10/01/2009    iPNo: 38.103.63.58
Mail Girisi  |
WEBMAİL  |  DİZİN  |  İLETİŞİM  |  REKLAM  |  HAKKIMIZDA
E-kart  |  Wallpaper  |  Download  |  Forum  |  Sohbet  | Üyeler  |  Edebiyat  |  Avatarlar  | Güzel Sözler  |  İnternet  |  Haberler  |  Canlı Tv İzle  |  Zorluk Çektikleriniz  |  Tarih  |  İsim Sözlüğü  |  Öğreniyorum  |  Oyun  |  Burçlar  |  Radyo Dinle  |   Hosting Hizmetleri  |  Web Messenger  |  Online Müzik
   Egze & Askcicegim & Kumru.Net Forum Ana Sayfası -> Bilelim Öğrenelim
Cybernet
Cybernet Offlinedir 
WebMaster
<font color=red><b>WebMaster</b></font>
Kayıt: 01 Ekm 2004
Son Görülüşü: 07 Oca 2009
Mesajlar: 2229
Seviye:38

Altın: 125889
Cybernet
Mesaj No: 60128 - Mesaj No - 60128Tarih: Pzr Şub 04, 2007 10:52 pm    Mesaj konusu: JULES VERNE Alıntıyla Cevap Ver
JULES VERNE

