Ana Sayfa Facebook'ta Paylaş  Üye GirişiÜye Ol
28/11/2014    iPNo: 54.204.94.254
Mail Girisi  |
 WEBMAİL  |  DİZİN  |  İLETİŞİM  |  REKLAM  |  HAKKIMIZDA
   Egze Bilişim & Kumru.Net Forum Ana Sayfası -> Kitap Özetleri
Cybernet
Cybernet Offlinedir 
WebMaster
<font color=red><b>WebMaster</b></font>
Kayıt: 01 Ekm 2004
Son Görülüşü: 22 Ekm 2014
Mesajlar: 2249
Seviye:38

Altın: 126134
Cybernet
Mesaj No: 60127 - Mesaj No - 60127Tarih: Pzr Şub 04, 2007 10:36 pm    Mesaj konusu: Çalıkuşu - Reşat Nuri Güntekin (kitap Özeti) Alıntıyla Cevap Ver
KONU
Evleneceğinden önceki gün Feride nişanlısı Kâmran’ın daha önceden kendisini aldattığını öğrenir. Bunun üzerine Feride kaldığı teyzesinin evini terk eder ve Fransız Lisesi’nde aldığı eğitime güvenerek Anadolu’da öğretmenlik yapmaya karar verir. Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde öğretmenlik yapar. Bu görevi sırasında Feride Anadolu insanının sorunlarıyla karşı karşıya gelir. Genç ve güzel bir kadın olan Feride gittiği yerlerde rahata eremeyecek sürekli yapılan dedikodular nedeniyle günleri üzüntü içinde geçecektir.
PLAN
A- Serim:
1.Bölüm kısaca serim olarak adlandırılabilir.
Bu bölümde şu olaylar gelişir:
a-Feride’nin çocukluğu ve büyümesi.
b-Feride’nin Kâmran’a ilgi duyması ve onunla evlenmeye karar vermesi.
c-Kâmran’ın işi nedeniyle İspanya’ya gitmesi.
d-Kâmran’ın İspanya’dan dönmesi ve düğün hazırlıkları.
e-Feride’nin aldatıldığı’nı öğrenmesi.
f- Feride’nin Kâmran’ı terketmesi ve Anadolu’da öğretmenlik yapmaya karar vermesi.

B- Düğüm:
2. , 3. ve 4. bölümler düğüm bölümü olarak kabul edilebilir. Bu bölümlerde şu olaylar olmaktadır:

2.Bölüm:
a-Feride’nin öğretmen olarak Bursa’ya tayin edilmesi.
b-Bursa’daki okulda sorun çıkması nedeniyle Zeyniler köyüne gitmesi.
c-Munise’yle karşılaşması
d-Onu evlatlık olarak alması
f-Köy’de Hayrullah isimli bir doktora için kısa süre rica üzerine hastabakıcılık yapması.
e-Zeyniler deki okulun kapanması üzerine Feride’nin köyden ayrılması.
f-Bursa’daki bir okula tayin olması.
g-Feride’nin Okuldaki müzik öğretmeni Şeyh Yusuf’un Feride’ye aşık olduğunu öğrenmesi.
h-Şeyh Yusuf Efendi’nin ölümü ve şehirde Feride ile Şeyh Yusuf Efendi arasındaki aşk dedikodularının artması üzerine Feride’nin Bursa’dan ayrılarak Çanakkale’de bir okula tayin olması.

3.Bölüm:
a-Çanakkale’deki okulda öğretmenlik yaptığı sırada gençliği ve güzelliği nedeniyle hakkında dedikodular çıkması.
b-Yöre halkının en nüfuzlu ailelerinden birinin subay olan oğlu İhsan Bey tarafından beğenilmesi.
c-İhsan Bey’in ailesi aracılığıyla Feride’ye evlenme teklifi ve Feride’nin teklifi reddetmesi.
d-Bir arkadaşının teklifi ile Feride’nin kendisine uygun olmayan bir davete katılarak kötü duruma düşmesi.
e-Davet esnasında çapkın olarak bilinen bir adamla görüştürülmesi ve İhsan Bey’in teklifini reddetmesi üzere Feride hakkında yerli halkın dedikodularını arttırması.
f-Dedikodulara ve davet gecesindeki olayların utancına dayanamayan Feride’nin okuldaki bir arkadaşının tavsiyesine uyarak o arkadaşının akrabalarının yanına İzmir’e gitmesi.

