05/12/2008    iPNo: 38.103.63.58
Mail Girisi  |
WEBMAİL  |  DİZİN  |  İLETİŞİM  |  REKLAM  |  HAKKIMIZDA
E-kart  |  Wallpaper  |  Download  |  Forum  |  Sohbet  | Üyeler  |  Edebiyat  |  Avatarlar  | Güzel Sözler  |  İnternet  |  Haberler  |  Canlı Tv İzle  |  Zorluk Çektikleriniz  |  Tarih  |  İsim Sözlüğü  |  Öğreniyorum  |  Oyun  |  Burçlar  |  Radyo Dinle  |   Hosting Hizmetleri  |  Web Messenger  |  Online Müzik
Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4 | Tümünü Göster
   Egze & Askcicegim & Kumru.Net Forum Ana Sayfası -> Aşk Konuları
_AnGeL
_AnGeL Offlinedir 
~Forum Admin~
~Forum Admin~
Kayıt: 29 Tem 2005
Son Görülüşü: 19 Şub 2007
Mesajlar: 4579
Seviye:50

Altın: 26797
_AnGeL
Mesaj No: 52951 - Mesaj No - 52951Tarih: Çrş Hzr 07, 2006 8:46 pm    Mesaj konusu: SEN BUNU BİLMEYECEKSİN Alıntıyla Cevap Ver
SEN BUNU BİLMEYECEKSİN
Mektubuma, edebiyatın son derece kalıplaşmış kelimeleri olan nasılsın iyi misin? gibi klasikleşmiş sözcüklerle değil de; seni sevdiğimi seni çok çok özlediğimi söyleyerek başlamak istiyorum.
Bir insanın yaşayacağı en zor duyguları yaşıyorum belki de...
Sana karşı duymuş olduğum özlem, uzun zamandır rüyalarımı süsleyecek kadar güzel olmasına rağmen en büyük eksikliği içime yediremedim. Bazen düşünüyorum da; her şey eskisi gibi olur mu diye? Ama bazen de bunun çok zor olabileceği düşünüyorum.Çaresiz, çok rahatsız bir hastanın beklediği küçücük bir ümit vardır ya, benim ümidimde belki o kadar ama bu ümit benim yüzümde en azından bir tebessüm bırakabiliyor. Aklıma her geldiğinde özellikle geceler.Sabaha kadar düşünüyorum.Her şey nasıl olmalıydı diye kendi kendime.En azından böyle olmamalıydı bence.
Aslında sen de haklıydın. Sonsuz bir türlü sabah olmayan gecelerde sana hak verdi zaten. Ne yapacağımı bilmediğim, yapa-yalnız geçirdiğim, bir türlü kimseye açılıp söyleyemediğim çaresizlik içinde akan bu göz yaşlarım senin içindi.
Seninle ilk tanıştığım günler, seninle sohbet etmek için can atardım. Her an aklımdaydın. Tek düşündüğüm kişi sendin. İçimde bir korku olmasına rağmen. Bu da ayrılıktı. Okulda evde dışar da aklım hep sendeydi. Bu da bana mutluluk veriyordu ne yapabilirdim ki. Hala bu kadar uzun zaman geçmesine rağmen sana ait hiç bir şeyi unutmadım. Unutamadım. Hatırlar mısın? Bir kez sen de bana unut diye akıl vermiştin. Unutmanın bu kadar zor olabileceğini öğrendim. Unutmak kelimesini o kadar çok özlemişim ki keşke unutabilsem o kadar çok denedim ki. Seni hatırlatacak bir şey karşıma çıkıyor yine. Yalnız kaldığım zaman bir tek şey düşünüyorum. Ne olabilir ki... Bu duygunun nasıl bir şey olduğunu tahmin bile edemezsin.
Belki de ilk defa böyle duygular içindeyim. Kendimi çok yalnız hissediyorum. Hayatımda ilk defa bu kadar derin duygular içinden hareket ederek birisine açılıyorum. Bunun zor yanı da duygularımı paylaştığım kişinin sevdiğim kişi olması.Belki de en zor dakikalarımı yaşıyorum şu anda. Şimdiye kadar duygularımdan kimseye bahsetmemiştim çünki...
Serin bir gecede, Yaşarın romantik şarkılarının eşliğinde şu yazıyı yazmak o kadar çok zor geliyor ki. Hiç göz yaşların benimkilerle yaşadı mı? Benim göz yaşlarım hiç yalnız kalmadı biliyor musun? Hep göz yaşlarıma eşlik ederdim. Hiçte soramazdım göz yaşlarıma neden ağlıyorsunuz diye? Korkardım... İçimde sakladığım bir tek dileğimde mutluluğundu. Göz yaşlarımın ardından hep mutlu olmanı dilerdim yıldızlardan.
Zaman öyle acımasız ki, beni dinleyen birini bulmuş iken yine çabuk olmamı istiyor. Zaman... Hep acımasızdı zaten...
Son cümlelerimi yazarken benim için çok kutsal olan aşkım kelimesini o kadar çok söylemeyi istedim ki... Bunu anlata bilmek mümkün değil. Benim yazacaklarımın hepsi bu kadar. Umarım ki mutlusundur ve her şey gönlünce olur. Kendine iyi bak...