Geçit vermez dağlardan balta girmemiş ormanlara, okyanusların diplerinden uzayın derinliklerine kadar geniş bir coğrafyada geçen romanlarıyla çok uzun yıllar boyunca serüven denildiğinde ilk akla gelen isimdi Jules Verne. Macera, seyahat ve bilim-kurguyu birleştirerek dünya edebiyatında ayrıcalıklı bir yer edinen Jules Verne, edebi anlamda büyük bir eser vermemişti belki de, ama hiç kuşkusuz yaşadığı çağın ruhunu en iyi yansıtan yazarlardan birisiydi. Sinema ve televizyonun henüz icat edilmediği zamanlarda yarattığı heyecan ve şaşkınlık bir yana, onun romanlarından uyarlanan filmler bugün bile izleyicilerin ilgisini çekmeyi sürdürüyorlar.
Her ne kadar geminin uğradığı ilk limanda karaya çıkarılıp babası tarafından eve getirildiyse de macera tutkusunu daha on bir yaşında iken, Karayip Adaları’na giden büyük bir yelkenli gemiye kamarot olarak girmesiyle kanıtlamıştı Jules Verne. Bu tutkusu hiç dinmemekle kalmayacak 19. yüzyılın bilim ve teknoloji alanındaki büyük atılımları ile daha da kamçılanacaktı. Ama hayatının akışı Felix Nadar ile karşılaştığı günlerde değişti. Nadar, 1860’da, bir kaç odalık bir gondolu havaya kaldıracak kadar dev bir balon yapmağa başlamış, Jules Verne ise balonların ve hava trafiğinin tarihi hakkında bir yazı hazırlamayı üstlenmişti. Yazıyı götürdüğü yayıncı bu ciddi makaleyi bir hikaye formuna dökmesini önerdi. Öneriyi değerlendiren Jules Verne, bir grup kaşifin Zanzibar’dan Senegal’a, tüyleri diken diken edici maceralarla nasıl gittiklerini anlatan “Bir Balonda Beş Hafta” romanını kaleme aldığında kendisini ölümsüzlük katına ulaştıracak yazma formülünü yakalayacaktı; fantastik bir plan hazırla, bir sürü gerçek olay ve sayısal hesaplamalarla bunun mümkün olabileceğini göster..!
Bilim-kurgu edebiyatının temellerini de atacak olan bu formüle göre kurgulanan roman okuyucular tarafından büyük bir ilgiyle karşılaşınca yayımcısı Jules Verne’e yirmi yıllık bir sözleşme imzalattı. Sözleşmeye sadık kalan Verne, yaşadığı süre içerisinde her yıl bir veya iki tane olmak üzere altmış beş romanlık bir dizi yarattı. O kadar çok yazmıştı ki, romanlarının yayımı onun ölümünden sonraki altı sene boyunca sürmüş, hatta kimileri Jules Verne diye birinin hiç yaşamadığını, onun bir sürü anonim yazar tarafından kullanılan takma bir isim olduğunu bile iddia etmişlerdi.
Bilim-Kurgu Edebiyatı
Bilimkurgu kelimesi ilk kez 1927’de kullanılmış ve bu edebiyat türü teknolojik gelişmelerin bir sonucu olarak değerlendirilmiştir. Aslında bu edebiyatın kökenleri İ.S. II. yüzyılın ortalarında yaşayan Lukianos’un bir hikayesine kadar uzanır. Herodotos ve Homeros gibi mübalağlı anlatılarıyla ünlenmiş yazarları hicvetmek için yazdığı hikayesinde, fırtınaya tutulup aya fırlayan, aylılar ve güneşliler arasındaki savaşlara tanık olup farklı gezegenlerde yaşayanlar canlılarla tanışan bir adamın maceralarını anlatmıştı Lukianos. Astronomi ve matematiğe yaptığı katkılarıyla tanıdığımız Kepler, İngiliz papaz Baldwin ve ünlü şair Cyrano de Bergerac da aya yolculuk üzerine eğilmişlerdi.
Bilimkurguyu türleştiren en önemli isim, hiç kuşkusuz 19.yüzyılın ikinci yarısında ard arda yazdığı romanlarıyla Jules Verne’dir ve 1865 yılında yayımlanan ”Aya Seyahat”, gerçek anlamda ilk uzay romanıdır. Bir süre sonra H.G.Wells de ona katılmış ve aya yolculuk fikri insanlığın ufkuna yerleşmiştir. Lukianos, Verne ve Wells’in gerçekleşmesi imkansız gibi görünen hayallerinin çoktan aşıldığı günümüzde onların izinden giden çağdaş bilimkurgu yazarları yeni yolculuk hayalleri ile çıkıyorlar karşımıza ve insanoğlunun evreni keşfetme tutkusunun bitimsiz olduğunu kanıtlıyorlar.
İnsanoğlunun evreni keşfetme, anlamlandırma tutkusu henüz yazının keşfedilmediği ilk çağlara kadar uzanır. Anlamlandıramadıkları ya da korktukları olaylara ise doğa-üstü, fantastik yorumlar getiren atalarımız için her hikayenin gerçeklikle bir ilişkisi, her hikayenin iki yüzü vardı; hikayeler hem en ürkütücü nesne, olay ve düşüncelerin açığa çıkmasını sağlıyor, hem de dinleyiciye/okuyucuya bu korkularla yüzleşme ve böylelikle bir arınma fırsatı veriyordu. Sonrasında efsane, mitoloji ve masallar, hatta kutsal kitaplar yüzlerce yıldır bir kültürden ötekine, bir coğrafyadan diğerine taşınırken, evrensel diyebileceğimiz bir genişlikte ortak bir fantastik bellek yarattı. Dünyanın hemen her köşesinden fışkırdığına göre insanoğlunun zihniyet dünyasının o karmaşık yapısının sırlarını çözmemiz için sağlam ipuçları barındıran bu fantastik anlatılar modern romanlar için de ilham vericiydi. Ancak yine de, geçmişteki tek tük örneklerini saymazsak eğer, Bilimkurgu edebiyatının Aydınlanma çağının ürünü olduğunu söyleyebiliriz. Bilim ve teknoloji alanında elde edilen gelişmelerin; elektriğin, buharlı makinelerin, dokuma tezgahlarının, otomobillerin gündelik hayata katıldığı ve o zamana dek sürüp giden maddi manevi bütün ilişkileri alt üst ettiği Aydınlanma çağı, felsefeyi, sanat ve edebiyatı da derinden etkilemişti. Doğrusunu söylemek gerekirse, ne olup bittiğini tam anlamıyla kavrayamayan insanoğlu bir yandan bilimin üstünlüğüne ve yüceliğine boyun eğip ona “iman” ederken, bir yandan da bilime ve onun uygulamalarına yabancılaştı; “bilime ilkel bir korku içinde kavranması güç mucizeler yaratan bir araç gözüyle bakmaya başladı”. İşte Jules Verne’e “Aya Seyahat” romanını yazma düşüncesini veren tam da bu imandır.
Peki nedir “bilimkurgu” edebiyatı? Aslında pek çok kavram gibi “bilimkurgu”nun tanımı üzerinde de kesin bir uzlaşma yok. Kimileri için edebilik, kimileri için kurgusallık, kimileri içinse içerdiği bilimsel öngörüler öne çıkıyor. Dar bir kalıba tıkılmak zorunda değiliz elbette, ama yine de bir tanım denemesini örnek seçebilir, bilimkurguyu “geniş anlamda bilimsel -veya olası bilimsel- varsayımlara dayanan ya da var olmayan doğaüstü bir konumda yer alan olayları anlatan” bir edebi tür olarak tanımlayabiliriz. Belki de pratik örneklerinden yola çıkmak ve bilimkurguyu tanımlamak için türün sık tekrarlanan konuları üzerinde durmak daha anlamlı olacak; bu durumda, zamanda veya uzayda yolculuklar, başka dünyalardan gelen canlı türleriyle girilen ilişkiler, gelecek bir zaman dilimindeki yaşantı biçimleri, gelecek bir zamandan bugüne uzanan hayali tarih yazımları en sıkça rastlanan bilimkurgusal temalar gibi görünüyorlar.
“Bilim-kurgu yazarı, ya bugünün çağdaş bilim ve teknik gelişmelerini ya da bunların kısa sürede gerçekleştirecekleri sanılan etkilerini dikkate alır, bunlar olmazsa gelecekte var olacağını öne sürdüğü bir bilimsel gelişmeye dayandırır öyküsünü. Bu bilimsel gelişme ya da teknik buluş salt uydurma da olabilir, çağımızdaki bir varsayımın uzantısı da olabilir, örneğin Jules Verne, çağdaş bilim verilerine saygılıdır ve onların dışına çıkmaz pek. Öyküleri öğretici nitelikte bilimsel tanımlar ve kuramlarla doludur. Verne, aya adam gönderirken, füzenin itme gücünü, yer çekiminden kurtulması için gereken zamanı ve başka güçlükleri hesap eder”...
Jules Verne’in Seyahatleri
Dünyanın Merkezine Seyahat(1864), Aya Seyahat (1865), Denizler Altında 20 bin Fersah (1870), Seksen Günde Devri Alem (1873), Begüm’ün Serveti (1879) ve Bulutların Kaptanı (1886) gibi romanlarıyla tanınan Jules Verne, çocuklardan yetişkinlere kadar geniş bir okuyucu kitlesine seslenebilmiş, ancak kullandığı basit dili ve inandırıcılıktan uzak hikayeleri nedeniyle edebiyat çevreleri tarafından uzun yıllar boyunca pek de dikkate alınmamıştır.
Yılda birden fazla roman üretmenin zaaflarıydı belki de Verne’nin dilini ve hikayelerini basitleştiren. Yaratmaktan çok üretmeyi önüne koymuştu o..! Bilim ve teknolojinin yardımıyla insanoğlunun neler yapabileceğini düşünmüş, yapılabilir ya da okuyucu ilgisi çekebilir gördüğü olaylar hakkında inandırıcılık duygusu yaratmak için hikayeleri arasına kimi zaman biyolojik, kimi zaman fiziksel, kimi zaman da matematiksel açıklamalar serpiştirmiş, ama roman kahramanları üzerinde hiç durmamıştır. Böylelikle bir roman kahramanı hem bir entelektüelin hem de mitolojilerdeki savaşçıların kişilik özelliklerini barındıracak şekilde canlandırılmıştır. Jules Verne’in dünyanın Merkezine, aya, denizler altına ya da balonla dünyanın dört bir yanına keşfe çıkan roman kişileri Homeros destanlarındaki kahramanlardan farksızdırlar. Aslında bu türden kahramanlara günümüz sinemasında da sıklıkla rastlıyoruz. Mesela “Indian Jones” dizisi çağdaş bir Jules Verne yorumu olarak düşünülmelidir.
Bilimsel kehanetlerde bulunmuştu Jules Verne. İnsanoğlunun ayı da, okyanusun derinliklerini de keşfedecek araçlar icat edebileceğini çok önceden kestirebilmişti. Bugün Verne’in öngörülerinin pek çoğuü hatta fazlası gerçekleştirilmiş durumda. Ama onun bilimadamlarını cesaretlendiren romanları saygıyla anılıyorlar. İşte bu saygı nedeniyledir ki, ilk atom denizaltısına da “Denizler Altında 20 bin Fersah” romanındaki denizaltının, yani “Nautilus”un adı verilmiştir.
Jules Verne’in edebiyat hayatının son yılları ilk yıllarındaki kadar başarılı değildi. Belki hayal gücünün zayıflaması, belki de bilimin hızına ayak uyduramaması nedeniyle okuyucusunun ilgisini giderek yitirdi. Ancak bu ilgi yitimi onun değerinde bir eksiklik yaratmıyor. Çünkü “biz bugün Verne’i, tarihi perspektifte, kendi çağının bir ürünü olarak görüyoruz; Conan Doyle ve H.G. Wells gibi daha sonraki yazarlar, onun ötesine geçtiler. Fakat bilim çağdışı olsa dahi, macera hiç bir zaman çağdışı olmaz. Genç bir okuyucu veya hikayenin çağa uygun olup olmadığını bilmeyecek kadar saf olan veya bunun üzerinde durmayan ve kendini genç hisseden erişkinler için Verne’nin romanları, dün olduğu kadar bugün de zevkle okunacak kitaplardır”.