4.Bölüm:
a-Feride’nin aradığı kişileri İzmir’de bulamaması üzerine iyice kötü duruma düşmesi ve zorluklardan dolayı bir köşkte kalmaya başlayıp özel öğretmenlik yapması.
b-Bu sırada Feride’nin,Kâmran’ın evlendiğini duyması
c-Köşkün sahibinin oğlunun Feride’ye göz koyması üzerine Feride’nin uygun bir iş teklifini kabul ederek köşkten ayrılıp Kuşadası’nda bir okula yerleşmesi.
d-Kuşadası’nda öğretmenlik yaparken çıkan savaş nedeniyle okulun hastaneye çevrilmesi.
e-Feride’nin tesadüfen Hayrullah Bey’le yeniden rastlaşması ve onun için yine hastabakıcılık yapması.
f-Munise’nin ölümü.
g-Munise’nin ölümü üzerine Feride’nin beyin kanaması geçirmesi ve Hayrullah Bey’in ona uzun bir süre zarfında evinde bakması.
h-Bu oaylar üzerine Feride ile Hayrullah Bey’in arasında yörede dedikoduların dolaşması.
i-Bu dedikodular yüzünden Feride’nin okuldaki görevini bırakıp Hayrullah Bey’le bir formalite evliliği yapması
j-Feride’nin son satırlara Kâmran’dan artık sonsuza dek ayrıldığını yazarak günlüğünü yazmaya son vermesi.

C- Çözüm:
5.Bölüm de olaylar çözüme ulaşır. Bu bölümde geçen olaylar kısaca:
a-Feride’nin yaptığı evlilikten uzun bir süre sonra teyzesinin Tekirdağ’daki evine geri dönmesi.
b-Teyzesinin evinde Kâmran’la karşılaşıp Kâmran’ın karısının vefat etiiğini öğrenmesi.
c-Kâmran’ın çocuğunun Feride’ye çok alışması.
d-Feride’nin gitmeden önceki akşam teyzesinin kızı Müjgân’a kendisi gittikten sonra Kâmran’a teslim etmesi üzere bir paket vermesi ve Hayrullah beyin öldüğü gerçeğini açıklaması.
e-Müjgân’ın Kâmran’a o gece paketi vermesi ve paketin içinden çıkan Hayrullah Bey’den gelen mektup ve Feride’nin günlüğünü okuyarak Feride’nin onu gerçekten sevdiğini anlaması.
f-Kâmran’ın Feride gitmeden önce onu nikahına alarak Kuşadası’na geri dönmesini engellemesi ve Feride ile yeni mutlu bir yaşama başlaması.