Berkant ALTINEL TÜRKİYE/BURSA

Melek Olmak Değil Derdim
Ama Asla Ben $eytan Olmak İstemiyorum...

Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder Başa dön
_AnGeL
_AnGeL Offlinedir 
~Forum Admin~
~Forum Admin~
Kayıt: 29 Tem 2005
Son Görülüşü: 19 Şub 2007
Mesajlar: 4579
Seviye:50

Altın: 26797
_AnGeL
Mesaj No: 56277 - Mesaj No - 56277Tarih: Pts Tem 10, 2006 10:17 am    Mesaj konusu: (No subject) Alıntıyla Cevap Ver
Bana Hayatı Öğreten Adama


Gene aynı yerden yazıyorum sana... Sen aynı yerde misin bilinmez. Sevgilim gidişinin arkasından aylar geçti, yıla döndü. Belki geleceksin diye bekledim. Gelecek misin?
Giden unutulurmuş bebeğim.. Ben unutamadım, gidişinden sonra çok ağladım, sensizliğe dayanamadım, sensizlikte yandım. Sonra elime kalemimi alıp hep sana yazdım. Kitaplığımda çok şiirlerim var, çok sevdaları anlatan yazılar, hepsi sana...
Aslında sen unutulursun, gidenlerin hepsi unutulur ama ya yaşananlar... Unutmaya çalışırken hatırlana o anlar.. Sana bunları hatırlatıyorum ben unutmasam da belki sen unutmuşsundur diye... Ağlamıyorum da artık çünkü sen öğrettin bana gülmeyi, sen öğrettin bana hayatla alay etmeyi... Bana o kadar şey öğrettin ki, beni baştan yaratan sen oldun. Şimdi nasıl unutayım, kendime baktıkça hatırlıyorum seni...
Şimdi seni çok özlüyorum çok...ama biliyorum sende unutmadın beni gittiğin yerlerde...gözünde arkada olmasın sevdiğim beni bıraktığın yerde yaşıyorum seni... Sensizlikte zor çekilmiyor ama bunu bile öğrettin bana... Daha neler neler öğrettin... Tek başıma yaşayabileceğim bir aşk bıraktın bana...
Sen bana güzelliği, doğruluğu bıraktın ve bir gün beni arasan aynı yolda bulacaksın.
Senden sonra ayakta durmakta zorluk çektim, farkındasın biliyorum ara sıra yıkıldım. Şimdi ayakta durabiliyorum ama arada seni yanımda istiyorum. Bir arıyor sesini duyuyorum, yüzünü görmesem de rahatlıyorum. Sana bir defa sıkıca sarılmak istediğimi söylüyorum. Dayanamayacağını söylüyorsun. Şimdi sensiz yollardayım,gelmeyeceğini bilsem de beni bulunmayan bir dürüstlükle sevdiğini ve hep seveceğini biliyorum....

Melek Olmak Değil Derdim
Ama Asla Ben $eytan Olmak İstemiyorum...

Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder Başa dön
aSKeRCanIm
aSKeRCanIm Offlinedir 
Tazecik Üye
Tazecik Üye
Kayıt: 02 Eyl 2006
Son Görülüşü: 26 Ksm 2006
Mesajlar: 5
Seviye:1

Altın: 25
aSKeRCanIm
Mesaj No: 58803 - Mesaj No - 58803Tarih: Cmt Eyl 02, 2006 12:39 am    Mesaj konusu: (No subject) Alıntıyla Cevap Ver
arkadaşlar daha yeni katıldım aranıza mektuplar çok güzel teşkkürleR
Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder Başa dön
aSKeRCanIm
aSKeRCanIm Offlinedir 
Tazecik Üye
Tazecik Üye
Kayıt: 02 Eyl 2006
Son Görülüşü: 26 Ksm 2006
Mesajlar: 5
Seviye:1

Altın: 25
aSKeRCanIm
Mesaj No: 58804 - Mesaj No - 58804Tarih: Cmt Eyl 02, 2006 12:53 am    Mesaj konusu: (No subject) Alıntıyla Cevap Ver
[B] Sana ne sözler birikti, bir bilsen.

Şarap tadındaki kokunla sevdalı tenime doğuyor önce güneş, sabahın ilk ışığını gören gözlerime doluyorsun sonra... Kalkıp aynadaki yüzüme bakıyorum, sen varsın, anla. Sana bakıyorum, gözlerimin içindeki kendime. Nedeni yok, nedensiz buluyorsun yolunu, biliyorsun çünkü; sana ait kaldığımı.

Sana ne sözler birikti, bilsen...
Gülümsüyorum sokakta insanlara. Sabah değil aslında, ben öyle görüyorum. Gözlerinin içindeki sevda nefesi geliyor peşimden, bekliyorum, anla. Martılar düşüyor yine bir bir, ama gülümseyerek ve gagalarında avuçlarıma bıraktıkları sana ait kırıntılarla...
sana ne sözler birikti, bir bilsen... Önce içli bir özleyiş sarıyor beni, sonra ayrılığının sesi. Peşi sıra vuruyor ellerimi sustukça sen; biriktiriyorum ben de istemeden...
Seni seviyorum, ben sana sevdalı melek; sözlerimi biriktirirken, gözlerinde kalacağım için gözbebeklerime dolduruyorum hayatı...
Anla, ben seni anlatamazken; yüreğimin sesini bekliyorum...
İnan, seni sevmelere doyamıyorum....
...