Asıl yetimler anadan babadan değil, ilim ve ahlaktan yoksun olanlardır. (HZ. ALİ)


Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et AIM Adresi Yahoo Messenger MSN Messenger Başa dön
Cybernet
Cybernet Offlinedir 
WebMaster
<font color=red><b>WebMaster</b></font>
Kayıt: 01 Ekm 2004
Son Görülüşü: 07 Oca 2009
Mesajlar: 2229
Seviye:38

Altın: 125889
Cybernet
Mesaj No: 60129 - Mesaj No - 60129Tarih: Pzr Şub 04, 2007 10:54 pm    Mesaj konusu: (No subject) Alıntıyla Cevap Ver
1. Jules Verne nerede, ne zaman doğdu?
Jules Verne 8 Şubat 1828’de Fransa’nın Nantes kentinde, Feydeau Adası’nda doğdu. Tam adı Jules Gabriel Verne’dir. Provence kentindeki hukukçu bir sülaleden gelen avukat babası Pierre Verne’le Bröton ve İskoç kökenli annesi Sophie Allotte de la Fuÿe’nin beş çocuğundan ilkiydi. Jules’den sonra 1829’da Paul, 1836’da Anna, 1839’da Mathilde ve 1842’de Marie doğdu.

2. Yazma yeteneği, Verne’e ana ya da babasından mı geçti?
Babası Pierre Verne de, annesi Sophie Allotte de la Fuÿe de edebiyata yönelik özel bir eğilim taşımıyordu. Pierre Verne’nin gençliğinde şarkı sözleri yazdığı biliniyordu, ama o bunun reklam edilmesinden kaçınmıştı. Şarkıları yalnız aile içinde söyleniyordu ve çok azı basılmıştı. Aslında baba Verne, oğlunun yazar değil avukat olmasını ve bayrağı kendisinden devralmasını istiyordu. Bu nedenle Jules’ü Paris’te hukuk okumaya yönlendirdi.

3. Jules Verne üne kavuşmadan önce ne tür yapıtlar yayınladı?
Verne gençliğinde pek çok şey yazdı. Bunlar arasında şiirler (hem de çok sayıda), kısa öyküler, oyunlar ve şarkı sözleri vardı. Çoğu Paris’te çıkan Musée des familles adlı dergide yayınlandı. Yıllar sonra Verne ünlenmeye başlayınca bu öykü ve oyunların büyük bir bölümü “yayıncı tarafından seçilmiştir” notuyla, tanınmış kitaplarının kimilerinde yer aldı. Yakınlarda şiirlerinin ve şarkı sözlerinin toplandığı bir kitap da yayınlandı.

4. İlk romanı yayınlandığında Jules Verne kaç yaşındaydı?
Jules Verne, ilk romanı Balonla Beş Hafta Ocak 1863’de yayınlandığı zaman 35 yaşına gelmişti. Bu romanı 1862’de yazmış ve Paris’teki yayıncıları tek tek dolaşmaya başlamıştı. Bir süre sonra zamanın ünlü yayıncılarından Hetzel’e ulaştı ve Un voyage dans les airs [Havada Bir Gezi] diye adlandırdığı romanı ona verdi. Hetzel, Verne’e metnin yayınlanabilmesi için gerekli değişiklikleri yaptırdı. Kitap yayınlanır yayınlanmaz büyük bir ilgi gördü. Verne artık yeni bir alana adım atmıştı: Coğrafya ve Bilimin Edebiyatı.

5. Jules Verne evli miydi? Çocukları oldu mu?
Evet, evliydi. Adı Honorine Deviane (kızlık adı Morel) olan eşi, iki çocuklu bir duldu. Verne 20 Mayıs 1856’da bir arkadaşının düğününde bulunmak üzere Amiens’e gitmişti. Honorine’le orada tanıştı. Sekiz ay sonra, 10 Ocak 1857 evlendiler ve bir süre kalacakları Paris’e gittiler. Dört yıl sonra, 3 Ağustos 1861’de Verne’in tek çocuğu olan Michel doğdu.

