 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
Sarı Kız
Bir tatlı rüzgâr gibi esemedin peşimden,
Duman olup kalbime ağamadın sarı kız.
Güz bulutları gibi doluştuğun başımdan,
Gönül iklimimize yağamadın, sarı kız.
Yas mı tutar, bürünmüş kara dağlar dumana?
Hasreti hangi savran yükleyecek kervana,
Gönül bu yükü çekmez, sarmalıydın zamana,
Hasretimin dengini yığamadın sarı kız.
Gönül konağımızdan gelip de geçer oldun,
Saplandın yüreğime, paslı bir hançer oldun,
Sevgime isyan eder, cana kast eder oldun,
Uysal yâr gibi başın eğemedin sarı kız.
Vefasız desem değil, sen gönlümün ehlisin,
Sevgi fidanlığımın gonca kıvam gülüsün,
En yüksek yaylalarda çolpanların elisin,
Kalbimizden hasreti sağamadın sarı kız.
Tomurcuktu sevdamız, açılamadan soldu,
Yaşanmış o anılar, çok gerilerde kaldı,
Daha yolun başında, aşkın vadesi doldu,
Şafakta belirmedin, doğamadın sarı kız.
Naim Özdamar
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
Dinle beni bebeğim, sana bir çift sözüm var:
Kulağını ver şimdi, aman sakın kapama!
Tutman için öğüdüm, vasiyetim, yazım var;
Senin gibi kuzuyu çakala boğdururlar.
Sanma ki gülmek için geldin yalan dünyaya,
Hele bir yürüyesin önünde ırmak, derya,
At üstünde sefa yok, elbet kalırsın yaya,
Omzuna bu dünyanın yükünü yığdırırlar.
Bu hayatta palavra, hile, oyun, tuzak çok,
Üçkâğıdın on bini yirmi para ayak çok,
Mertekten sakınırken göze batan budak çok.
Yağmurlardan kaçarken doluyu yağdırırlar.
Yığın yığın abartı, deste deste palavra,
Senin süt beyaz rengin, onlara göre kara
Hepsi birer hokkabaz, hünerleri numara,
Mandayı iğnedeki deliğe sığdırırlar.
Kolay değil yaşamak, önünde zorlu yol var;
Eşim, dostum sandıkça, karşında tat var, el var;
Bir lokma ekmek için kazanılacak pul var;
Geçim için tekeden sütünü sağdırırlar.
Toplanmış yumağını tersine saracaklar,
Düzde giden işini yokuşa sürecekler,
Çıkan falı sanma ki, hayrına yoracaklar,
Doğudan gelen günü batıdan doğdururlar.
Büyüyeceksin bebek, düşeceksin sevdaya,
Bir güzel peri için dalacaksın hülyaya,
Kırılan gururunun telini saya saya,
Nazlı bir sevgiliye başını eğdirirler.
Naim ÖZDAMAR
28.5.2008
BUHARKENT
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
Aliye Sarper’e
Bahar yağmuru gibi birden çıktın karşıma;
Şimşek gibi gönlümü deliverdin Aliye.
Nereden bileceksin, neler açtın başıma;
Yapayalnız dünyama dalıverdin Aliye !
O küçücük burnunla Kafdağı’na yürürken,
Zirvelerden bizleri alçaklarda görürken,
Başak başak saçını peşin sıra sürürken,
Gamzelerin özünden gülüverdin Aliye !
.
Sarı kız,şen şakraksın ,kuşlar gibi uçarı,
Kendine tutsak edip en delişmen rüzgarı,
Ilgıt ılgıt eserek, ciğerime sapsarı,
Nergis kokusu gibi doluverdin Aliye !
.
Papatya fallarıyla gönlümüzü yoklarken,
Bu gizli sevdamızı eşten ,dosttan saklarken,
Sen ulaşılmaz,ben lal,ümitsizce beklerken,
Elinde karanfille geliverdin Aliye !
Nasıl çıktın yoluma,nerden geldin bilinmez,
Bilmeceler gibisin sana sual olunmaz,
Sanki bir çıkmaz sokak,gidilip de gelinmez,
Gönül tahtıma çıkıp kalıverdin Aliye !
Yüreğime mutluluk,günüme huzur kattın,
Ellerinle bu anı değil, bir ömrü tuttun;
Sana varmak zor,derken, sen kollarımda yattın;
Vazgeçilmez sevgili oluverdin Aliye !
Naim Özdamar
25.06.2008
.