İçimden tuhaf şeyler geçiyor. Sanki içimde ağlıyorsun. Yokluğu sırtından vuran garip bir ağlayış bu. Bırakıp gittiğini düşünürken bile gidemediğini gördüğün için ağladığını söylüyor gözlerin, sağ yanına topladığın saçların karanlığın ıslak tekerlemesine karşı çıkmış; bana gülümsüyor... Gör hadi...
Aslında gelmen için sebepler vardı ellerinde, gelebilmen için... sevdalı bir tenin kokusu vardı hala içinde, belki de sen bu yüzden ağlıyordun...
Bildin işte; yalnızlığın ağrısız bir ölüm akıp dudaklarımdaki dört mevsim değil artık bendeki; sensin. Aradığım, sesimin en işlek caddesinde bana gülümseyenim, sigaram bittiğinde nöbetçi tiryakimsin artık sen...
Bildin işte, ağladıkça, bir istanbul tramvayında kaybolan yolcumsun içimde. Üstü başı açılmış denizimin fenerisin artık sen...

Hadi durdur karesini hayatımın, kopsun sensizliğimin filmi. Yazılamamış bir öyküden dön artık, uykumun sağrısına uzandığımda gel, gel, gel yine yeniden...
Sen içimde ağlıyorsun... Göğümle yerin arasında savrulan rüzgara bakıp; içimdeki yaralı kanatlara dokunuyorsun. Dudak kıvrımlarındaki uçuğa benzer hikayelerin için; sen meleğim, sen içimdeki bize ağlıyorsun...
Gözlerini sakladığın yerden çıkarıp bak hadi, zulasında beşinci kitap gibi sakladığın hikayenin ilk sayfalarını oku gizlice, tanrıya sor. İçimde özgürce yürüyen adımlarından kalbinin berraklığı gibi toza bulanmış yollarımı sor...
Hadi açtım damarını kuytusunda sakladığım seninle dolan hayatımın, boğ karanlığı, sil artık sensiz yazılanları...
...

Sen içimde ağlıyorsun, gecemin aylak saatlerinde yönünü çalan sevdalı bir melek gibi tanrımın sözlüğündeki gülümsemeye döküyorsun herşeyini... Sen içimde umutla ağlıyorsun, sen... Sen bende kendini bulduğun için, sen biz için yakılan sevda ağıtlarına ağlıyorsun...
....

Sana ne sözler birikti, bir bilsen...
Ama söyleyemediklerimi sen anla, hadi; bir martının kanatlarının tenindeki ışığından anla, üstüne hangi gülüşü taksan sana yakıştığından anla. İçimdeki ağlayışından...
Seninle bir sabahtı ve seninle gelendi herşey. Gündü, güneşin tam ortasıydı yedi tepeli şehre benzeyen gözlerin. Geceydi, aşkın sızışıydı sanki tenindeki terin. Sendin, hücremin duvarlarını yıkan, ve sendin saçlarını tel tel ayırırken bana ait şarkılar mırıldanan.. Hatırla, söyle derdin, bir şarkı da sen mırıldan...
Duyuyor musun; sen içimde gülerek ağlıyorken sahibini bulan kelimelerle sunuyorum şarkımı. Ezgisini yazdıkça, özleminden kırılan notalar haykırıyor sana, dinle... Kaçıncı perdesindeyse bu gece; ilkyazdan seslerle fısıldıyorum kulağına, dinle...
...

Farkında mısın; hangi ışığı kaldırsam altından sen çıkıyorsun artık. Dolunay akşamüstlerime geliyor yavaşça, ve sen ansızın vuruyorsun ayın bu halini, dönüyor, ardına bakmadan kaçıyor, farkında mısın?
Farkında mısın, kaç çıkmaz sokağın duvarlarını yıktın içimde. Kaç kaldırımı dizdim yeniden, kaç ağaç diktim,
görüyor musun

Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder Başa dön
aSKeRCanIm
aSKeRCanIm Offlinedir 
Tazecik Üye
Tazecik Üye
Kayıt: 02 Eyl 2006
Son Görülüşü: 26 Ksm 2006
Mesajlar: 5
Seviye:1