6. Jules Verne hangi ülkelere gitti?
1859’da, arkadaşı Aristide Hignard’la birlikte İngiltere ve İskoçya’ya gitti. Gezi programı şöyleydi: Bordeaux, Liverpool, Edinburgh, İskoçya, Londra, vd. Yakınlarda yayınlanan Geri Geri İngiltere’ye adlı romanın esin kaynağı bu gezi olmuştu
Jules Verne 1861’de yine Hignard’la birlikte İskandinavya’ya, özellikle de Norveç ve Danimarka’ya gitti. O gezideyken, eşi Honorine oğulları Michel’i doğurdu.
1867’de, Jules Verne ve kardeşi Paul, Great-Eastern gemisiyle Amerika Birleşik Devletleri’ne gittiler. Yalnızca birkaç gün kaldıkları bu ülkede New York’u ve Niagara çavlanını gezdiler. Verne, Amerika izlenimlerini Yüzen Şehir’de anlatır.
1872’de Londra ve Woolwich’e gitti.
1871-1873 yıllarında Hetzel’in davetlisi olarak Jersey, Guernsey ve Sark’a gitti.
1876’da İngiltere kıyılarını dolaştı.
Verne 1878’de yatı Saint-Michel III’le uzun bir geziye çıkarak Lizbon, Tanca, Cebelitarık ve Cezayir’i dolaştı.
1879’da yine Saint-Michel III’le İngiltere ve İskoçya’ya gitti. Yarmouth, Edinburgh ve Dover’la Hebrid adalarını vd. ziyaret etti.
1880’de İrlanda, İskoçya ve Norveç’e gitti.
1881’de Saint-Michel III’le bu kez Hollanda, Almanya ve Danimarka’yı gezdi. Paul Verne bu geziyi Rotterdam’dan Kopenhag’a adlı kısa öyküsünde anlattı.
Verne 1884’de Saint-Michel III’le Akdeniz’de bir geziye çıkarak Cezayir, Malta, İtalya ve diğer ülkeleri dolaştı.
1887’de, Belçika ve Hollanda’da bir turneye çıkarak, dinleyicilere Sıçan Ailesi adlı öyküsünü okudu.

Saint Michel III

7. Jules Verne nerelerde yaşadı?
Jules Verne gençliğini Nantes’da Feydeau Adası’nda geçirdi. Ailesinin Chantenay’da kente yakın bir evi daha vardı. 1847’de hukuk okumak üzere Paris’e gitti. Evlendikten sonra eşiyle birlikte birkaç yıl Paris’te kaldı. Sonra (artık Paris’in bir bölgesi olan) Auteuil’e ardından Le Crotoy’a taşındılar. Jules Verne 1871’de yaşamının geri kalanını geçireceği Amiens’e yerleşti. Boulevard Guyencourt 23’te (1871-1873), Boulevard Longueville 44 (1873-1882) ve Rue Charles-Dubois 2’de (1882-1900) oturduktan sonra Boulevard Longueville’e döndü ve 1905’te ölünceye kadar orada yaşadı.
Rue Charles-Dubois 2’de

8. Jules Verne oturduğu kentin toplumsal yaşamına bir katkıda bulundu mu?
Jules Verne 1888’de Amiens Kent Meclisi üyeliğine seçildi. Tiyatrolar, okullar ve şehircilik gibi kültürel sorunlarla ilgilendi. 1889’da Belediye Sirkini kurdu. 1892, 1896 ve 1900 dönemlerinde de Meclis üyeliğine yeniden seçildi.
Belediye Sirkini

9. Jules Verne Yahudi aleyhtarı mıydı?
Evet, ama onun yaşadığı dönemdeki yazarların hemen hemen tümü öyleydi. Yahudiler, Almanlar, Hintliler ve diğer ırklar aleyhinde sözler söylemek olağan sayılıyordu. Yahudiliği aşağılayan karakterler de 19. yüzyıl edebiyatının olağan özelliklerindendi. Verne’in zamanındaki katolik ve burjuva toplumu herkese bu yönde düşünmeyi öğretiyordu. Çoğu kişi Verne’i savunmak için, onun, dönemindeki öteki yazarlar kadar Yahudi aleyhtarı olmadığını ileri sürmüşlerdir. Verne’in Yahudi aleyhtarı olarak tanınması, genellikle Hector Servadac adlı romanındaki Isac Hakhabut tipinden kaynaklanmaktadır. Verne için kullanıldığı bağlamda, “Yahudi aleyhtarı” teriminin İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kazandığı “öldür ve yok et” anlamını içermediğini belirtmekte yarar vardır.

10. Verne’in on bir yaşında evden kaçıp bir gemiye binerek denizaşırı yolculuğa çıktığına dair bir hikaye var. Bu gerçek midir?
Verne’in çocukken, aşık olduğu kuzeni Caroline’e mercan bir gerdanlık getirmek için Karayiplere gitmek üzere, üç direkli Coralie gemisinde kendisine bir yer satın almış olduğu çok eskiden beri söylenmektedir. Bu hikaye ilk kez Verne’in, Marguerite Allotte de la Füye tarafından yazılan yaşamöyküsünde yer almışsa da bir süre önce uydurma olduğu anlaşılmıştır. Yazarın verdiği ayrıntıların hiç biri mümkün görünmedşği gibi, hikayeyi iki değişik biçimde anlatmıştır. Yine de bu efsanede bir gerçeklik payı bulunabilir, çünkü Volker Dehs’in aktardığı 1909 tarihli bir kaynağa göre Paul Eudel, Jules Verne’in 11 yaşında iken bir kayıkla, Karayiplere gitmekte olan Octavie adlı gemiye ulaşmaya çalıştığından söz etmiştir.