ÖZET
Feride hareketli, yaramaz ve aynı zamanda da dışarı hiçbir zaman vurmasa bile duygusal bir kızdır. Üç yaşına kadar Musul’da yaşamış olan Feride buradaki kuraklıktan dolayı ailesi ile birlikte Kerbelâ’ya göçmüştür. İstanbul’a göçmeden önce altı yaşındayken annesini kaybeder. Bundan sonra Feride teyzesinin yanına İstanbul’a gelir. İstanbul’da yeni akrabalarıyla tanışan Feride, burada da yaramazlıklarını sürdürür. Yalnız bir tek Besime Teyzesinin oğlu olan Kâmran’a karşı çekingenliği ve cesaretsizliği vardır. Kâmran ise yaşça Feride’den büyüktü ve çok uslu ve ağırbaşlı biridir. Feride dokuz yaşındayken de büyükannesini kaybetmiştir. Sonra Feride on sene boyunca okuyacağı Sör Mektebi’ne yazılır. Okula başladıktan kısa bir süre sonra da babasını kaybeder. Yaramazlıklarına okulda da devam eden Feride bu yüzden arkadaşlarından ayrı bir şekilde tek başına oturtulmuştur.
Feride birçok kişinin cesaret edemeyeceği işlerde yapardı. Meselâ her teneffüs okullarındaki ağaca tırmanır ve daldan dala atlardı. İşte bunu gören muallim ona “Bu kız insan değil ÇALIKUŞU” diye bağırmış ve o günden sonra Feride’nin adı ÇALIKUŞU olarak kalmıştır.
Feride ile Kâmran genelde birbirleriyle kavga ederler. Ama ikisinin esas ilişkisi Feride’nin yine ağacın üstündeyken bir akşam Kâmran ile Neriman adında dul bir kadının konuşmalarını duymalarıyla başlar. Bu günden sonra Kâmran Feride’den korkmaya başlamıştır ve ona, bu olayı kimseye anlatmaması için, düzenli aralıklarla hediyeler gönderir. Fakat bu hediyeler Feride’yi kızdırıyordur. Bir yaz Feride Tekirdağ’a başka bir teyzesini yanına gider. Teyzesinin kızı Müjgân Feride’nin çok sevdiği, ağırbaşlı ve Feride’ye ailede tek söz geçirebilen kişidir. Feride okulda, arkadaşları kendi sevgililerinden konuşurlarken o da konunun dışında kalmamak için, Kâmran’ı kendi sevgilisi gibi anlatmıştır. Feride bunu Müjgân ablasına anlattığı zaman , Müjgân, Feride’nin Kâmran’ı sevdiğini anlar ve her zaman Feride’nin ağzından Kâmran’la ilgili laf almaya çalışır. Kâmran Müjgân’ın da düşündüğü gibi o yaz Tekirdağ’a gider. Bir gün salıncakta sallanırken Kâmran Feride’ye evlenme teklif eder ve daha sonra nişanlanırlar.
Feride Müjgân ablasının önceden de tahmin ettiği gibi Kâmran’ı çok seviyordur fakat nedense Kâmran’a karşı çok çekingen davranıyordur. Onunla yan yana gelmemeye özen gösteriyor ve doğru düzgün konuşmuyordur. Kısaca Kâmran’dan kaçıyordur.
İstanbul’a döndükten bir süre sonra Kâmran, amcasının teklifini Feride ile birlikte değerlendirir ve en sonunda memuriyetini yapmak için amcasının yanına Avrupa’ya gitmeye karar verir. Bu memuriyet dört sene olmasına rağmen ikisi için de çabuk geçer. Fakat düğüne üç gün kala hiç beklenmedik bir olay olur. Feride bahçede dolaşırken kapının önünde siyah çarşaflı bir kadın görür ve o kadın Feride’ye Kâmran’ın Avrupa’da başka bir kadını sevdiğini söyler. Yanında Kâmran’ın yazdığı bir mektubu getirir. Bu olayı öğrenen Feride derhal evi terk eder ve kendi hayatını kurmak ve yaşamak için Anadolu’ya gitmeye karar verir.