Altın: 25
aSKeRCanIm
Mesaj No: 58805 - Mesaj No - 58805Tarih: Cmt Eyl 02, 2006 12:57 am    Mesaj konusu: (No subject) Alıntıyla Cevap Ver
Acı nedir biliyor musun geçilmezim?yaz gecelerinde kabuslarını aldım düşlerim saydım Rahat uyu istedim, geçilmezim.. Yüreğim yandı her derdine deva olmak için,Hiç sıkıntın kalmasın, geçilmezim.. yaz geldi çiçek, çiçek açtım sana,
Beyazı da sev istedim, geçilmezim..Yağmurdan ıslanmak istemezdin, yağmurlarını durdurmak istedim ama sen ne yaptın yağmurları üzerime yağdırdın geçilmezim.. Zor günlerinde korkularını aldım, korkusuzluğum saydım..
Huzurlu ol istedim, geçilmezim.. İçim kanadı her elini tutamadığım da; sesimi çıkarmadım, Ellerimden kayıp gitme, diye geçilmezim Acı nedir biliyor musun geçilmezim Her yola düştüğünde sana gülen gözle baktım, hiç ağlamadım..
Yolun açık olsun, geçilmezim.. Aklın bende kalmasın, geçilmezim.. artık her gece kadehler dostum oldu Gülün dikenini sevmedin, gülleri severdin,
Dikenler eline batar diye; Gülü sevmekten vazgeçtim, geçilmezim..
Sensiz gecelerde öldüm, mutluyum yalnızlık iyi geldi dedim, Affet yalan söylemedim ama sen inanmadın, geçilmezim..Senin için imkansızlıkları sana taşıdım, imkanlım kıldım,İsteyip de elde edemediğin hiçbir şeyin kalmasın Acı nedir biliyor musun geçilmezim?? Hayallerini çaldım, sen uyurken sana verebilmek için..Bir canı veremedim sana, geçilmezim.. Özgürlüğüne susadın, biliyordum anlamadı mı oynadım, Özgürlüğün yokluğum oldu, anlamadın geçilmezim..Çareleri sana canımın içinden tek tek verdim, geçilmezim.
Yoluna burcu burcu yol oldum, geçilmezim.Sesli çığlıklarını aldım, sessizliğime saydım. Çığlıklarını durdurdum ağlamasın gönlün, vazgeçilmezim.
Ölümünü aldım ölüm yok dedim, her seferinde, Ve her söylediğimde can vererek, vazgeçilmezim geçilmezim..

Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder Başa dön
aXi_CoCuK
aXi_CoCuK Offlinedir 
Etkin Üye
Etkin Üye
Kayıt: 05 Hzr 2005
Son Görülüşü: 07 Nis 2007
Mesajlar: 381
Seviye:18

Altın: 869
aXi_CoCuK
Mesaj No: 59504 - Mesaj No - 59504Tarih: Cmt Ksm 11, 2006 5:08 am    Mesaj konusu: Re: sen bunu bilmeyeceksin Alıntıyla Cevap Ver
_AnGeL demiş ki:
SEN BUNU BİLMEYECEKSİN
Mektubuma, edebiyatın son derece kalıplaşmış kelimeleri olan nasılsın iyi misin? gibi klasikleşmiş sözcüklerle değil de; seni sevdiğimi seni çok çok özlediğimi söyleyerek başlamak istiyorum.
Bir insanın yaşayacağı en zor duyguları yaşıyorum belki de...
Sana karşı duymuş olduğum özlem, uzun zamandır rüyalarımı süsleyecek kadar güzel olmasına rağmen en büyük eksikliği içime yediremedim. Bazen düşünüyorum da; her şey eskisi gibi olur mu diye? Ama bazen de bunun çok zor olabileceği düşünüyorum.Çaresiz, çok rahatsız bir hastanın beklediği küçücük bir ümit vardır ya, benim ümidimde belki o kadar ama bu ümit benim yüzümde en azından bir tebessüm bırakabiliyor. Aklıma her geldiğinde özellikle geceler.Sabaha kadar düşünüyorum.Her şey nasıl olmalıydı diye kendi kendime.En azından böyle olmamalıydı bence.
Aslında sen de haklıydın. Sonsuz bir türlü sabah olmayan gecelerde sana hak verdi zaten. Ne yapacağımı bilmediğim, yapa-yalnız geçirdiğim, bir türlü kimseye açılıp söyleyemediğim çaresizlik içinde akan bu göz yaşlarım senin içindi.
Seninle ilk tanıştığım günler, seninle sohbet etmek için can atardım. Her an aklımdaydın. Tek düşündüğüm kişi sendin. İçimde bir korku olmasına rağmen. Bu da ayrılıktı. Okulda evde dışar da aklım hep sendeydi. Bu da bana mutluluk veriyordu ne yapabilirdim ki. Hala bu kadar uzun zaman geçmesine rağmen sana ait hiç bir şeyi unutmadım. Unutamadım. Hatırlar mısın? Bir kez sen de bana unut diye akıl vermiştin. Unutmanın bu kadar zor olabileceğini öğrendim. Unutmak kelimesini o kadar çok özlemişim ki keşke unutabilsem o kadar çok denedim ki. Seni hatırlatacak bir şey karşıma çıkıyor yine. Yalnız kaldığım zaman bir tek şey düşünüyorum. Ne olabilir ki... Bu duygunun nasıl bir şey olduğunu tahmin bile edemezsin.
Belki de ilk defa böyle duygular içindeyim. Kendimi çok yalnız hissediyorum. Hayatımda ilk defa bu kadar derin duygular içinden hareket ederek birisine açılıyorum. Bunun zor yanı da duygularımı paylaştığım kişinin sevdiğim kişi olması.Belki de en zor dakikalarımı yaşıyorum şu anda. Şimdiye kadar duygularımdan kimseye bahsetmemiştim çünki...
Serin bir gecede, Yaşarın romantik şarkılarının eşliğinde şu yazıyı yazmak o kadar çok zor geliyor ki. Hiç göz yaşların benimkilerle yaşadı mı? Benim göz yaşlarım hiç yalnız kalmadı biliyor musun? Hep göz yaşlarıma eşlik ederdim. Hiçte soramazdım göz yaşlarıma neden ağlıyorsunuz diye? Korkardım... İçimde sakladığım bir tek dileğimde mutluluğundu. Göz yaşlarımın ardından hep mutlu olmanı dilerdim yıldızlardan.
Zaman öyle acımasız ki, beni dinleyen birini bulmuş iken yine çabuk olmamı istiyor. Zaman... Hep acımasızdı zaten...
Son cümlelerimi yazarken benim için çok kutsal olan aşkım kelimesini o kadar çok söylemeyi istedim ki... Bunu anlata bilmek mümkün değil. Benim yazacaklarımın hepsi bu kadar. Umarım ki mutlusundur ve her şey gönlünce olur. Kendine iyi bak...

