 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
NAZLI BEYİTLER
Günlerini serpip giden mevsimler,
Fırtınayla biten yazlar nazlıdır.
Ömürler tükenir,zamanlar akar,
Sonsuza uzanan güzler nazlıdır.
Zeybek vurur yere,çılgın yay gibi,
Halay çekip dönen dizler nazlıdır.
Sevdadan tutuşan, halim bilmeyen,
Gönlüme akmayan gözler nazlıdır.
Söz düşmez dudaktan,hecesi nice,
Nağmeleri susmuş sazlar nazlıdır.
Nazlıdır sedalar,adsız güfteler,
İlansız duygular,sözler nazlıdır.
Naim ÖZDAMAR
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
Bir tatlı rüzgâr eser,
Ayın battığı yerden.
Irgalanırım gelin havalarında.
Dalgalara çelme takar baş tarafım.
Şeytanlık gelir aklıma birden:
Şaka yaparım kayalara çarpar gibi,
Kayalar selam durur.
Ateşli dullar gibi,
Beni öpüp dört bir yanımı saran,,
Ay şavkıyla yıkanmış,
Yakamozlu dalgalara kayık olurum.
Bir gün batımı,
Kalkan Feneri’nde
Bir rakı sofrasında,
Yaşanırken en güzel bir gün bitimi,
Ve limanın en mutena yerinde,
Akdeniz’e bakıp bakıp gâh sarhoş gâh ayık olurum.
Bir melanur, derinlerde bir mercan,
Ala berkeler gibi ürkek,
En nazlısından akya: can mı can,
Sürüsünce ıskarmoz, gök mü gök,
Ve Akdeniz’de balık olurum.
Daha boşaltamadan şarap yükünü,
Ksanthos dilberlerinin dudaklarına.
Kaputaş açıklarında yan gelip yatmış,
Ve hala zeytinyağı kokan, kekik kokan,
Ve hala gökyüzünde uçan martılara bakan,
Bu türkuaz koyda batık olurum.
Ne serseri rüzgârlar esti başımda,
Ne çılgın lodosun gürlemesinden ürktüm;
Lakin şu yalnızlık binlerce yıldır canımı sıkan.
Mahrem yerleri tuz kokan, yosun kokan,
Kılıç Burnu’nda,
Dalgalarla sevişen kayalık olurum.
Okyanuslar kadar geniş gönül yok bende;
Başka sulara türkü söylemez bu ağız,
Bir yürek dokuz denize pay olmaz;
Ve bu yüzden sadece ve yalnız,
Akdeniz’e âşık olurum.
Naim ÖZDAMAR
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
Ne inadından geçti, ne tatlı dilden anlar;
Başımdaki büyünün bağını bozamadım.
Ne aklım doğru yolda, ne yüreğim söz dinler,
Uçarı hevesime bir mezar kazamadım.
Kalemim yol bulamaz, kör lamba ışık vermez,
Gözlerim kararmada, elim fırçaya varmaz,
Bir haşarı bir hayta, hayalin bir an durmaz,
Ak kâğıda en uysal resmini çizemedim.
Ağzımda ana dilim, güler naçar halime,
En sadık kafiyeler gelmez oldu dilime,
Mısralar ölçü tutmaz, isyanda her kelime,
Gözlerine ilahi şiiri yazamadım.
En tatlı baharları sermek ayaklarına,
En içten besteleri sürmek dudaklarına,
En güzel ışıkları vurup yanaklarına,
Billur sesli renkleri odana süzemedim.
Sende yaşamak, senle bitmek bütün emelim;
Senin için kar oldum, eridim, coşkun selim,
Peşin sıra apansız sürüklenen bir yelim,
Gezindiğin yollarda esip de tozamadım.
Gönlümün kâsesine mücevher gibi doldun;
Ben kaçtım, sen peşimde; aradım; sen yok oldun,
Ne tadı var özlemin, ayrılıkta ne buldun?
Aşk hüzne kilitlenmiş, hikmeti çözemedim.
Naim ÖZDAMAR
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
Çöker üstüme sarhoş bir İskeçe gecesi,
Balkan poyrazıyla ayılmaz.
Kopmuşum havasından İskeçe’nin,
Gözlerim kör, kulaklarım sağır;
Adımlarım Arnavut kaldırımlarında,
Bir Anadolu, bir de senin hasretinle ağır.