İstanbul’dan çıkmadan önce Feride annesini dadısı olan Gülmisal Kalfanın evinde kalır. Yaklaşık bir bir buçuk aylık bir beklemeden sonra Bursa’nın merkez rüştiyesinde Coğrafya ve Resim muallimliğine tayin edilir. Fakat Feride Bursa’ya gittiğinde bir başkasının daha aynı göreve atandığını görür. Bir aylık bir beklemeden sonra bu görev Feride’ye çıkartılmıştır. Fakat Feride müdürün ısrarcı teklifleri ve diğer öğretmenin ağlayışları ile hazırlanan bu tuzağa, hayat tecrübesi olmadığı ve kalbinin çok temiz olması nedeniyle düşerek, görevinden istifa edip Bursa’nın yakınında Zeyniler Köyünde muallimliğe geçer. Müdürün Feride’yi kandırmak için öve öve bitiremediği Zeyniler Köyü daha doğru dürüst yolu olmayan hatta okulu bile ahırdan bozma bir yerdir.
Feride önceleri hiç sevmediği o can sıkıcı ve karanlık yeri alıştıkça sevmeye başlıyordur. Bu köyde hemen derse başlamış ve öğrencilerle iyi ilişkiler kurmuştur. Fakat öğrencilerinin arasında Munise adında bir kız onu çok etkilemiştir. Bu kız babası ve ablasıyla kalıyordur. Bu kızı çok sevdiği için onunla diğerlerine oranla daha fazla ilgileniyordur. Bir gün Munise bir kabahat işler ve babası onun üzerine yürüyünce evden kaçar. Karlarla bir gün boğuştuktan sonra Munise Feride’ye sığınmaya karar verir. Feride bu olay üzerine, Munise’nin babasından da izin alıp onu evlatlık edinir.
Feride her geçen gün bu küçük köye alışmaktadır. Bir gün köye bir müfettiş gelir ve okullarını ziyaret eder. Daha önceden de belirttiğim gibi ahırdan bozma bu okulu müfettiş gördüğünde bu okulda ders yapılamayacağını söyler ve okulu kapatmaya karar verir. Feride’ye ise onu başka bir okula tayin edeceğini söyler. Feride, Maarif Müdürünün yanına gittiğinde müdür ona açıkta yer olmadığını söyler. Ama müdürün odasında eski bir arkadaşını görüp, onunla Fransızca konuşmaya başlayınca bu olay sayesinde Bursa Darülmuallimatında çalışmaya başlar.
Feride bu okulda da çok mutlu olmuş ve yine öğrencilerle çok iyi ilişkiler kurmuştur. Artık Feride çok güzel bir genç kız olmuştur. Bu güzelliği nedeniyle kendisine Bursa’da “ipekböceği” ismini takarlar. Okul çok iyi gidiyordur fakat okulda çok sevdiği ve kendisine çok yakın hissettiği Şeyh Yusuf Efendi, Feride’ye aşık olmuştur. Üstelik bunu Feride’den başka herkes bilmektedir. Bir gün bunu bir arkadaşı Feride’ye söyleyince Feride çok utanır ve artık insan içine çıkamaz olur. Çünkü Şeyh Yusuf hastalanıp ölünce Feride’ye herkes suçluymuş gibi bakar ve Feride buna daha fazla dayanamayarak Çanakkale’ye gider.
Maarif Müdürünün emriyle Çanakkale Rüştiyesi’ne emri çıkan Feride, Munise’yi de alarak Çanakkale’ye yerleşir. Fakat güzelliği burada da herkesin dikkatini çeker ve bu sefer ona “Gülbeşeker” ismini takarlar. O çevrenin en zengin ailesinin kızlarının öğretmenliğini yapan Feride, kızın da isteğiyle konağa davet edilir. Fakat bu davetin sebebi başkadır. Konağın sahibi Nerime Hanımın amcasının oğlu İhsan, Feride’yi beğenmiştir. Davetin esas sebebi evlenme teklifidir. Fakat Feride bu teklifi herkesi şaşırtacak şekilde reddeder. Bu olaydan kısa bir süre sonra Hafız Kurban Efendi adında evli bir adamdan daha evlenme teklifi alan Feride bu teklifi de reddeder. Tabii Feride artık sokağa çıkamaz olmuştu.