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
Yok
Serap gibi gölgesi çöllerinde kaybolmuş,
Sevda yüküme ümit olacak kervanım yok.
İnsafsız dalgaların kaderine terk olmuş,
Dümensiz bir tekneyim; dalgasız limanım yok.
* * *
Bir küçük fidancıktım soğuk, kara toprakta,
Çekirdekten patladım bir tatlıca sıcakta,
Büyümekti muradım, bu zümrütten kucakta,
Yaprağıma ışıklar süzecek ormanım yok.
* * *
Varlığım hayal gibi, ne ölü, ne diriyim,
Hem fettan hem de asi, güzelin esiriyim,
Ellerimde bilekçe, parmaklıktan geriyim,
Kapısı özgürlüğe açılmış zindanım yok.
* * *
İbretlik bir sözüm ben, nidalarım duyulmaz,
En güzel besteyim ben, yar dilinden yayılmaz,
En tatlı şarkıyım ben, dinlemeye doyulmaz,
Nihavent taksimlere eşlikte kemanım yok.
* * *
Ne ölmekten korkum var, ne de soğuk mezardan,
Geri adımım olmaz bu cehennemî nârdan,
Bundan böyle tasamız ayrı düşmektir yardan,
Bir ömrün son deminde nazlanır zamanım yok.
* * *
14.Ekim 2008
Naim ÖZDAMAR
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
İçimdeki fırtına, çatlayan gökyüzüsün;
İzahı mümkün değil, öykün nasıl yazılır?
Yokluğunla gecemde karanlığın gözüsün,
Korkarım bu rüyanın büyüsü de bozulur.
* * *
Tuzağa düşmüş ruhum, akla atılmış pusu,
Sensiz kurulan hayal çekilmiyor doğrusu,
Geçmiyor boğazımdan ne bir lokma ne de su,
Ayrılık, ta burama boncuk boncuk dizilir.
* * *
Hasret bu acımasız, sevenlerden zoru var,
Her gönülde bir güzel, özlenecek biri var,
Nedensiz ayrılığa sorulacak soru var.
Sen yoksun, takatim yok, diz bağlarım çözülür.
* * *
Gelişini kıskanır leylağa doymuş bahar,
Solunan her nefeste sanki senin kokun var,
Fidan sana canlanır, kelebek sana uçar,
Güzel omuzlarına bir güvercin süzülür.
* * *
Duam bu, gerçek olsun her ne ise muradın,
Sen uslanmaz gönlümün bitmez şarkısı kadın,
Unutulmaz ne şanın, ne sevda yüklü adın,
Yüreğimin en derin köşesine kazılır.
Naim Özdamar
15 Ekim 2008
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
Ömür dediğimiz şey, sevdanın oyuncağı,
Ben dağ başı çocuğu, sen ışıyan şehirsin.
Nerde baş yaslayacak sıcacık yar kucağı,
Kurak yüreğimize akamayan nehirsin.
* * *
Sana erişmez tadı, ne balın ne şekerin,
Sana rakip bulunmaz, yoktur eşin, benzerin,
Burada cennettesin, orda cehennem yerin
Kim bilir öte yanı; burda yanmaz demirsin.
* * *
Aklı başından gitmiş, canlar çevrende harman,
Şimdi nerede, nasıl, hangi aşığın kurban,
Ezberlenip okunan yüz bin beyitlik destan
Yıllarca okunup da bıkılmayan şiirsin.
* * *
Bende vazgeçmez gönül, sende kırılmaz inat,
Bir güzelin peşinde geldi geçti bu hayat,
Hem nazın, hem niyazın başımıza musallat
Yazılmış kaderimsin, hükmedilmiş emirsin.
* * *
Kollar sana uzanır, bakışlar sana varır,
Günahsız sevdalılar ümitsizce yakarır,
İki sözün adamı doğru yoldan çıkarır,
Aklımı baştan alan, en şeytani fikirsin.
* * *
Sana düştüm düşeli, belaları buldukça,
Gece düşümde, gündüz hayalimde kaldıkça,
Bu güzellik, bu işve, sende de var oldukça,
Adamı dinden eden öylesine kâfirsin.
Naim Özdamar
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
Gönlümün bahçesinde çiçek çiçek açışan,
Taze baharlar gibi gelişinle güzelsin.
Gün gelir güz olursun, yaprak yaprak uçuşan,
Kutsal sarışınlığa soluşunla güzelsin.
