 |
|
 |
|
Cybernet
| WebMaster

| Kayıt: 01 Ekm 2004 | Son Görülüşü: 07 Oca 2009 | Mesajlar: 2229 Seviye:38 | Altın: 125889 |
|
 |
|
 |
|
Mesaj No: 59490 - Tarih: Sal Ksm 07, 2006 5:15 pm Mesaj konusu:
Akümülatörlü radyo (tiyatro)
|
|
|
 |
|
 |
|
|
AKÜMÜLATÖRLÜ RADYO
Bir çiftliğin sahibi olan Nigar Hanım, oğlu Murat’ı müzik eğitimi için büyük kente gönderir.
Aradan altı yıl geçer.Murat okulu bitiremez, çiftliğe döner.
Nigar Hanım, çok beğendiği Şükriye ile oğlu evlendirmek istemektedir.Şükriye’nin babası Hüseyin de bunu görmekte;; yalnız Doktor, sonuçtan umutlu olmadığı için karşı çıkmaktadır.
Doktorun karamsarlığı, Murat’ın başarıya ulaşma konusunda duyduğu özlem, konuşmalar arasında yer alıyor
Aşağıdaki parça Murat’ın çiftliğe dönüşünü anlatmaktadır
…
MURAT—Geldim işte anne…
NİGAR—İyi iyi; sen üzülme … Şükriye, Murat’a süt getirsene …
MURAT—Sütle olacak gibi değil anne:İyice acıktım.Pek bir şey yemeden çıktım yola. Ama asıl mesele başka:Senin yemeklerine öyle hasretim ki…(Doktor’a mecburmuş gibi) Sıla hasretine midenin özleyişleri de karışıyor
NİGAR—Şükriye benden güzel yemek yapar oldu.Bizimkilere ihtiyar işi artık.Sen önce bir kahvaltı yap.Vakit daha epeyce erken; zati millet de seni bekledi.Hadi Şükriye hazırlayalım.(Murat’a)Sofrayı asmanın altında kurarız
MURAT—Tabii asma altında…
NİGAR—(Doktora)Hep orayı isterdi
(Nigar haydi dedikten sonra Şükriye çıkmıştır.Nigar da çıkar)
DOKTOR—Göreceksiniz bay Murat(sigarasını söndürür)ekinler çok güzel.Hasat bir rekor olacak sanıyorum(Laf olsun diye konuşmamıştır)
HÜSEYİN—(Hayatından pek memnun ve tatlı bir biçimde kendisinden emindir)Doğrudur Murat; çiflik görülmemiş bir yaz yaşadı.
DOKTOR—İşte böööyle; Hüseyin Beyle yıldızlarımız bir türlü barışamadı gitti(Hürrem çıkar, arkadan beş altı köylgeçer, onlara dalgın dalgın bakar, sonra küçümseyen bir canlılıkla)Sizi karşıladılar; sizi tanımıyor, fakat eviyorlar; ne güzel şey değil mi?Çok güzel; fakat bir o kadar da tehlikeli.
Hüseyin—(Güler; çapkındır)Çok güzel ve bir o kadarda tehlikeli…Aşktan bahseder gibisin doktor.
DOKTOR—Aşağı yukarı.Siz ona aldırmayın bay Murat:Sevilmek, hele sevilmeye razı olmak, hele hele sevilmekten hoşlanmak sevmekten çok daha tehlikelidir…Tabii dürüstlük diye bir şey tanıyorsanız.Şimdilik müsadenizle.
(Eşiğe vardığı zaman kaçışan tavuk horoz çığlıkları işitilir; döner.)
NE güzel şey, evet; ve tehlikeli:Bakın şerefe tavuklar boğazlanıyor.Zavallılar kim, bilir neler umuyorlardır hayattan:Sevişmeler… yumurtlamalar… kuluçkalar… ve civcivlerin önünde gurk gurk diye, tüyler kabarık kabarık, dört bir yana tehditler savura dolaşmalar: (Avucuna üfle.)püf … bitti
(Çıkar yanına sokulan bir köylüyü ile konuşa uzaklaşır.Murat şaşkındır)
HÜSEYİN—(Doktor kaybolduktan sonra, bozuk bir gülüşle ve jestlerle)Deli.Hani yokmu ya Murat…Ne herşf yani…Koca burun.İnatçı, mağrur.İnsanı tutan bir tarafı da var ama.Hani bırakıverse kırk yıldır aradığım dostu onda buluverecekmişim gibi geliyor içimde.Kızışım da bundan.
MURAT—(Adam sen de der gibi elini sallar gerinerek kendini bulmaya çalışır)Oh … Her şey gelinceye kadarmış…(iki köylü geçer.)Bunların yakınlığı onun dediğinden de güzel…Ve tatlı tatlı.Sonra bin iki yüz metre yükseklik ve Deliçay.Tesellim burada benim
Bu topraklarda.Kanımın akışı değişti daha şimdiden.
HÜSEYİN—Hele biraz daha geçsin.
MURAT—Elbette.
HÜSEYİN—Neden bu kadar geçiktin?
MURAT—Bilmem.
HÜSEYİN—Kendini layık bulmuyordun değil mi diploma alamadığın için?
MURAT—Doğru…Ve bu tuhaf şey:Herkes, fakat biliyor musunuz herkes pek önemli görünüyordu diplomayı…Sevdiklerinizle sevmek istediklerinizi de başta.Hele yenge hanım-Hürrem’in annesi- hele o…Her gidişimde konuşmanın başlangıcı mutlaka fakülte olurdu.Atardım bir şey…Hem de koltuk kabartıcı şey tabii…Ama çabuk pişman ederdi.Çünkü hemen başlardı benim uydurma sınıfımdan isimler ve hocalar sormaya.Ne çok da tanıdığı vardı yenge hanımın.Sonunda gidemez olmuştum.(Susar, sonra acı bir gülüş)İstediği de bu idi tabi(Susar)
HÜSEYİN—(Geç)Öyle.Mühimsiyorlar işte bende pek mühimserdim ara
MURAT—Fakülteye uğramadığım halde ah bir bitirsem diye içim içimi yiyordu.Diplomayı alsaydım o zamanki Rum kadının sigarasını yakacaktım onunla.İyice kafama koymuştım bunu.Bir etiket lazımdı, bir etiket:Hakim, mühendis, doktor.
HÜSEYİN—Veya müzisyen.
MURAT—(Trajik bir istihza)Öyle…Müzisyen, kompozitör.
HÜSEYİN—Niçin?Cidden güzel şeylerin var:Dinledik biz
MURAT—(Mahzun)Olmaz.Şu metodlarından kompzitörlüğe yükselmiyor insan.Yetenek?Laf.Tam bir bilgi, sıkı bir disiplin yok mu?İflas muhakkak.
(Susar)Sonatım ayarında bir ikinci başarı gerçek bir başarı olabilir.Ama onu bayağılıktan kurtaran şey yenilgimin kederi idi.Bu da bir ikinci eseri besleyecek kadar zengin değildir.Kemanımı parçalamasa idim do teliyle boğacaktım kendimi.
Bitiremediğim o kadar çok başlangıcım varki…
Murat’ın dönüşünden sonra uzun süre geçtiği halde evlilik gerçekleşmez.Murat’la doktorun karısı arasındaki ilişki herkesi üzmüş, düş kırıklığına uğratmış; doktor haklı çıkmıştır
Alıntı:Tarık BUĞRA
Akümülatörlü Radyo
|
Asıl yetimler anadan babadan değil, ilim ve ahlaktan yoksun olanlardır. (HZ. ALİ)
|
|
|
|
 |
|
 |
|