11. Verne’in hiç seyahat etmediğini ve tüm kitaplarını hayalgücüne dayanarak yazdığını duydum. Bu mümkün mü?
Bu söylentinin ne zaman çıktığı kestirilemiyor, ama gerçek dışı olduğu kesindir. Verne çok seyahat etmiş bir kişidir. Bu sayfada B6 numaralı sorunun yanıtında Jules Verne’in gezdiği ülkelerin listesini bulabilirsiniz. Bununla birlikte, Verne romanlarının çoğunu her gün okuduğu çeşitli gazetelerden edindiği verileri kullanarak yazmış, böylelikle hiç görmediği ülkelerin kimi bölgelerini ayrıntılı olarak anlatabilmiştir.

12. Verne’in bazı ülkelere yaptığı gezilerin, romanlarına esin kaynağı olduğu söyleniyordu. Son zamanlarda, bu söylentinin tümüyle yanlış olduğu ileri sürüldü. Bu iddiaların aslı nedir?
Bu iddia çeşitli ülkelerde mevcuttur. Bazı kişiler, Verne’in kendi ülkelerini gezerken bir roman konusunda esinlendiğini ileri sürmüşlerdir. Bu ülkeler arasında Slovakya, İsviçre ve Türkiye de vardır. Ne var ki Verne bu üç ülkeye hiç gitmemiştir. Bu söylentiler, büyük olasılıkla Verne’in dünyada ele aldığı her bölgeyi çok canlı bir biçimde tasvir etmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Jules Verne hakkındaki efsane ve söylentilere ilişkin daha ayrıntılı bilgi için
Linkleri sadece üyeler görebilir!
Üye değilseniz kayıt olmak için Burayı tıklayın. Üye iseniz lütfen yukarıdaki giriş linkine tıklayınız!
sayfasına bakmanızı öneririz.

13. Verne’in mezarını yeni ziyaret ettim. Mezar taşında yazılı olduğunu duyduğum “Ölümsüzlüğe ve sonsuz gençliğe doğru” ibaresini göremedim. Öyleyse, bu yazı nerede?
Bu, Jules Verne hakkındaki en yaygın efsanelerden biridir. Amiens’deki Madeleine mezarlığında bulunan mezarın taşında Jules ve Honorine’in adları yazılıdır. Ayrıca, yerel bir heykeltıraş olan Albert Roze tarafından yapılan ve mezara 1907 yılında dikilmiş olan bir heykel vardır. Bu heykelde Jules Verne mezarından kalkmakta ve sağ kolunu göğe doğru uzatmaktadır. Vers l’immortalité et l’eternelle jeunesse [Ölümsüzlüğe ve sonsuz gençliğe doğru], bu heykelin adıdır. Hiçbir yerde yazılı değildir.

14. Verne, Rennes-le-Château’nun sırrına ilişkin bir şey biliyor muydu?
Hayır. Bu efsane Michel Lamy’nin yazdığı Jules Verne: initié et initiateur [Jules Verne: Bilgilendirilmiş ve Bilgilendiren] adlı kitabın yayınlanmasından sonra oluştu. Yazar, kitabında Jules Verne’in özel bilgilere sahip gizli bir toplulukla ilişkisi olduğunu ve Clovis Dardentor adlı romanında Rennes-le-Château definesine ilişkin bazı ipuçları verdiğini kanıtlamaya çalışmıştı.

C. Jules Verne’in Yapıtları üzerine sorular
1. Öngörülerinden bazılarını belirtir misiniz?
Jules Verne’in bir kâhin olarak gösterilmesinden pek hoşlanmıyoruz. Bildiğiniz gibi, öngörüde bulunmakla tanımlama arasında bir ayrım vardır. Öngörü, henüz gerçekleşmemiş bir şeyden söz etmek; tanımlama ise daha önce başkaları tarafından anlatılmış, tanımlanmış bir şeye göndermede bulunmaktır. Aşağıda, Jules Verne’in kitaplarında yaptığı ve sonraları öngörü olarak nitelenen en ünlü tanımlamalardan bazılarını bulacaksınız:
o Denizaltı: Denizler Altında Yirmi Bin Fersah yazılmadan önce de denizaltı vardı. Verne’in romanındaki araçla aynı adı taşıyan Nautilus, İngiliz mucit Robert Fulton tarafından 18. yüzyılın sonunda Paris Directoire’ına sunulmuştu.
o Balonla seyahat: Balonla ilk uzun mesafeli seyahat, Verne Balonla Beş Hafta’yı yazdıktan bir kaç yıl sonra gerçekleşti. Ama ondan önce de balonla yüzlerce kilometrelik seyahatler yapılmıştı.
o Faks: Yirminci Yüzyılda Paris yazılmadan önce de faks vardı. Faks makinasının geliştirilmesini İskoçyalı bir mucit olan ve buluşu için kendisine 1843’te patent verilen Alexander Bain’e borçluyuz. Bain’in geliştirdiği özgün tasarım, hâlâ günümüzdeki faksimile (ya da faks) makinalarının temelini oluşturmaktadır.
o Helikopter: Verne, Nadar tarafından kurulmuş olan havacılık kulübünün mühendis üyeleri Gabriel de la Landelle ve Gustave Ponton d’Amecourt’la Fatih Robur’ü yazmadan önce tanışmıştı. O sırada Ponton d’Amecourt, Robur’un Albatros’una çok benzeyen bir makinenin modelini çoktan yaratmış bulunuyordu.
o Gezegenlerarası ve uzayda yolculuk: Hector Servadac’ta gezegenlerarası yolculuk yoktur, çünkü yolcular başka gezegenlere gitmezler. Üstelik, başkalarının yanısıra Cyrano Bergerac da kitaplarından birinde roketle yapılan bir uzay yolculuğunu anlatmıştır.
o Elektrik motoru: Elektrik 18. yüzyılda keşfedilmiş ve edebî yapıtlarda geniş bir biçimde elekrikten söz edilmiştir. İlk elektrik motoru 1821 yılında Michael Faraday tarafından yapılmıştı.
o 969’da Ay’a ilk insanı indiren Apollo projesi: Verne, Dünyadan Aya ve Ayın Etrafında adlı romanlarında, içi kabin olarak kullanılan bir mermiyle Ay’ın çevresinde yapılan bir uçuşu anlatmıştı. Ama benzer öyküleri ondan önce anlatan pek çok kişi vardı. Örneğin Murtagh McDermott Aya Yolculuk’ta (1728), Achilles Eyraud Venüs’e Yolculuk’ta (1865) araç olarak roket kullanmışlardı.
o Adolf Hitler’in yaşamı: Begümün 500 Milyonu’nda anlatılan Herr Schultze, Adolf Hitler’e olağanüstü bir benzerlik göstermektedir. Ama bunun ne kadarı Andre Laurie’nin hayalgücünün ürünüydü? Çünkü özgün metnin Laurie’ye ait olduğu, Verne’in bu metin üzerinde değişiklikler yaptığı biliniyor.