Berkant ALTINEL TÜRKİYE/BURSA




Yazarını Deiştirip Benim adımı yazmak gerek asLında. Aynı durumdayım :S Exclamation Surprised


Doğduğumdan Beri Yanımda
Göğsümün Sol Yanında
DurmayınAlkışlayın
Fenerbahçem 100 Yaşında


Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder E-mail'i gönder Başa dön
**zerd@**
**zerd@** Offlinedir 
Sempatik Üye
Sempatik Üye
Kayıt: 03 Arl 2004
Son Görülüşü: 11 Tem 2008
Mesajlar: 2332
Seviye:39

Altın: 122568
**zerd@**
Mesaj No: 59506 - Mesaj No - 59506Tarih: Pzr Ksm 12, 2006 10:58 pm    Mesaj konusu: (No subject) Alıntıyla Cevap Ver
Yüregimin ic acilarini
Topladim...
Carptim...
Böldüm

Yine sana cikti ! tüm cikmazlar !
Cikmaz sokaklarda buldum kendimi...
Yüregine konakladigim günden gayri yar..

Bak.. yine cikmazlarda yüregim
Isyanim sensizlige uyandigim her dogan güne !
Haykirisim düne...bugüne...yarina...
Bizi Bizden Calan Zalim kadereeeeeee

Gözyaslarim ise...
Kanayan yaralarimin sesi
Inan benim degil !

Sözüm var sana ...sözüm var yar !
Ugruna bir zehre gözyasi akitmayacagima...

Ama biliyorum...
Ben beni ararken her damla gözyasimda...Sen batidan gelen günah rüzgarlarinin kuytusunda bulacaksin birgün Beni...
Bulacaksin bi tanem !

Güneş her sabah umuda doğsun,
umut gözlerinde bir ışık olsun,
gözlerin uzaklara dalsın,
en uzağın bir adım olsun,
attığın her adımda yüreğine mutluluk dolsun...


Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder Başa dön
**zerd@**
**zerd@** Offlinedir 
Sempatik Üye
Sempatik Üye
Kayıt: 03 Arl 2004
Son Görülüşü: 11 Tem 2008
Mesajlar: 2332
Seviye:39

Altın: 122568
**zerd@**
Mesaj No: 59507 - Mesaj No - 59507Tarih: Pzr Ksm 12, 2006 10:59 pm    Mesaj konusu: (No subject) Alıntıyla Cevap Ver



Özlemine düştüğüm dipnotların bile dibi tuttu bu dipsizlikte..
Köşemde koğuş ağası edasıyla oturmuş yalnızlığıma tespih sallıyorum..
Bir çift lafın belini kıracak birilerini arıyor gözlerim, bulamıyor..
Benim kelimelerimin hepsi ezelden kırık, çıkamadan dudaklarımdan dişlerimin arasında un ufak..
Bu yüzden değil mi cam kırıkları gibi saplanışı içime..
Senin haykırışların hiç mi saplanmaz yüreğime?

Gözlerinin ayazından düşen bir buz sarkacı…
Yaralarımın kanıtı bundan yok..
Bir gülümseyişinle eriyip gider cinayet aleti..
Katilimin ellerinde kalır kanım..
Göz yaşlarımla ben yıkarım, kendim aklarım seni..
Üstlenirim suçunu..
Mahkumiyetim bitmez ve tespihimde “ya sabır”…

Zamanı oyalayacak çok hikaye var bende….Mesela...!

Bir plastik top olsam, dolansam çocukların ayaklarında, savrulsam toz toprak içinde ve şiddetli bir tekmeyle giriversem camından içeri. Bir bıçak alıp böler misin ortadan ikiye yoksa evinin bir köşesinde unutulur muyum? Çocukluğunu hatırlatır belki çamurlu ellerim. Yıkayıp paklar mısın? Bayram çocuğu sevinciyle sığınsam ellerine, okşar mısın saçlarımı yoksa bir şekerle savar mısın başından? Bayram şenliğim olsun gözlerinin ışığı, küskün bulutlar geçmesin hiç..Yağmur d-insin....

Tuttum hayallerimin kolundan çevirip çevirip duruyorum..
Rengim solmuş, şeffaflaşıyorum gittikçe..
Sığınacak bir köşe arıyorum, köşeleri tüketişim geliyor aklıma..
Biliyorum mutluluk benim elimde, ellerimse sende..