Bakışlarına mahkûm yüreklerde gezin var;
Gökkuşağına yedi rengi veren gözün var,
Pembesinden alına, bahçelerde izin var,
Açılan güller gibi gülüşünle güzelsin.
Kayan yıldızlar gibi ufuklarımdan aktın,
Gönüllerde ümidi, yürekte iz bıraktın,
On dördünde ay gibi birden karşıma çıktın,
Ansızın hikâyeme dalışınla güzelsin.
Derin bahar esriği olurken arzularım,
Tutsakmış gibi sana ram olur duygularım,
Delindi gündüz düşüm, her gece uykularım,
Baştan çıkmış aklımı çelişinle güzelsin.
Sen yazdın ruhuma bu yazıyı silemezsin,
Talan ettin dünyamı başka şey çalamazsın,
Geldin geleli neye uğradım bilemezsin,
Benliğimi de benden alışınla güzelsin.
Gelişinle dünyamız aydınlandı gün be gün,
Semtimi ve gönlümü terk edip gitti hüzün,
Güzel varlığın bize, hiç bitmeyen düğün,
Gelişin cana değdi, kalışınla güzelsin.
Naim ÖZDAMAR //18 Ekim 2008
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
Göç
Hilal kaşına bakıp tablolar resmolundu,
Gözlerinden şiirler döküldü mısra mısra,
Hasret girince araya, hazan olup solundu,
Göçmen kuş şimdi gönül,öksüz kaldık bu sıra.
Naim ÖZDAMAR/ 27 Ekim 2008
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
Fitnat Hanım-1
Omuz başını öper kumral saçları,
Kurumuş leylak kokusunda,
Bayıltan hazlar gibi.
Arada yalanlar kaçar dudaklarından,
Geçmiş sevdalara dair.
Önüne düşer gözleri,
Gelinlik kızlar gibi.
Avuç içlerinde ter,
Apansız yanakları kızarır,
Olgun kirazlar gibi.
Dalına basınca ihanetler,
Bir öfke ile
Çiy damlaları uçuşur kirpiklerinde,
Bakışları İskeçe soğuğu,
Donduran ayazlar gibi.
Şeytan kıvrım kıvrım ,
Gülerken dudaklarında.
Öyle bir şeyler geçerken aklından,
Bir sıcak rüzgâr girer bedenine,
Bulutsuz yazlar gibi.
Eski zaman türküleri söyler bazen;
Söyler de
Dalar gider geçmişte bir sevdaya,
Ağırdan ağıra bir hüzün çöker.
Anılar, tül perdeler ardından
Serpilir,
Sararan güzler gibi.
Aklına düşer bir sabık sevgili,
Yaşından genç, teninden yağız.
Yüreğinde hafiften bir çırpınış,
Serçeler misali.
Sanki
Hâlâ O’nu özler gibi,
Hâlâ yüreğinin bir köşesi,
Derinden derine,
Dişlenmiş dudak acısı kıvamında,
Sızlar gibi.
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
Yürekten severiz Türkmen kızını,
Yalın iffetine öze vurgunuz.
Görmüşlüğümüz yok ele bakarken,
Acı kahve renkli göze vurgunuz.
Hüzün var, neşe var insan olanda,
Oynar yiğitlerim meydan bulanda,
Hoplar yüreğimiz davul çalanda,
Curaya, sipsiye, saza vurgunuz,
Çepikli bizimdir, Delilo bizim;
Davulla zurnayla açılmış gözüm;
Hoyratta türküde dizilmiş sözüm,
Aydın zeybeğinde dize vurgunuz.
Serin yaylalarda suya kanarız,
Güneşte kararır, kışta donarız,
Yağmurda ıslanır, günde yanarız,
Güzüne, kışına yaza vurgunuz.
Yayla bir, ova bir, ilimiz aynı;
Ülkü bir, gaye bir, yolumuz aynı;
Şiir bir, şarkı bir, dilimiz aynı;
Atalardan ibret, söze vurgunuz.
Çalıydık, çırpıydık olduk bir orman,
Ata’dan mirastır bu eşsiz vatan,
Hepten gururluyuz böyle olmaktan,
Türk’üz dedikçe biz, bize vurgunuz.
Naim Özdamar
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
(Batı Trakya’nın ozanı Reşit Salim’e)
Bin gönüle dolar gelir,
Drama’dan Gümülcine düzüne,
Kan kokan, sevda kokan Balkan türküleri;
Dudaklarında Mustafçova kızlarının,
Çiçek çiçek yakılmış;
Bahar yağmurları gibi,
Gül olup, avuçlarına dökülmüş;
Yaprak yaprak derlediğin
Bu türküler, ah bu türküler!