Bir süre sonra da Nazmiye adında bir arkadaşının davetini iyi niyeti nedeniyle kabul eden Feride başına neler geleceğini bilmiyordur. Arkadaşı Feride’ye nişanlısını ve nişanlısının en yakın arkadaşı olan Burhanettin adında birini tanıştırır. Daha sonra yemeğe indiklerinde bütün salon Burhanettin ve Gülbeşeker diye inliyordur. Bu davet aslında Burhanettin Bey ile Feride’nin arasını yapmak için düzenlenmiştir. Bu olaydan sonra Feride artık Çanakkale’de de daha fazla kalamayacağını anlar ve okulun müdiresinin birkaç yakın arkadaşı ile görüşmek için İzmir’e gider.
Fakat burada işler istediği gibi gitmez. En sonunda oranın en zenginlerinden birinin kızlarına Fransızca dersi vermeyi kabul eder. Artık Feride ve Munise köşkte kalıyorlardır. Fakat köşkün sahibinin oğlu Cemil Bey gece Feride’yi merdivenlerde sıkıştırır. O evden ayrılmadan önce Kâmran’ın önceki yaz evlendiği haberini alır. Daha sonra Maarif İdaresine gittiği zaman Kuşadası’nda Türkçe ve resim muallimine ihtiyaç olduğunu öğrenir. Feride bu görevi kabul ettikten sonra, Anadolu yolculuğunda son durağı olan Kuşadası’na hareket eder.
Kuşadası’nda okulu istediği gibi yöneten Feride burada da mutluluğu bulmuştur. Ancak Kuşadası’na gittikten bir ay sonra muharebe başlar ve okul, kumandanlığın emriyle hastaneye dönüştürülür. Feride, daha önce Zeyniler’de tanıştığı bir doktoru, Hayrullah Bey’i, burada tekrar görünce, onun ısrarı sonucu hastane de hemşirelik yapmaya başlar. Hemşireliğe başladıktan bir ay sonra Feride’nin hastası İhsan Bey olur. İhsan Bey muharebede ağır yaralanmış ve ameliyat edilmiştir. Feride hem İhsan Bey’e acıdığı hem de Kâmran’ı unutmak için, İhsan Bey’e evlenme teklifi etmiş fakat kendine acındığını anlayan İhsan Bey bu teklifi reddetmiştir.
Muharebe bittikten sonra mektep tekrar kurulur ve Feride “Müdire” olur. Fakat acılar burada da Feride’yi bırakmaz ve Feride Munise’yi toprağa vermenin üzüntüsü ile tam on yedi gün boyunca kendine gelemez. Onun bu durumunu gören ve onu bir kızı gibi seven Hayrullah Bey, Feride’yi iyileşinceye kadar bekler ve onu yanına alır. Bu olaydan sonra Feride artık Hayrullah Bey ile birlikte kalmaya başlar. Fakat Feride’nin Hayrullah Bey’in yanında kalması halk tarafından hoş karşılanmaz ve ikisi hakkında kötü dedikodular çıkar. Bunun üzerine Hayrullah Bey dedikoduları engellemek için Feride ile evlenir.
Feride ise evlenmeyi kabul ederken hayatında ilk ve tek sevdiği Kâmran’dan da ayrılmış oluyordu. Bu durumu anlayan Hayrullah Bey ölmeden önce son isteği olarak Feride’den İstanbul’a gitmesini ister ve Feride’ye Kâmran’a iletmesi için bir mektup verir. Bu mektupta Kâmran’a Feride’nin kendisini ne kadar sevdiğini yazar. Ayrıca mektubun içine bu kitabı oluşturan Feride’nin günlüğünü de koyar.
Feride bu son istek üzerine İstanbul’a gittiğinde Kâmran’ı ne kadar sevdiğini bir kez daha anlar. Kâmran’da evlendiği kadını kaybetmiştir. Ayrıca Kâmran evlense bile yalnızca Feride’yi sevmiştir. Kâmran bu günlüğü okuyunca Feride’nin de kendisini sevdiğini anlar. Bunu amcasına anlattığında amcası ve Kâmran, Feride’nin haberi olmadan kadıya giderler ve nikâh kıydırırlar. Böylece Feride bu kadar acıdan sonra haberi olmadan hayatta en çok istediği kişiyle evlenir ve en sonunda mutluluğu bulur.