Büyüdükçe gözümde, bana gelişlerin küçülüyor git gide..
Gözlerimin kaçıncı yarısındasın?
Hangi kaldırıma taş olsam da kenarına yaslandığım yol sana çıksa..
Öyle büyük ki bu şehir kaybediyorum ayak izlerini…

Gel inletme beni bu sağır gecede..
Ayak ucumdan sokul yanıma..
Bir satırlık yatağımda italik yatalım seninle..
Sen bana sarıl, ben gölgene; altını çizelim gecenin..
Sabaha yeni bir hikaye olarak uyanalım..
Sonra ben yazayım hikayemizi sayfalar dolusu..
Oturup yakayım şehrin ortasında, gece aydınlansın..
Şehre pus inince ….

Sus……
Dinle bak ne anlatıyor şehrin hengamesi..
Kendini dinle..
Kendini solu saçlarımın arasından geçen rüzgarda..
Bu şehrin sen oluşuna şahit ol..
Ve BENİ ÖZLE…
...

Güneş her sabah umuda doğsun,
umut gözlerinde bir ışık olsun,
gözlerin uzaklara dalsın,
en uzağın bir adım olsun,
attığın her adımda yüreğine mutluluk dolsun...


Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder Başa dön
**zerd@**
**zerd@** Offlinedir 
Sempatik Üye
Sempatik Üye
Kayıt: 03 Arl 2004
Son Görülüşü: 11 Tem 2008
Mesajlar: 2332
Seviye:39

Altın: 122568
**zerd@**
Mesaj No: 59508 - Mesaj No - 59508Tarih: Pzr Ksm 12, 2006 11:00 pm    Mesaj konusu: (No subject) Alıntıyla Cevap Ver



Yalnızlığımın tam ortasındayken geldin sen...Sessizce toprağıma düştün..

Kuru bir ağacın gövdesine yürümesi gibi suyun, kanımdan geçtin..Sıcaktı varlığın..Sen cemrem olmalıydın!Zaten sevgi aksın dallarımdan istemiştim hep..İçimde kimsenin bilmediği tohumlar biriktirmiştim..Doğmak istiyorlardı..Yeşermek, sevmek...

Ve sen cemrem olmalıydın..Filizler vermeliydim, sana akmalıydım dallarımdan..Bir mevsimi başlatmalıydım..Sen cemrem olmalıydın..Bahar gelmeliydi artık...

Sessizce toprağıma düştün..Sıcaktın..Tomurcuklandım..Sen daha da ısıttın gövdemi..SEn daha da işledin yüreğime..Tomurcuklarım çiçek oldu..Açıldım hayata..Güneşle tanıştım..Yeni ağaç olmaya başlamış körpe bir fidandım...

Ve sen cemrem gittin..Ardından bahar öncesi soğuklar geldi..bahar henüz gelmemişti..Yalancı sıcağına aldanmıştım..Toydum..Soğuktu gidişin..Kardı, borandı..Hani güneş neden gülümsemiyordu çiçeklerime.?

Ben hiç baharda çiçek açmamıştım..İçimde doğmaya can atan birikmiş sevgilerimi şefkatinle günışığına sermiştim..Ve sen cemrem geldiğin gibi, sessiz sedasız gittin..
Yokluğunun ayazında yandı çiçeklerim...
Ve ben cemrem...Bu koskoca mevsim boyunca meyvesizim....

Güneş her sabah umuda doğsun,
umut gözlerinde bir ışık olsun,
gözlerin uzaklara dalsın,
en uzağın bir adım olsun,
attığın her adımda yüreğine mutluluk dolsun...


Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder Başa dön
**zerd@**
**zerd@** Offlinedir 
Sempatik Üye
Sempatik Üye
Kayıt: 03 Arl 2004
Son Görülüşü: 11 Tem 2008
Mesajlar: 2332
Seviye:39

Altın: 122568
**zerd@**
Mesaj No: 59509 - Mesaj No - 59509Tarih: Pzr Ksm 12, 2006 11:01 pm    Mesaj konusu: (No subject) Alıntıyla Cevap Ver
Bakmayın, yazılarıma sinmiş hüzne....
Her şeye rağmen, şanslı biriyim ben!
Hiç ağlamadığımdan değil; çok akıttım gözyaşımı içime...
Hiç kaybetmediğimden değil birini...
Çok yandım ciğerimden; baktığım her yere, sevdiklerimin yüzünü kazıdı hasret... Yıldızlarla doluydu gökyüzüm; kapkara bir boşluk bıraktılar kayanlar... Bir daha asla dolduramadım.
Gidene soramadığımdan, kalanın ıstırabı daha çok sandım.
Hiç ihanete uğramadığımdan da değil; yarası her zaman taze, birkaç hançerle dolaştım durdum sırtımda; hem öfkelendim, hem anlamsız geldi kızmak.
Herkesten farklı değildi başımdan gelip geçenler....
Herkes kadar ağladım, herkes kadar yandım.
Acısız olmuyordu ki hayat!
Ağlamaktaydı bereket, yağmurda ıslanmadan yeşermiyordu ki toprak!
Bakmayın, yazılarıma sinmiş hüzne...
Mutlu bir çocuktum ben!
Kalabalık bir ailenin sevgisiyle büyümüştüm. Bir sürü arkadaş, bir sürü oyun; kuyruğuna tutunmuştum kırmızı bir uçurtmanın...
Hayat hep veriyordu, alacağı günleri hiç düşünmemiştim.
Sancılıydı ilk gençlik!
Şimdiki hüzünlerimle, o zamanları karşılaştırdığımda, çocukluk deyip geçiyorum.
Ah, nerdesiniz 17 lik dertlerim!
On yedimde başlamıştı hayatla kavgam.
Artık sadece, tartışıyoruz.
Acıya alıştığımı söyleyemem hala; hele, nasır tuttuğunu kalbimin...
Unutmayı becerdiğimi de söyleyemem; asla unutamadım, kusurluydu hafızam; almayı biliyordu da silmeyi, asla!
İyi ki hatırlıyorum!
Yaşamımdan çıkanlara kızmıyorum; öğrettikleri her şey için minnettarım. Bir zamanlar, doyasıya güldüğümüz içindi uğurlarken akıttığım göz yaşlarım... Paylaştıklarımız kadar değerliydiler.
Paylaşamayacaklarımızın adıydı hasret!
İhanete de alışamadım elbette; ama, edenlere de eyvallah! Kir tutsa da kin tutmaz yüreğimiz. Az şey sayılmaz, utanmayı bilmeyenden öğrendiğim; sırf bu nedenle bile affedebilirim.