Beyzi saat kulesinin,
Uzanır gölgesi üstüme yağız mı yağız;
Sessiz çanı duyulur yüreğimde,
Toprağa hasret,
Bayrağa hasret,
Ve benim gibi yalnız.
Çınar camisi serinliğinde ellerim,
Balık pazarı kokusu sinmiş avuçlarıma,
Kadehlerime şimdiden dolar,
Yapışkan uzonun kirli, beyaz rengi,
Artık bir kalem daha eklenecek suçlarıma.
Bu saatten sonra,
Bir puslu meyhaneye düşer yolum;
Yolculuğum, rasttan, hüseyni türkülere derbeder,
Ud sesine eşlik eder klarnetle buzuki;
Aldanır rembetiko giriş taksimine,
Zeybek oynamaya kalkan iki kolum.
Sen gelirsin aklıma,
Nice on ikilikten sonra;
Dudaklarım bin ayrılık şarkısının,
Bin bestesi ve binlerce ayık hecesinde.
Seni özlerim birden;
Kıskançlıktan; şişeleri kavrarım;
Seni arzular her hücresi beynimin,
Ve seninle olmak bir İskeçe gecesinde.
Adımlarım yükselir Kırmızı Çeşme Sokağı’na.
Omuzlarıma basarken bir İskeçe gecesi.
Bende ılık gözyaşı,
Onda serin sular kesilmiş,
İçip de kanmamış sevdalıların nicesi.
Geri gider adımlarım;
Ya beni istemezsen?
Deva bulunur mu, ?
Bu geceden geri yürek sızılarıma…
Ya açılmazsa kapın,
Sarhoş arzularıma.
Bilirim;
Sen de gönlünde beni taşımaktasın.
Çaldığımda kapını ürkek ürkek,
Yaşarken bir demet tereddüdü,
Ardında demir kapının,
Benim için üşümektesin,
Bir İskeçe gecesinde.
Naim ÖZDAMAR
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
KERKÜK AĞIDI
Dün gece senin için ağladım,
Şanlı Kerkük,
Kanlı Kerkük.
Dün gece seni dinledim,
Yüreğinden,
Küleğinden.
Hoyratlarda dinledim seni,
Divan makamı türkülerden.
Gönlümden Kerkük geçer,
Gönlüme düşer sızısı,
Yokluğun,
Çöle inen bir soğuk damla gibi.
Hoyrat geçer Kerkük’ten,
At geçer,
Fırat geçer,
Yaşanmamış dizi dizi hayat geçer.
Dün gece seni andım,sana ağladım.
Ben Kerkük oldum,
Kerkük ben oldu.
Kerkük’e kan,
Yüreğime hasret doldu.
Naim ÖZDAMAR
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
HASRETLİĞE İNTİZAR
Ayrılık günlerinin şafakları atanda,
Kapanıp dizlerinde yıllarca kalamadım.
Varlığımda küçüldüm, kahroldum yokluğuna,
Kahve gözünü öpüp, saçını koklamadım.
Ne hancılar bıraktım ne de kervansaraylar,
Yürüdüm yollarından, geçti mevsimler aylar,
Akşam karanlığında su dökündüğün çaylar,
Sırrıma ermediler, aradım, bulamadım.
Gezmişsin bahçesinde bin bir renk çiçeklerin,
Rastladım rüzgârlarda uçarken eteklerin,
Kahroldum kıskançlıktan; kırılsın bileklerin,
Güllerden sakındım da elinde solamadım.
Naim ÖZDAMAR
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
Sönmüş ateşlerden arda kalan,
Küllenmiş korum ben.
Nefessiz ocaklarda,
Buz yangınları yaşıyorum,
Donuyorum ben.
Bir tatlı lodos esmedi ikliminizden;
Gönlümce tütemedim.
Mutluluk yağmuru yağdı saçlarına,
Kestane rengi ışıklar gibi.
Takıldım kaldım perçem uçlarına,
Yıllarca süründüm hayalinin peşinde
Yollarında bitemedim.
Hangi kutlu dağın nurudur,
Gözlerinizdeki?
Nazarlınız, füsunkârınız oldum.