KAHRAMANLAR

Çalıkuşu’ndaki kahramanlar aslında hayatımızda her an karşılaşabileceğimiz , içimizden birileri.Kahramanların hiçbiri ütobik özellikleri olmayan , karakterleri tam olarak anlaşılabilen kişilerden oluşmuştur.
Kahramanlardan baş kahraman hepinizinde bildigi gibi , dizi filminde Aydan Şener’in canlandırdığı Feride diğer bir ismiyle Çalıkuşu. Feride küçüklüğünde heyecanlı , hareketli tam anlamıyla yaramazlıktan bıkmayan bir kişiliğe sahip.Çalıkuşu ismini de Fransız Kolejinde öğrenim görürken tenefüslerde ağaca çıkıp daldan dala atladığını gören bir öğretmeninin :
“ Bu çocuk insan değil,çalıkuşu “ diye bağırmasından almıştır . Feride adı ise bayram elbiseleri gibi pek sayılı günlerde kullanılan resmi bir ismi olarak kalmıştır.
Feride öğretmenliğe başlamasıyla gittiği her yerde , güzelliğiyle herkes tarafından aşık olunan , Gülbeşeker,İpekböceği gibi türlü isimler takılan biri olur.Hakkında dedikodular olur.Fakat o Kâmran’ı kalbinden atamamasına rağmen Kâmran ile evliliğine üç gün kala öğrendiği ; Kâmran ‘ ın başkasıyla birlikte olduğu haberi , Kâmran’a karşı nefret dolu olmasına sebep olur .Bu öyle bir nefrettir ki Kâmran’la ilgili olan herşeyden nefret duymaya başlar . Örneğin yeşillikten nefret etmesinin sebebi Kâmran ‘ın yeşil gözlü olmasından dolayıdır. Ama Kâmran’ı unutmak için de öğrencilerine , bulunduğu çevreye birşeyler kazandırmayı , gülmeyi öğretmeyi isteyen gönlü çok geniş birisidir. Ayrıca Feride Türk romanında ilk ideal kahramandır , bu yönüyle pek çok öğretmene direnç vermiştir.
Kâmran ise uslu ,okumuş , nazik birisi aynı zamanda Feridenin kuzeni . Kız ayağı gibi küçücük ayaklarında beyaz podüsüet iskarpinleri ,ipek çorapları,yürürken ince bir dal gibi
sallanıyor zannedilen narin vücuduyla erkekten ziyade kıza benzeyen birisi . Fakat Kâmran Feridenin deyimiyle yere bakan yürek yakan cinsinden sinsi bir sarı çıyandır.Bayanlara karşı zaafı olan birisidir.Ama Feride’ye karşı daha farklı bir ilgisi vardır, Kâmran evlenmesine rağmen hala onu sevmektedir.
Munise küçük bir kızdır . Babası ihtiyar bir köy memuru olan ve üvey annesinden bayağı eziyetler gören bir çocuktur. Feride bu çocuğa karşı özel bir alaka duyuyor ve daha sonra köyün muhtarını aracı yaparak onu yanına alıyor ve beraber yaşıyorlar . Munise bembeyaz denecek kadar uçuk sarı saçlı , duru beyaz tenli , melek gibi güzel çehreli bir çocuk . Munise küçük yaşına rağmen görmüş geçirmiş gibi Ferideyle konuşuyor , Feridenin dert ortağı oluyor .
Müjgân Feride’nin kuzeni.Feride’den üç yaş büyük .Feride akraba çocukları arasında en ziyade onu seviyor.Müjgân Feridenin tam zıddı.Çok ağırbaşlı, ayrıca her istediğini yaptıran birisi.Romanın sonunda Kâmran’la Feridenin yeniden beraber olmalarını sağlamak için uğraşıyor.
Dr.Hayrullah Bey çok gün görmüş , temiz kalpli orta yaşın üstunde ihtiyar denecek birisi.Hastalara yardımcı olmayı amaç edinmiş , bu yüzden köy köy çağrıldığı yere hiç çekinmeden giden Dr.Hayrullah Bey Feridenin durumunu da en iyi bilen birisidir.
Ayrıca Mişel Fransız Kolejindeki arkadaşı , Hatice Hanım Zeyniler Köyündeki okulda daha çok dini derslere giren birisi ,Besime Hanım ise Kâmran’ın annesi .

ZAMAN VE ÇEVRE
Kitapta olaylar bahsettiğim gibi çok geniş bir çevre de geçiyor. Önce İstanbul’da başlayan olaylar sırasıyla Bursa’nın Zeyniler Köyü, sonra Bursa, daha sonra Çanakkale,İzmir ve Kuşadası’nda gelişiyor. En sonunda olaylar başladığı gibi yine İstanbul’da bitiyor. Zaman ise -hiçbir zaman belirtilmemesine karşı- Kurtuluş Savaşı yılları veya hemen sonrası olduğu anlaşılıyor.
Bunu nereden anladığımı soracak olursanız, birincisi daha Türkçe yeni yeni kullanılmaya başlamış ve halk daha Türkçe’yi yeni yeni kullanmaya başlamış. Ayrıca daha kıyafet kanunu çıkmamış veya daha benimsenmemiş. Çünkü bütün her yerde halk peçeli ve kızlar peçeleri olmadan dışarıya çıkmıyorlar. Ayrıca benim kanaatime göre daha tam olarak aydın seviyeye de geçilememiş. Çünkü eski batıl inançlar ve gelenekler devam ediyor. Ayrıca kitapta da gördüğümüz gibi ne zaman Feride bir erkekle arkadaş olsa hemen yanlış anlaşılıyor ve dedikodular çıkıyor. Yani halk daha yeniliklere ve yeni düşüncelere ayak uyduramamış ve geri kalmış durumda.
Levent Tanın , 9920527