(alıntı)

Güneş her sabah umuda doğsun,
umut gözlerinde bir ışık olsun,
gözlerin uzaklara dalsın,
en uzağın bir adım olsun,
attığın her adımda yüreğine mutluluk dolsun...


Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder Başa dön
**zerd@**
**zerd@** Offlinedir 
Sempatik Üye
Sempatik Üye
Kayıt: 03 Arl 2004
Son Görülüşü: 11 Tem 2008
Mesajlar: 2332
Seviye:39

Altın: 122568
**zerd@**
Mesaj No: 59510 - Mesaj No - 59510Tarih: Pzr Ksm 12, 2006 11:02 pm    Mesaj konusu: (No subject) Alıntıyla Cevap Ver
Akreple yelkovan arasında süren yarış artık ilgilendirmiyor beni. Çoktandır duvarlarımda takvim de eskitmedim... Zaman, en çok sahip olduğum; ancak, bir o kadar da sahiplenmekten nefret ettiğim tek sermayem. Dünyam, herkesin dünyası kadar geniş de değil. Ben bu küçük odayı bilirim, bu küçük oda da beni. Bir de, benimle birlikte bu garip mahkumiyeti paylaşan muhabbet kuşum...
Siz hiç kuşlarla konuştunuz mu? Ben, ürkütmekten korkarak, pencereme konan küçük serçelerle konuşurum. Uzak yerlere, içimdeki hasreti gönderirim onlarla. Aslında, bilirim uzak yerlere gidecek dermanları olmadığını... Ama ya giderse, diye de içimdeki hasreti onlara anlatmadan edemem.
Artık serçeler de konmaz oldu pencereme. Şimdileri muhabbet kuşumla dertleşir oldum. Vakitsiz kaybedince eşini, aynı kaderi paylaşır olduk. Öyle mahzun boyun büküşü, öyle içli seslenişi var ki bilirim beni anladığını. Bir saksı begonyam vardı. Yeşil yaprakları arasında pembe çiçekler açardı. Kuşlara anlatamadıklarımı ona anlatırdım. Bazen, pembe pembe gülümsediği, bazen de, sarı sarı hüzünlendiği olurdu. O da vefasız çıktı. Belki de dayanamadı anlattıklarıma. Bir sabah küçük saksısında kurumuş buldum. Gerçekten vefasızlık begonyada mıydı, yoksa begonyayı kurutan kaderimde mi?
Sabahın ilk ışıklarından gecenin koyu karanlığına kadar karşı evlerin ruhsuz duvarlarını seyrederim. Bir de benim kadar yalnızlık çeken komşu bahçedeki elma ağacını... Bütün dünya aynı noktada donar kalır. Rüzgarlar da esmese, sadece silik bir tablodur seyrettiğim. Renklerin değişmesi için mevsimlerin merhametine sığınmış olmak ne acı. Ve küçük bir pencereden küçük bir dünyayı yaşamak... Kimi zaman uzak bir yerdeki kalabalıkların anlaşılmaz uğultuları dolar odamın yalnızlığına. Duvarlarımda eskiden yankılanan küçük kahkahalar ve sevda dolu şarkılar, yerlerini anlamını bilmediğim uğultulara bırakır. Koridorlardan çekilen ayak sesleri parkeler üzerindeki sıcaklığı bile yanında alıp götürmüştür çoktan. Eşyaların üzerlerine sinen mutlu dokunuşlar duvarlar arasında büyüyen çatlaklarda kaybolmuştur.
Siz hiç kuşlarla konuştunuz mu? Geceler ağır bir yük gibi omuzlarınıza çöktüğünde, yalnızlığın girdabında boğulmamak için bir kuşun kanadına yazdınız mı en içli sevda şiirlerini? Kendi göz yaşlarnızı bir kupaya doldurup yalnızlığın can çekiştiren acılarına inat, bir hayalin şerefine kadeh kaldırdınız mı? Yıldızların bile göz kırpmaktan çekindiği, ayaz bir gecede, avuçlarınızda geçmiş yıllardan kalma dost bir sıcaklıkta ısındınız mı? Siz hiç yüreğinizde sevda taşıdınız mı?
Yağmurlar ıslatır camlarını penceremin. Bir eski şarkıda can bulur umutlarım. Geçmişin tatlı hatıraları ıslanır geceler boyu. Ben yağmuru hep pencerenin gerisinden seyrederim. İçimde kaldırımların ıslaklığında yansıyan ay ışıltıları gülümser. Bir sokak lambasının altında sarhoş narasını dinlemek isterim. Bir sokak kedisiyle dost olmak, bir garibin akşam yemeğinden bir lokma tatmak isterim. Yurtları ellerinden zorla alınmış mülteci çocukların muşamba çadırlarında ay ışığı olmak isterim. Boşlukta kalan ellerimin, manasız savaş meydanlarında atılan mermileri yakalamasını isterim. Yakalasın da, çocuklar tatmasın yalnızlığı. Siz hiç içinizde umut taşıdınız mı?