2. Jules Verne’in öngörüde bulunduğu sanılan, ama gerçekte öngörmediği şeyleri belirtir misiniz?
Aşağıda Jules Verne’in öngördüğü sanılan ama gerçekte hiçbir kitabında söz etmediği şeylerin bir listesini bulacaksınız:
o Televizyon: Verne’in kitaplarında modern TV alıcılarını uzaktan yakından andıran hiçbir şey yoktur.
o Otomobil: Tarih kayıtları ilk otomobili 1769 yılında Nicolas Cugnot’nun yaptığını belirtiyor. Verne otomobillerden hiç söz etmemiştir.
o Atom bombası: Roch yıldırımı (fulgüratörü) çok güçlü bir patlayıcıydı ama atom bombasıyla en ufak bir ilgisi yoktu. Disney’in Denizler Altında Yirmi Bin Fersah filminden sonra, Verne’in atom bombasını öngördüğü yolunda yanlış bir inanç belirdi.
o Bilgisayar: Jules Verne’in yapıtlarında bilgisayarları öngören hiçbir şey yoktur. Bilgisayar derken tüm kasalı ve kişisel bilgisayarların türediği çift bileşkenli Von Neumann makinesini kastediyoruz.
o Sinema: Karpatlar Şatosu’nda La Stilla’nın görüntüsü hareketli değildir.
o İnternet: Uskurlu Ada’da Verne, yüzen adayı ABD’nin Doğu Kıyısı’na bağlayan bir hattan söz etmişti. Ama bu sıradan bir telgraf hattıydı.
o

3. Yirminci Yüzyılda Paris neden Jules Verne’in ölümünden 130 yıl sonra yayınlandı?
Jules Verne bu kitabı 1863’te yazdı. Metni yayıncısı Hetzel’e verdi. Ancak Hetzel kitabı yayınlamayı reddetti. Verne’e romanın konusunun fazlasıyla kötümser olduğunu, yayınlandığı takdirde yazarlık saygınlığına çok ağır bir zarar verebileceğini söyledi. Hetzel’in romanı yayınlamamasının nedeni budur. Bunu üzerine Verne romanı evrakları arasına kaldırdı. Verne uzmanları romanın varlığını biliyorlardı, ancak yazma ortada yoktu. Oysa aile yazmayı saklamıştı. Yazma 1990 yılında Verne’nin torununun torunu tarafından bir şans eseri bulundu. Michel’in boş sandığı, üstelik anahtarını da yitirmiş olduğu bir kasadan çıkan kitap 1994 yılında Fransa’da Hachette tarafından yayınlandı ve büyük bir ilgiyle karşılandı.
4.
5. Jules Verne’in bir dizi yapıtına Olağanüstü Geziler ana başlığını kim, neden verdi?
Diziye bu adı veren Verne’in yayıncısı Jules Hetzel’dir. Verne’in üç romanı yayınlanmış ve başarılı sonuçlar alınmıştı. O sırada Hetzel’in aklına genel bir dizi başlığı bulmak geldi. Hetzel, Kaptan Hatteras’ın Gezileri ve Serüvenleri’ne yazdığı öndeyişte Verne’in Olağanüstü Geziler dizisiyle “çağdaş bilimin ulaştığı coğrafya, jeoloji, fizik ve astronomi bilgilerinin tümünü özetlemeyi ve eğlendirici ve renkli bir üslupla ... evrenin tarihini anlatmayı” amaçladığını belirtti.

6. Olağanüstü Geziler’den ilki hangisiydi?
Hetzel’in dizinin adını bu kitapta duyurduğu gözönüne alındığında, Olağanüstü Geziler’in ilk öyküsü Kaptan Hatteras’ın Gezileri ve Serüvenleri’dir.

7. Phileas Fogg, Londra’ya döndüğünde girdiği iddiayı yitirdiğini sanıyordu. Nasıl oldu da kazandı?
Phileas Fogg dünya gezisine 2 Ekim 1872’de başladı. Londra’dan akşam saat 8:45’te ayrıldı ve Doğu yönüne gitti. Dünyanın çevresinde birçok ülkeden geçtikten sonra, kendi hesabına göre 21 Aralık akşamı 8:50’de Londra’ya ulaştı. Yani beş dakikalık bir gecikmeyle. Bu nedenle iddiayı yitirdiğini sandı. Ama sonunda, Londra’ya gerçekte 79 gün sonra, 20 Aralık akşamı saat 8:50’de ulaştığını ve iddiayı kazandığını anladı. Çünkü, farkında olmadan bir gün kazançlı çıkmıştı. Doğu yönünde giderken geçtiği her derecede dört dakika kazanıyordu. Dünya’nın çevresinde 360 derece olduğuna göre 360×4=1440 dakika, yani 24 saat yapar!

8. Jules Verne’in dünyada en çok tanınan iki yapıtı hangileridir?
En çok tanınan iki yapıtı Deniz Altında Yirmi Bin Fersah ve Seksen Günde Devrialem’dir. Bu yapıtlar sahneye, sinemaya ve televizyon dizilerine uyarlamış, dünyadaki birçok dile çevrilerek tekrar tekrar basılmıştır.


