taşmadın,
Ana gibi sımsıcak kucak açtım koşmadın,
Gönlümüze girdin de bahara ermedik mi?
* * *
Nedense unutuldu tene verdiğin hazlar,
Doyası yaşanmadan kışa karışan güzler,
Bir kez koklamak için yaptığın bunca nazlar,
Bağıma buyurdun da goncayı dermedik mi?
* * *
Gözümüz aşktan kördü, göremedik akılla,
Geçer giderdi ömür, tek oda evde çulla,
Aşk kantara mı çıkar üç parayla beş pulla,
Servetler diledin de önüne sermedik mi?
* * *
Şimdi seraba döndü derinime bakışın,
Deniz bakışlarınla yüreğimi yakışın,
Hatırında mı bilmem sofalarda sekişin,
Odamıza geldin de göz göze durmadık mı?
* * *
Bulutların ardında göğüme hilâl oldun;
Dudakların mühürlü, ses vermedin, lâl oldun;
Gözden, gönülden ırak, kurulmaz hayal oldun;
Düşümüze girdin de hayrına yormadık mı?
* * *
Ay öteye bakardı, elimiz kavuşurken,
Nefesler karışırdı yıldızlar sıvışırken,
Zamanı kandırırdık her gece sevişirken,
Gönülden istedin de saati kurmadık mı?
4 Ekim 2008
Naim ÖZDAMAR
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|