ANAFİKİR
Bence bu kitabı okuduktan sonra şöyle bir yargıya ulaşabiliriz: “Bazı olaylardan kaçmakla, onlardan kurtulamayız.” Bu yargıya nereden ulaştığımı soracak olursanız, Feride evlenmeden üç gün önce Kâmran’dan ve evlilikten kaçıyor; Kâmran’ı unutacağını sanıyor ama aslında kaçmakla hiçbir şey olmuyor. Hatta kaçması onun için daha kötü oluyor çünkü yaşadığı dört sene boyunca her an Kâmran’ı düşünüyor ve onu ne kadar sevdiğini ancak ondan ayrıldıktan sonra anlıyor. Böylece bir insanın kaçarak hiçbir şeyden kurtulamayacağını anlıyoruz.

DİL ve ÜSLUP

Hem bir aşk hem de bir macera romanı olarak değerlendirilebilecek bu eser, günlük konuşma diliyle yazılmış ve bu yüzden geniş halk kitleleri tarafından beğeni kazanmıştır. Yazarın, olayları ülke gerçeklerinden ve eserin yazıldığı zamandan soyutlamadan ele alması sebebi ile, o zamanları göremeyen yeni kuşaklar için bir takım yabancılıklar görülebilir. Örneğin o zamanlarda çok popüler olan Fransızca terimler ve eski Osmanlıca kelimeler sıkça kullanılmıştır. Buna rağmen yazarın anlatımdaki sadelik ve akıcılık bu yabancı kelimelerin anlamlarını kendiliğinden ortaya koymakta, hiç olmazsa çok zor anlaşılacak noktalar bırakmamaktadır.

Tasvirlerin oldukça fazla olması, hatta kitabın önemli bir bölümünü işgal etmesi, okurun, kendisini olayların içinde gibi hissetmesini sağlamaktadır. Özellikle insanın ruh halini mükemmel benzetmelerle tasvir eden yazar, bunu yaparken tabiat güzelliklerini, tabiat olaylarını sıkça kullanmıştır. Mekân tasvirleri ise okuru adeta olayların içine alıp, o mekânlarda yaşatmaktadır.

Yazarın sıkça kullandığı mekân tasvirlerine şöyle bir örnek verilebilir:
“ Söğütlük, adeta bir söğüt ve çınar ormanı. Kim bilir, kaç yüz senelik? Çınarların aşağı kısımlarındaki dalları kesmişler, yalnız gövdeleriyle tepelerindeki dalları ve yaprakları kalmış. Akşam gölgesinin çökmeye başladığı saatlerde insan, oraya giderse, ucu bucağı bulunmaz bir viran kubbenin altına girmiş gibi oluyor. Yandan vuran son güneş ışıkları bu yüksek, harap çınar gövdelerini göz alabildiğine uzanıp giden kırık sütunlara benzetiyor. Derenin öbür kıyısında etrafları çitlerle çevrilmiş, sıra sıra bahçeler, o bahçelerin arasında gölgelere boğulmuş incecik yollar var. “ , Çalıkuşu , 267
Yazar bir insanın kendisi ile yalnız kaldığındaki ruh halini en iyi şekilde yansıtmış ve gerçek hayatta da sanki kahramanın yerindeymiş gibi, olay, konuşma, duygu ve düşünceleri gerçekçi bir şekilde, yapmacıksız yazabilmiştir.