9. Verne’in öyküleriyle Herbert George Wells’inkiler arasındaki fark nedir?
Jules Verne esas olarak serüven öyküleri, Wells ise bilimkurgu öyküleri yazıyordu. Wells bilimkurgunun “gerçek babası”dır. Verne yarattığı makinaları zamanının bilgilerine dayanarak tarif ediyor, bir düşünceyi ya da bilgiyi olgunlaştırıp geliştiriyor; buluşlarını gayet güzel ve tüm ayrıntılarıyla açıklıyordu. Wells ise zamanının hiçbir bilimsel bilgisine dayanmayan, varolmayan maddelerden yapılan makineler uyduruyordu. Wells’in öykülerindeki olgular ve olaylar da doğru dürüst açıklanmıyordu. Bu nedenle onun öyküleri yalnızca bilimkurgudur.

10. Jules Verne’in hangi romanları dava konusu oldu?
Verne, başarısı nedeniyle iki başarısız ve kızgın yazarın suçlamalarına muhatap olmak zorunda kaldı. Bunlardan ilki, Seksen Günde Devrialem’i Verne’le birlikte yazdığını ileri süren Edouard Cadol’du. Cadol, roman yayınlanmadan önce bir oyun taslağı üzerinde Verne’le kısa süren ve başarısız bir ortak çalışma yapmıştı.Sonunda iş mahkemeye gitmedi, ama Cadol, oyun üzerinde Verne kadar hak elde etti.
Arzın Merkezine Seyahat’in yayınlanmasından sonra, Verne bu kez, René de Pont-Jest adıyla bazı kısa öyküler yayınlamış olan Léon Delmas tarafından suçlandı. Delmas, Verne’in La tête de Mimer adlı kısa öyküsünü çaldığını iddia ediyordu. Verne, öykünün yayınlandığı dergiyi hiç görmediğini söyledi. “İntihal”, yalnızca Dünya’nın merkezine yolculuğa ilişkin bir rastlantıdan ibaretti. Pont-Jest ayın gölgesini betimlerken, Verne güneşin gölgesinden söz etmişti. Dava 1877’de görüldü ve Verne suçsuz bulundu.
Verne 1897’de yazdığı Bayrak Uğruna adlı romandaki mucit Thomas Roch’u yaratırken Fransız kimyacı Eugène Turpin’den esinlenmişti. Turpin, bir patlayıcı olan meliniti icat etmiş; bunu 1885’te Fransız hükümetine satmaya çalışmış, ancak reddedilmişti. Romanda Roch, buluşu birkaç hükümet tarafından geri çevrildikten ruhsal bunalıma giriyordu. Verne kardeşi Paul’e yazdığı mektuplarda romandan ya da Roch’tan sık sık “le Turpin” diye söz etmişti. Gerçekten de roman kişisi Roch, Turpin’e şaşırtıcı derecede benziyordu. Eugène Turpin, Verne aleyhine dava açtı. Verne’i avukat Raymond Poincaré savundu. Dava sonunda Verne aklandı, ama kardeşine yazdığı mektuplar Roch’u gerçekten Turpin üzerine kurduğunu kanıtlıyordu.

11. Jules Verne yazdığı tek edebi incelemede hangi yazarı ele almıştı?
Jules Verne’in 1864’te kaleme aldığı Edgar Poe ve Yapıtları başlıklı dört bölümlük yazı Musée des familles dergisinde yayınlandı. Verne, bu yazıda ünlü Amerikalı yazar Edgar Allan Poe’nun yapıtlarının derinlikli bir çözümlemesini yapıyordu. Aslında, Verne’in romanı Buzdan Sfenks, Poe’nun Arthur Gordon Pym’in Anlatısı adlı öyküsünün devamıydı. Ayrıca, Verne’in ünlü romanı Seksen Günde Devrialem’i, Poe’nun Bir Haftada Üç Pazar adlı öyküsünden esinlenerek yazdığı söyleniyordu. Arzın Merkezine Seyahat, Jangada ve hatta Kaptan Grant’ın Çocukları romanlarında önemli bir rol oynayan şifreler ya da gizli mesajların da esin kaynağı Poe’nun Altın Böcek öyküsü olabilirdi.

12. Jules Verne’in filmi yapılan ilk romanı hangisiydi?
Georges Méliè’nin 1902’de çektiği Voyage dans la Lune [Ayın İçinde Yolculuk]. Méliè, bu filmi Verne’in Aya Seyahat romanından esinlenerek yapmıştı.


13. Elimde ondokuzuncu yüzyılda yayınlanmış eski bir ilk Amerikan baskısı var. Değeri nedir?
Bilemiyoruz. Değişebilir. Bu değer çeşitli şeylere bağlıdır. Örneğin kitabın durumu (yeni ya da kullanılmış olması), baskının türü, vb... Ayrıca her eski kitap ilk baskı sayılmaz. Özgün ya da ilk baskı terimlerinin çok kesin anlamı vardır. Örneğin, Jules Verne’in yazdığı bir kitabın özgün baskısı ilk resimli baskısıyla aynı değildir. Daha iyi bilgi edinmek için bulunduğunuz yerdeki eski kitapçıya başvurmanızı öneririz.

14. Elimde Clovis Dardentor’un Jules Verne tarafından imzalanmış bir nüshası var. Değerli bir kitap sayılır mı?
Hayır. Bu imza romanın tüm nüshalarında basılıdır. Clovis Dardentor’un Hetzel tarafından yayınlanan 1’e 8 resimli baskısının ilk sayfasında Jules Verne’in basılı imzası vardır. Verne bu kitabı üç torununa adamıştı.