Çizgi çizgi alnına akseder.
Volkanlar patlar sesinden,
Türkü söylemeye hasret,
Tütün kokulu nefesinden,
Şiirler serpilir ak kâğıda mısra mısra;
Ucunda kara kalemin,
Kelimelerin raks eder.
Ne de geç gelir hanene,
Ilık bahar akşamları.
Oturunca efkâr sofrasına,
Bir yaka köyünde,
Bulaşır yasemin kokusuna kirazın kırmızısı;
Muhabbetler karışırken akşamın karasına,
Ansızın…
Nerden düşer aklına bilinmez;
Bir İstanbul hasreti nükseder.
Naim ÖZDAMAR
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
(Ahmet Tevfik Ozan’a)
Kibrit tutuşturur, yanar çırası,
Ocaktaki köze kül sevdalanır.
Seraba karışmış yağmura hasret,
Yeşil vahalara çöl sevdalanır.
Döner elde kirman, gezinir mekik,
Yörük kilimine çul sevdalanır.
Can verir şiire, çelikten bama
Gezinen mızraba tel sevdalanır.
Ne de hoş duruyor üstünde başı,
İpeksi omuza şal sevdalanır.
Beyazda en beyaz, saftan da saf,
Gelinde duvağa tül sevdalanır.
Cemreler düşende suya toprağa,
Vatan kokusuna gül sevdalanır.
Yaz gelir ülkeme, göğerir her yan,
Zümrütten yaprağa dal sevdalanır.
Bağında üzümü, dalında incir,
Meyvenin tadına bal sevdalanır.
İncecik pınarı Aydın elinin,
Dağlardan akışına sel sevdalanır.
Yaylalar yolunda Türkmen kızı,
O berrak sese bülbül sevdalanır.
Kaleminden dizi dizi mısralar,
Ahmet Tevfik Bey’e dil sevdalanır.
Naim ÖZDAMAR
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
VEFASIZ
Sarı akşamlar döner bir bir matem rengine,
Sen inleyen yüreğim,asla dinmeyen sızım.
Ruhumu tutuşturan, kan kırmızı korlaşan,
Ondördünce hilalim,tan güneşim,yıldızım.
Sen neşesin gönlümde, nefessin göğsümde sen,
Sıcak Nisan güneşim,semamda ak bulutum,
Gülüm, solmaz çiçeğim,açılan gonca gonca,
Bak gör seni o kadar seviyorken unuttum.
Naim Özdamar
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
Ayın ışıkları dökülür tel tel,
Küskün,ses vermez, dağ yamaçlarına.
Durgun bir uçuşma,gök bir sel,bir su,
Düşen ak damlalar,mor ağaçlara.
*
Yıllarca bekleyen biz değil miyiz?
Hep ağlayaraktan O’na yalvaran.
Özlemimiz hep su,göl,mehtap,deniz,
Karanlık dağlardan yamaçta her an.
*
Şafakta Tanrı’ya uzanan eller,
Işık bekler kara gökler içinden.
Yağmur duasınca umutlu diller,
Ayrılsın karanlık,ıslakça tenden.
*
Gözler bu şafakta başka kamaştı,
Başak sarısınca bulanık ışık,
Gözlerle hür oldu,settini aştı.
Gönüller şimdi şen,dünle barışık.
Naim ÖZDAMAR
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
SORGULAMA
Kuru dudaklarımda, yanağının tortusu,
Bulanık gözlerimde tükenmez hasretliğin.
Kemiriyor beynimi kavuşmama korkusu,
Kuru üzüm tadında bal dudakların yok mu?
Sakınmazken gönlümü eğleyen ağrılardan,
Demet demet ışıklar,ümitsiz çağrılardan,
Ellerimde titreme,gözümde sarılardan,
Heves düşer içime ,al yanakların yok mu?
Bana enginden şarkı,türküler sunan deniz,
Dalgaların sildiği,hayalce,ülküce iz,
Nerde şimdi,nerdeler,tadı erikçe leziz,
Sarı saçlarda sedef gül kulakların yok mu?
Tellenir sigaramın derbeder dumanları,
Tutuşuverir kalpte hasretin samanları,
Tatlı demler ararım,gecikmiş zamanları,
Hatıralar yazdığın dal yaprakların yok mu?
Naim ÖZDAMAR
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|