Yine sıkça kullanılan ruh hali anlatımları ve insanın biçimsel tasvirine ise şu örnek verilebilir:
“ Gözlerim, İstanbul’da tanıdığım şen, kaygısız Çalıkuşu’nun berrak aydınlık parçası içinde titreyen birkaç yıldız kırıntısından ibaret açık ela gözleri değildi. Onlarda, karanlıklara baka baka geçmiş birçok yalnız gecelerinden kalma siyah bir acı, yorgun bir tahayyül, uykuya ve daha başka şeylere doymamış gözlerin mahmurluğu vardı. Bu gözler, gülümsemeler, canlı bir ıstırap gibi büyük ve derin görünecekler. Fakat, gülmeye başladıkları gibi her şey değişiyor. O vakit küçülüyorlar, ziyalar içlerine sığmıyor, küçük pırıltılarla yanaklarını üstüne dökülmeye başlıyor. “ , Çalıkuşu , 273

Yazar Türkçe'yi hem kelime zenginliği bakımından, hem gramer bakımından iyi bir şekilde eserine yansıtmıştır. Cümle yapısı gayet sade, anlaşılırdır. Anlaşılamayacak uzun cümleler oldukça azdır. Kullanılan uzun cümleler de genellikle kendi içlerinde parça parça anlamsal bütünlükler oluşturmaktadırlar.

Romanın büyük bölümünün bir günlükten oluşması yazara kimi zaman anlatımda kolaylıklar sağlamış kimi zaman ise yazarı zorlamıştır. Kahramanın her şeyini günlüğüne yazması ve bunun kitabın temelini oluşturması sebebi ile eser sadece kahramanın görebildiği, veya bir şekilde haberdar olabildiği olaylar zincirinde sıkışmıştır. Tabii ki bu sıkışma neredeyse hiç fark edilmeyecek kadar az olmakla birlikte, yazarın anlatımındaki güç, bunu da belli etmemeye yetmiştir. Nitekim kitabın son bölümünde günlük yazılarının dışına çıkılmış ve olaylar dışarıdan bir izleyici gibi anlatılmıştır.

TÜR ve TEKNİKLER

Romancı ,Feridenin kişiliğinde yurt kalkınmasının ancak eğitim öncüleriyle gerçekleşebileceğini ortaya koyar .Bu yönüyle tezli roman türüne girer . Gerçekçi bir romandır,Anadolu’nun geri kalmışlığı ,eğitimsizliği gibi konular ele alınmıştır . Romanda olaylarla birlikte duygusal yapı ilgi çeker .Leyle ile Mecnun ,Ferhat ile Şirin ,Kerem ile Aslı gibi geleneksel bir konuyu işlediği için yapıt hemen her kesim tarafından sevilmiştir . Bu yönüyle yığın romanı özellliği taşır.
Mutlaka maillerini bekliyorum tatlı kız..!

Gerçekler acıdır, baklava tatlı. O zaman baklava gerçek değil mi¿


Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et AIM Adresi Yahoo Messenger MSN Messenger Başa dön
Yeni Başlık Gönder || Bu başlık kilitlenmiştir
Mesajları göster:   
   Egze Bilişim & Kumru.Net Forum Ana Sayfası -> Kitap Özetleri Pdf Tüm saatler GMT +2 Saat
1 . sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
BENZER KONULAR
KonuForumKonuyu Başlatan
Bir Kadın Düşmanı - Reşat Nuri Güntekin (Kitap Özeti)Kitap ÖzetleriCybernet
Akşam Güneşi - Reşat Nuri GÜNTEKİN (Kitap Özeti)Kitap ÖzetleriCybernet
Kızılcık Dalları - Reşat Nuri Güntekin (Kitap Özeti)Kitap ÖzetleriCybernet
Çalıkuşu - Reşat Nuri Güntekin (kitap Özeti)Kitap ÖzetleriCybernet
Miskinler tekkesi - reşat nuri güntekin (kitap özeti)Kitap ÖzetleriCybernet
Yaşar Nuri "Hanımların başındaki örtü, rahibe kıyafetidGüncelstilwater
Bir Kadın Düşmanı Reşat Nuri GüntekinKitap Özetlerimihriban
Arşiv

Telif Hakkı © 2004 - 2014 Egze Bilişim & Hosting Hizmetlerine Aittir