Siz gelmeseydiniz nağmeler çınlamazdı,
Yıldızları sönük gök kubbemde.
Melekler anlamazdı,
Güz şafaklarına çalan güzelliğinizi.
Şarkıları terk etmeyin,
Sedanızı güftelere katamadım.
Nereden ve nasıl girdiyseniz,
Bir tatlı hayal gibi,
Hikâyeme, tuvalime, şiirlerime;
Gülmektesiniz,
Sevda suskunlukları çekmeden.
Ben kapanındayım kıskançlıkların,
Bir tatlı uykuya yatamadım.
Sen devletsin,
Yurt bellenecek köşesin, bucaksın.
Sana en muhteşem saltanatı vaat ettim;
Başına bir otağ çatamadım.
Tutasım geldi nazik ellerinden,
Uzaksın,
Uzaksın Ülker yıldızı kadar.
Ellerini tutamadım.
Naim ÖZDAMAR
9 Ağustos 2008
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
mihriban
| Forumcu Üye

| Kayıt: 20 Hzr 2008 | Son Görülüşü: 08 Oca 2009 | Mesajlar: 759 Seviye:24 | Altın: 7335 |
|
|
|
|
Naim ,şiirlerin gerçekten çok güzel yazmışsın.Ellerine sağlık .Ne zamandan beri şiir yazıyorsunuz?
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
Kalp atışını duydu, bütün gece kollarım;
Saçlarının gölgesi omuz başıma düştü,
Bir yudum su istedim sönsün diye dillerim,
Boğazımdan aşağı bütün mahzenler taştı.
* * * * *
Bir tatlı hengâmede nasıl göz göze geldik?
Neler oldu o anda, hangi duyguyla dolduk?
Ömrümüzü bir anda iki öyküye böldük;
Dertsiz, asi başıma bu tatlı aşk dolaştı.
* * * * *
Nereden, nasıl geldik bu muhteşem geceye,
Binlerce aşk sözcüğü sığdı birkaç heceye,
İlan-ı aşk boşuna, ne gerek dibaceye,
Sevgiye aç gönlümüz bu gecemize koştu.
* * * * *
Pembe, beyaz dünyaya mavi yelkenler açtık,
Bütün mutlu anları yudumlayıp da içtik,
En güzel besteleri hep kendimize seçtik,
En ahenkli şarkılar gecemiz için coştu.
* * * * *
Pervaneler misali ateşinde eridim;
En mahrem hücrene fütursuzca yürüdüm
Aşka susamış teni tenine bürüdüm,
Dileğim, arzularım yıldızlara ulaştı.
Naim ÖZDAMAR
19.09.2008
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
Senelere uzadı bu anlamsız ayrılık,
Özlüyorum, gecikme, duygular coşmadan gel.
Geçiyor kış günleri, şimdi sabahlar ılık,
Gezdiğin sofalarda başkası koşmadan gel.
*
Ya çağrım ulaşmıyor, ya da sen duymuyorsun,
Münzevi derviş gibi hasrete doymuyorsun.
Sensiz geçen günleri hiç mi hiç saymıyorsun;
Suya cemre inmeden, gün dağdan aşmadan gel.
*
İnsanoğlu sevse de güvenilmez, inanma!
Ayrılık yaktı beni, ben gibi sen de yanma,
Bekleyerek bir ömür, bir gülle geçer sanma,
Yetti ayrılığımız, sabrımız taşmadan gel.
*
Gönül bu, belli olmaz, konar dallardan dala,
Hem söylentiye kanar, hem fincandaki fala,
Kayıverir gözleri, mora, sarıya, ala,
Sonra yanılıp başka sevdaya düşmeden gel.
Naim Özdamar
30.5.2008
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
Yaşandı her nasılsa; tatsız hatıralardan,
Aklında kalanları silmeni diliyorum.
Anılar hatırına, geçerek buralardan,
En tatlı tebessümle gülmeni diliyorum.
* * *
Ne izine rastladım ne serabına çölde,
Şimdi sen kiminlesin, kim bilir hangi ilde?
Ne zaman nerelerde nasıl ve nice halde,
Yitirmiş olsan de beni bulmanı diliyorum.