15. Jules Verne yapıtlarından birini yazarken herhangi bir kimseyle ortak çalışma yaptı mı?
Evet. Romanlarından bazılarını oyunlaştıran Adolphe d’Ennery’yle birlikte çalıştı. Ünlü Gezilerin ve Gezginlerin Tarihi’ni yazarken de Gabriel Marcel’le işbirliği yaptı. Marcel Paris Ulusal Kitaplığında görevliydi. Verne Fransızcadan başka dil bilmiyordu. Oysa gereksinim duyduğu bilgilerin çoğu yabancı dillerde yazılmış kitaplardaydı.Bu nedenle Marcel’le birlikte bir çalışma düzeni kurmaları zorunluydu. Verne Yerkürenin Ekonomik ve Bilimsel Fethi’ni yazarken de birlikte çalıştılar. (Ama kitap bitirilmedi.) Ayrıca, Verne’in Olağanüstü Geziler dizisinden olmayan Cynthia’nın Enkazı adlı romanı André Laurie’yle birlikte yazdığı söylenmiştir. Ancak son zamanlarda Laurie’nin yalnızca bir onaylama çalışması yaptığı ve adının ticari amaçla eklendiği ileri sürülmüştür. Bundan önce Verne, André Laurie tarafından yazılmış iki metni baştanbaşa değiştirmişti. Bu iki metin daha sonra Jules Verne imzasıyla yayınlanan iki romana dönüştü: Beş Yüz Milyonluk Miras ve Cenup Yıldızı. Théophile Lavallée Fransa ve Kolonilerinin Resimli Coğrafyası’nı yazarken, Verne onunla birlikte çalıştı. Lavallée 1866’da öldüğünde yalnızca kitabın girişini yazmıştı. Hetzel, yapıtı Jules Verne’in tamamlamasını istedi. Bu konuda eksik bir yan bırakmamak için, Verne’nin bazı romanlarını yazarken çok sayıda kişiden özel yardımlar aldığını belirtmeliyiz. Bu yardımcıların kimileri biliniyor. Örneğin ikisi de matematikçi olan Henri Garcet (Verne’in kuzeniydi) ve Albert Badoureau. Aya Seyahat’taki ayrıntılı hesapların tümü Garcet tarafından yapılmıştı. Badoureau ise Ne Altı Var Ne Üstü’nün yazılmasına yardımcı oldu. Jules Verne, deniz ve denizciklikle ilgili tüm romanlarında kardeşi Paul’le birlikte çalıştı. Son olarak, yayıncı Hetzel, Verne’in sürekli yardımcısı sayılabilir.Tüm metinleri ilk okuyan Hetzel’di. Birbirlerine yazdıkları mektupların (yayına hazırlanmaktadır) içeriği ve özgün yazmaların çözümlenmesi Hetzel’in pek çok öneride bulunduğunu, hatta özgün yazmaları derinden etkileyen değişiklikler dayattığını göstermektedir.

16. Jules Verne’in üç romanında tarih çelişkileri buldum. Hatanın kaynağı nedir?
Hata söz konusu değil. İlk bakışta, üç romandaki (Kaptan Grant’ın Çocukları, Deniz Altında Yirmi Bin Fersah ve Esrarlı Ada) olayları çakıştırmaya çalışırken Jules Verne hata yapmış gibi görünmektedir. Kaptan Grant’ın Çocukları’nda öykü, 1864 ve 1865 yıllarında geçer. Öykünün sonunda Ayrton, 1865 Martında bir adada terkedilir. Esrarlı Ada’da öykü, 1865 ve 1869 yılları arasında geçer. Cyrus Smith ve arkadaşları Ayrton’u 1866 Aralığında bulurlar. Ayrton onlara, adaya on iki yıl önce, yani 1854’te bırakıldığını söyler. Öyküsünü anlatırken olayı 1854 ve 1855 yıllarına koyar ve terkediliş tarihini daha da kesinleştirip 18 Mart 1855 olarak verir. Bu tarih, Kaptan Grant’ın Çocukları’nda verilen tarihten on yıl öncedir. Yine Esrarlı Ada’nın sonunda yani 1869’da, Cyrus Smith Nemo’ya kendisini tanıdığını söyler; çünkü Aronnax’ın Nautilus’la yolculuğu sırasında yazdığı kitabı okumuştur. Bunun üzerine Nemo, söz konusu kişinin Nautilus’tan on altı yıl önce ayrıldığını belirtir. Bu da bizi 1853’e götürür. Oysa Deniz Altında Yirmi Bin Fersah’ta olay 1866’da geçer.Gerçek şu ki, hem Hetzel hem de Verne bu çelişkileri zaten biliyorlardı. Esrarlı Ada’nın özgün Fransızca baskısında, iki dipnot vardır. Bu dipnotlarda “yayıncı” hem Kaptan Grant’ın Çocukları’nda hem de Deniz Altında Yirmi Bin Fersah’ta tarih tutarsızlıkları bulunduğunu kabul eder.İlk dipnot ikinci cildin XVII. bölümündedir (Ayrton’un öyküsünü Cyrus Smith’e anlattığı bölüm). Dipnotta, Ayrton’un anlattığı olayların Kaptan Grant’ın Çocukları adlı önceki bir öyküden alındığı anımsatılır ve okurun, gerçek tarihlerin zamanında neden verilmediğini anlayacağı ifade edilir. İkinci dipnot üçüncü cildin XVI. bölümündedir (Nemo’nun öyküsünü anlattığı bölüm). Bu dipnotta da Deniz Altında Yirmi Bin Fersah’la Esrarlı Ada arasındaki tarih çelişkileri kabul edilir ve okurdan ikinci ciltteki dipnota bakması istenir.

Asıl yetimler anadan babadan değil, ilim ve ahlaktan yoksun olanlardır. (HZ. ALİ)


Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et AIM Adresi Yahoo Messenger MSN Messenger Başa dön
Yeni Başlık Gönder || Cevap Gönder
Mesajları göster:   
   Egze & Askcicegim & Kumru.Net Forum Ana Sayfası -> Bilelim Öğrenelim Pdf Tüm saatler GMT +2 Saat
1 . sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Arşiv

Telif Hakkı © 2004 - 2009 Egze Bilişim & Hosting Hizmetlerine Aittir