Ben çoktan yitirdim zamanı. Geçmiş günlerde kaybettiklerime ağlamıyorum, gelecek günlere de ulaşacak hayallerim yok. Zamansız bir hayatın en ortalık yerindeyim. Gözlerimde şekillere mana verecek ışık, dizlerimde beni taşıyacak güç kalmadı. Bir pencere boyundaki dünyamda bir muhabbet kuşum var, bir de içimde hiç eksilmeyen sevdam.
Siz, yalnızlık vampir gibi ruhunuzdaki güzellikleri emmeye başladığında içinizdeki sevdaya sığındınız mı? Siz hiç kuşlarla konuştunuz mu? Mahzun boyun büküşlerinde, yarınlara uzanan bir umut arayıp sessiz çığlıklarında yalnızlığınızı boğmaya çalıştınız mı?
Geceler ağır bir yorgan gibi sarar etrafınızı. Sesler çekilir, şekiller silinir. Duvarlara sinmiş eski kahkahalar çınlar sofalarda. Defalarca seyretmek zorunda bırakıldığınız siyah beyaz bir filmi yeniden seyreder gibi geçmişinizi yeniden yaşamaya başlarsınız. Göz yaşlarınız bilmem kaçıncı kez ıslatır yastığınızı. Sıkıca sarıldığınız yorganınız, bir ısırgan otu merhametsizliğinde yakar bedeninizi. Hıçkırıklarınız, yalnızlığınızın koyu karanlığında boğulur. Bir dostun sıcacık elini arayan elleriniz, çaresizlikle dökülür yanlarınıza. Sadece dualarınız kalır dudağınızda.
İçinizde, hep gelecek yarınlara ertelediğiniz umudunuz körelmeye başladığında; varlığınızın, kendinize bile yük olmaya başladığını düşünürsünüz. En zorlu fırtınalarda sığınacak bir limanınızın olmasını istersiniz. O zaman içinizde hiç eksilmeyen sevdanız sahiplenir sizi. Siz hiç sevdanızı kuşlara anlattınız mı?
Gün doğumu saatlerde yeni umutlara açarsınız gözlerinizi. Ya bir postacının hiç alışık olmadığınız vuruşlarıdır beklediğiniz, ya da; eski bir dostun, sokaktan geçerken şöyle ayak üstü uğrama ihtimali. Saatin zamanı her aşındırdığında, umudunuz umutsuzca ertelenmeye başlar. Kendi gönlünüzce sıralamaya başladığınız ihtimallerin arkasına sığınmaya çalışırsınız. Unutulmuş olma ihtimali hiç geçmese de aklınızdan, içinizdeki garip ürperti bedeninizi sarsar. Sararmaya yüz tutmuş mektupların solgun satırlarında mutluluk ararsınız. İkram etme hevesiyle hep elinizin altında bulundurduğunuz sigaranın dumanında huzur ararsınız. O en umutsuz anınızda kafesinde ötmeye başlayan muhabbet kuşu, umudun hiç bitmemesi gerektiğini fısıldar. Onun tatlı şakımalarında yeniden umut yüklenirsiniz. Bütün beklentileriniz, bilinmeyen bir zamana ertelenir.
Siz hiç ertelenmiş umutlarda mutluluk aradınız mı?

Güneş her sabah umuda doğsun,
umut gözlerinde bir ışık olsun,
gözlerin uzaklara dalsın,
en uzağın bir adım olsun,
attığın her adımda yüreğine mutluluk dolsun...


Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder Başa dön
Yeni Başlık Gönder || Cevap Gönder
Mesajları göster:   
   Egze & Askcicegim & Kumru.Net Forum Ana Sayfası -> Aşk Konuları Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4 | Tümünü Göster
4 . sayfa (Toplam 4 sayfa)

 
Forum Seçin:  
BENZER KONULAR
KonuForumKonuyu Başlatan
**Aşksız Yaşayacağım ** Şiir Bahçesi**zerd@**
**Aşk MektupLarı** Aşk Konuları**zerd@**
ASRIN GEYİGİ **AŞK mı?**PARA mı?**Anketlerimiz_AnGeL
***Aşka ve Sevgiye Dair*** Şiir Bahçesiromantik_serseri
***AşK böyle Bişeydir*** Şiir Bahçesiromantik_serseri
***AŞK ACISI*** Aşk Konularıaphrodite
Arşiv

Telif Hakkı © 2004 - 2008 Egze Bilişim & Hosting Hizmetlerine Aittir