* * *
Hasreti yaşamakmış aşkın ilacı, dostu,
Sevdalara düşürüp acı çektirmek kastı,
Her gece olmasa da şöyle bir akşamüstü,
İçime hilâl gibi dolmanı diliyorum.
* * *
Ruhuma yakınlığın, bir kuş uçumu değil;
Bu tercih bu çaresiz kalbin seçimi değil;
Hoş eylemez gönlümü, bir çay içimi değil,
Yanımda ömür boyu kalmanı diliyorum.
* * *
Bu aşkın şarabını serince, kana kana,
İçmeden sarhoş olup savrulmuşsan yabana,
Öyle ayda yılda bir değil her akşam bana,
Kucak kucak sevgiyle gelmeni diliyorum.
* * *
Oyun çocuğu gibi şen şakrak sekişinle,
Uzaktan kopup gelip semtime akışınla,
İster sevecen ister öfkeli bakışınla,
Şu sinemi ansızın delmeni diliyorum.
* * *
Aldırma isyanıma, intizara, vedaya,
Kulağını aç, dinle, kalpten gelen sedaya,
Tam bu gece sessizce süzülüp de odama
Benliğimi de benden çalmanı diliyorum.
* * *
Alışkınım sensizlik üşüşmüş her geceye,
Razıyım her acıya, çektiğim işkenceye,
Eğer anlam verdiysen sözümde ilk heceye,
Seni çok sevdiğimi bilmeni diliyorum.
* * *
Dile destan olasın, incecik kitap değil,
Her akşam masalarda içilen şarap değil
Bir gecelik eğlence, arzuya cevap değil,
Tek ebedi sevgilim olmanı diliyorum.
Naim Özdamar
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
Gündelik aşklarla gönlüm kanmadı,
Sevgiye hasretim tende dinmedi.
Bekledim küllenir diye yıllarca,
Her solukta alev aldı,sönmedi.
Naim ÖZDAMAR
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
Ayrılık sabahları, konan yanaklarına
Her anı, yaprak gibi düşmüş ayaklarına.
Hasretlik bu, sevenin kaderine yazılmış;
Hep gurbet türküleri siner dudaklarına.
Naim Özdamar
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
Aşk adlı sarayından salınmaz kölen oldum;
Mum fitilinde tutsak alınmış şulen oldum;
Damla damla erirken bir sevda şamdanında,
Gözlerinde derbeder tükenip ölen oldum.
Naim ÖZDAMAR
7 Kasım 2008
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
 |
|
 |
|
naimbey
| Çaylak Üye

| Kayıt: 21 Ağu 2008 | Son Görülüşü: 04 Oca 2009 | Mesajlar: 63 Seviye:6 | Altın: 335 |
|
|
|
|
Sarı Kızın Ölümü
— Didem’in ardından -
Kanıma girdi ölüm, inanmadım yürekten;
Hayal gibi yaşadım, rüya gibi görüldüm.
Bir telli turna olup, uçamadım yüksekten
Namlu ucuna düştüm, ak göğsümden vuruldum.
* * *
Yüklendim göğe doğru, baharla sabah erken,
Gün batısından geldi, yağmurlar dilerken,
Söktü beni bu rüzgâr bir taze fidan iken,
Günde kalmış kupkuru dal misali kırıldım.
* * *
Deli dalga idim ben, enginlerde yoğrulan,
Her günün batışında sevilmeye çağrılan,
En coşkulu çağımda köpüğüme doğrulan,
İmbat oldu üstüme naçar kaldım duruldum.
* * *
Beyaz bir menzildeyim, giderim yolum bitmez,
Yokuşta kaldı ruhum, düzlüğe nefes yetmez,
Kader bezginiyim, isyana gözüm tutmaz,
Kanımda kalp ağrısı, takatsizce yoruldum.
* * *
Ağıt hengâmesinde, seslerde sükût oldum;
Sevincimden hayır yok, bir hüzne umut oldum;
Kötü dertler göğünde serseri bulut oldum,
İsteksizce bilinmez iklimlere sürüldüm.
* *
Çıktığımda meydana davullar dövülürdü,
Uzun sarı saçlarım, gök gözüm övülürdü,
Kurumuş yaprağa eş ellerim sevilirdi,
Annemin kucağından ak kefene verildim.
Naim Özdamar
8 Kasım 2008
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|